- Bebeklerin gece beslenmesi çürük riskini artırıyor
- Sağlıklı bir bayram için altın değerinde 5 öneri
- Kalp hastalıkları yaygınlaşıyor
- Gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizm
- Doğum sonrası ruh sağlığında kritik rol üstleniyorlar
- Kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavi
- Polenler yükseldi, çocuklarda şikayetler arttı, ancak…
- Yaşam tarzı değişiklikleri sperm kalitesini artırabiliyor
- Doğumdan sonra adet gecikmesi normal mi?
- Yumurta dondurmayı düşünüyorsanız…
Ai Weiwei ile bir öğleden sonra – Fatih Türkmenoğlu
Ai Weiwei, 1957 yılında Çin’de dünyaya geldi. Hala Çin’de, başkent Pekin’de yaşıyor. İnanılmaz bir karakter; çalışkan, yaratıcı, zeki, anarşist. 60 yıllık hayatına da ne çok şey sığdırmış… Sayısız protesto, birkaç hapis cezası, bolca sorgulama, nefessiz üretme, oradan oraya atlayarak durmadan, dinlenmeden yaratma.
Adam, sanki uzaydan gelmiş. Müzik albümü çıkartmış, adını Dante’den etkilenerek “The Divine Comedy – İlahi Komedya” koymuş, muhteşem. Ayçekirdeklerinden kompozisyonlar yaratmış, Almanya sergisinde olay olmuş. 81 günlük ev hapsi, akıllara sığmayan bir buket fotoğrafları sergisi kazandırmış. Kendi çektiği belgesel, onunla yapılan projeler de Sabancı Müzesi’ndeki ekranlarda dönüyor. İnsanın seyrettikçe seyredesi geliyor.
Ai Weiwei, sanatın birçok dalında ustalaşmış, klasik sanat akımlarıyla, geleneklerle dalga geçecek kadar hem de. Almış hayatını, tüm sanatların ortasına yerleştirmiş sonra da.
Babası bir aktivist, karşıt duruşunu haykırarak gözler önüne seren bir muhalifti. Yazdığı bir şiir, bütün ailenin yaşamındaki keskin virajdı. Çocukluğunun bir bölümü sürgünde geçti. Sıkıntıdan taşları oyarak ilk eserlerini oluşturmaya başladı.
Armut dibine düştü. Ai, mültecilerin, ezilenlerin, hakkı yenenlerin, doğuştan şanssızların yanındaydı hep. Hem de sınırsızca sivri, ölesiye çalışkan, inanılmayacak kadar korkusuz haliyle. Çin’deki depremde okul binalarının altında kalıp yaşamını kaybeden beşbin çocuğun ismini tesbit etti, okul binalarının inşasındaki üçkağıtları ortaya çıkarttı. Tek başına çıktığı yol, bir mücadele hareketine dönüştü. Dünyanın her yanında sayısız hayranı, kendi ülkesinde de binlerce düşmanı vardı artık…
Sabancı Müzesi’ndeki sergiye Mimi’yle gittik. Duygularımızı tam olarak anlatabilmeme imkan yok. Sergi, uzamazsa, 28 Ocak’a kadar devam edecek. Bir çocuk ve yanlarındaki bir yetişkin bedava, ayrıca müzenin herkese bedava olduğu günler de var.
Olağanüstü bir insan tanımak isterseniz, yolunuzu Emirgan’a düşürün derim.
İlgili Yazılar
Son Haberler
-
Bebeklerin gece beslenmesi çürük riskini artırıyor
Toplumda “Biberon Çürüğü” olarak da bilinen erken çocukluk çağı çürükleri...
- Eklendi Mayıs 31, 2026
- 0
-
Sağlıklı bir bayram için altın değerinde 5 öneri
Paylaşmanın, birlikteliğin, kültürel mirasımızın en güzel anılarından biri olan bayramları...
- Eklendi Mayıs 21, 2026
- 0
-
Kalp hastalıkları yaygınlaşıyor
Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor....
- Eklendi Mayıs 12, 2026
- 0
-
Dolgu çağı bitiyor mu?
Medikal estetik uygulamalar son yıllarda özellikle dolgu işlemleri etrafında yoğunlaşan...
- Eklendi Mayıs 1, 2026
- 0
-
Gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizm
Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki...
- Eklendi Nisan 26, 2026
- 0
-
Doğum sonrası ruh sağlığında kritik rol üstleniyorlar
Ebelik Bölümü’nden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, gebelik mesleğinin tarihsel...
- Eklendi Nisan 24, 2026
- 0
-
Kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavi
Kepçe kulak, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen...
- Eklendi Nisan 16, 2026
- 0




0 yorum