Ağaç yaşken eğilir – Fatih Türkmenoğlu

1 Şubat 2017

Ne oldu bize böyle? Hangi arada kültürümüzle, genlerimizle nesilden nesile geçen güzelliklerimizi unuttuk? Bütün o el öpmeleri, kolonya dökmeleri, yaşlıyı en baş köşeye oturtmaları?

Sabun kokan, dantel örtülerle süslenmiş o eski evleri özledim. Huzurlu ve sakin geniş zamanları. Tavuk suyuna çorba kıvamında herkesin birbirinin yarasını özenle, şefkatle sardığı o güzelim İstanbul’u çok, ama çok özledim. Misafir salonlarının zigon sehpalarını, devasa kültablalarını, kristal avizelerini de çok arıyorum. Elektrik kesintilerinde bütün ailelerinin mumların başında oturup kahkahalarla kestane yemeleri, o sohbetin bir türlü bitmeyişini, portakal kabuklarını soba üzerinde kokutmaları, o herkesin birbirinden güç aldığı gri, ama huzurlu günleri hatırladıkça burnumun direği sızlıyor…
Unknown
Zenginleştik, büyüdük, şımardık. Gökdelenler, otobanlar, ışıltılı sıra sıra köprülerimiz var. Soba artık yok, üzerinde çay ve tarçınlı ıhlamur kaynatılan bir ısıtıcı hayatımızdan çıktı yani… Ebeveyn banyosu olmayan bir daireye adım bile atılmıyor artık. Arabanın otomatik vitesi yoksa, yandınız, satılmıyor. Kaloriferli sıcacık evlerin mutfaklarında türlü türlü aletler var. Her odada bir televizyon mevcut, her odada ayrı bir ışık yanıyor. Artık bir arada, bir odada yaşanmıyor. Akrabalar yatılı ziyarete gelmiyor, komşu çocuklarıyla upuzun bir öğleden sonrası birlikte oynanmıyor. Odalar ve yaşamlar, televizyonlar ve bilgisayarlar, telefonlar, banyolar ve arabalar kişiye özel. Neredeyse birlikte sofraya oturmayan, belki yoğun tempolardan oturmayan aileler, mutfaklarında haftalarca tencere kaynamayan, çay demlenmeyen sayısız ev var. On yıldır oturduğu apartmanda yan komşusunu tanımayan ne çok insan biliyorum…

Ne oldu bize? Bu şiddet, bu öfke, bu saldırganlık, özentilik, bencillik, ayrımcılık, haddinibilmezlik, tembellik, şımarıklık, saygısızlık, ukalalık… Kimbilir aklıma şimdi gelmeyen ne çok negatif özellik daha var. Börek kokuları, sabun kokuları, ocakta pişirilen kahve kokularıyla buram buram içimde yaşayan güzel çocukluğumda olmayan şeyler bunlar. Yoktu o zaman, eminim. Benim nostaljim, eskiyi daha güzelleştirerek hatırlamam falan değil bu. Yoktu işte…

Peki ne oldu bize? Dünya değişti, teknoloji gelişti, biz ilerledik, lig değiştirdik, vites büyüttük, etrafımızdaki savaşlardan kötü etkilendik, ülkemizin jeopolitik durumu, bizle oyun oynuyorlar; bla bla bla. Yarım saat daha geç yatıp, bir tepsi börek açıp, bir kalıp kek yapıp yan komşuya yarısını ikram etmek çok mu zor? Biraz güzel enerji, biraz dostluk, biraz gülümsemeyi hayatlarımıza tekrar dahil etmek çok mu imkansız? Kendimizden başkalarını da düşünmek, özel zamanlarımızdan biraz fedakarlık etmek, bir adım atıp empati kurmak nerede? Geçenlerde ailece mutfağa girdik. Herkes hamurun bir köşesinden tuttu. Mimi, kendi küçük oklavasıyla açtı hamurunu. İdil ana işi yaptı, sonra hepimiz birden doldurduk içlerini. Biraz şekilsiz olsa da, bence dünyanın en lezzetli böreklerini pişirdik o gün. Komşularımızla paylaştık, birlikte çok güzel bir zaman geçirdik, arada da çok keyifli sohbet ettik. Bence ileride hatırlayacağımız özel, gülümsetecek, iç ısıtacak günlerden birini yaşadık.

Hayır, hala düşünüyorum: Ne oldu bize?

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir