Mükemmel evlilik olgusu

3 Ağustos 2015

Geçen ay #banakitabinigoster etiketimize gelen fotoğraflarınız için çok teşekkür ederiz. Umarım bu etiket altında daha kitaplar paylaşılır, ebeveynlere fikir olur. En önemli kısım ise, her zaman üzerine vurgu yaptığım ebeveynlerin model olma kavramı. Sizi sürekli gözlemleyen iki küçük göz olduğunu unutmayın.

Merak edip bana e-mail attığınız ismimin anlamı Ağustos ayında açan yaban gülü. Kasım ayında doğan bir çocuk olarak hep merak etmiştim ismimdeki Ağustos’un uğurunu. Bundan tam on beş yıl önce bir Ağustos günü işte o yaban gülü açtı ve evlendik. Zaman hızla akıp giden bir nehir gibi. Tek yapabildiğiniz o nehrin aktığı su yoluna iyi bakmak. Böylece yıllar sonra nehir coşkuyla akmaya devam ederken, etrafına bezediğiniz güzel anılarla dolu çiçekleriniz de olur. Peki nasıl beslenir bu nehir?

Öncelikle, mükemmel evlilik olgusunun olmadığını kabul etmek gerekiyor. Mükemmel evliliğin peşinden koşmak bulunduğumuz ana odaklanmayı, karşılıklı duygu akışını, birbirini anlamayı engeller. Bireylerin birbirini olduğu gibi kabul edebilmesi zaman alan bir süreç olsa da, bunu başarabilen çiftlerin daha keyifli ilişkileri olduğunu görüyoruz.

İki bireyi bir araya getiren en önemli unsurlardan birisi özlemleridir. Bu özlem bazen ortak olabilir bazen de zıt kutuplar birbirini çeker. Örneğin, çekingen bir kişinin özlemi dünyaya meydan okumak ve kendinden söz ettirmekse; partner olarak seçtiği kişinin bu özlemine iyi gelen özellikleri olabilir ya da kişi çekingendir ve özlemi de sessiz sakin kendi halinde yaşamaktır; bu durumda aynı özleme sahip bir partner seçer. Özlemler bilinçaltında işler. Biz farkında olmadan özlemimize göre seçimini yapmıştır. Özlemlerin bir araya getirdiği bu heyecanlı çift birlikte daha fazla vakit geçirmeye başlar. Birbirlerini daha iyi tanıdıkça aslında özlemlerinin benzer ancak ihtiyaçlarının, beklentilerinin, algılarının farklı olduğunu keşfederler. Önce şaşırırlar. Bazısı bu şaşkınlığı karşısında mücadele edip, partnerini kendi zihninde oluşturduğu hayale dönüştürmeye çalışır, bazısı kendini ilişkiden geri çeker. Sabırla ilişkilerini tanımaya devam eden çiftler ise bir süre sonra birbirlerinin biricik özelliklerinden keyif almaya çalışırlar.

Sevgiyi çilek olarak düşünelim. Diyelim ki ben sevgiyi ailemden çilekli pasta olarak öğrendim. Hayatım boyunca insanlara çilekli pasta ikram ediyorum ve insanlar da bana çilekli pasta verdiğinde mutlu oluyorum. Eşim de sevgiyi çilekli muhallebi olarak öğrenmiş olsun. O da çevresinden çilekli muhallebi bekliyor ve çilekli muhallebi ikram ediyor sevdiklerine. Bir araya gelince o bana muhallebi ikram ediyor ben de pasta. Aslında birbirimize ikram ettiklerimizin ikisinde de çilek var. Birbirimize sevgimizi sunuyoruz. Çiftlerin sevgi dilleri farklıdır. Farklılıklar güzeldir ve o nehri besleyen en önemli unsurlardan birisidir.

Nehir coşkuyla akmaya devam ettikçe ilişki güçlenir. Yapılan araştırmalar ilişkideki bir olumsuzluğun önceden birikmiş yedi tane olumlu yatırımı ortadan kaldırdığını gösteriyor. 1’e 7 oldukça yüksek bir oran. Tartışma, fikir farklılığı ya da olumsuzluklar her ilişkide olabilir. Olumlu bağlara yatırım yaparak ilişkimizi sürekli kuvvetlendirelim ki nehir coşkuyla akmaya devam etsin.

Bu kadar çiftlerden bahsetmişken yazımı eşime sürpriz bir yıl dönümü notu ile sonlandırma istiyorum:

“Seninle büyümeyi, seninle olgunlaşmayı seviyorum. Nice 15 yıllar hep birlikte olalım. Birlikte yaşlanmayı da sevelim. Seni seviyorum.”

1

Mutlu çiftler mutlu ebeveynler demek. Haydi siz de sevginizi gösterin eşinize. Hemen bugün.

Sevgiyle…

Uzm. Psikolog Nesteren Gazioğlu
nesteren@ailedanismanlik.com

1 Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir