- Dikkat eksikliğini artıran hatalı ebeveyn yaklaşımları
- Ağız ve dişlerde ihmale gelmez 5 sorun!
- Kolik bebekleri rahatlatacak 7 yöntem
- Beta mikrobu
- Sağlıklı bir hamilelik için…
- Fazla mükemmeliyetçi olmak iyi değil
- Büyümede duraklama ve boy kısalığına dikkat
- Aile arabası nasıl seçilir?
- Çoklu virüsler çocukları tehdit ediyor
- Çocuğunuz nöbet geçiriyorsa dikkat
Nee! Duyamıyorum: Gizli işitme kaybı

Çocuklarda gizli kalan işitme kayıpları dil gelişiminin olumsuz etkilenmesine, okul başarısızlığına ve anlamlandırılamayan öfke nöbetlerine neden olabiliyor. Konuşmayı yaşıtları gibi öğrenemeyen ve doğru sözcükleri bulamayan çocuklar kendini toplumdan soyutlayarak yalnızlaşabiliyor. Çocuklarda büyüme ve gelişme geriliğine yol açabilen işitme bozukluklarının erken dönemde tedavi edilmesi gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümünden Doç. Dr. Mustafa Cem Özbek, çocuklarda işitme kaybı ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi.
Kulakta sıvı birikmesine dikkat!
Çocukluk çağında sıklıkla işitme kaybına neden olan pek çok neden bulunmaktadır. Kulakta sıvı birikmesi, çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar, anne hamileyken geçirilen kızamıkçık, toksoplazma, herpes gibi enfeksiyonlar veya doğumdan sonra geçirilen kabakulak menenjit, su çiçeği gibi hastalıklar çocuklarda işitme kaybı yapan nedenler arasındadır. Akraba evlilikleri de genetik geçişli işitme kayıplarının sık ortaya çıkmasının önemli bir nedenidir. En sık görülen neden ise kulakta sıvı birikmesidir. Geçirilen orta kulak enfeksiyonları sonucunda, orta kulakta efüzyon denilen sıvı oluşur. Kulakta sıvının uzun süre kalması zaman içinde zarda incelmeye neden olur. İncelen zar orta kulaktaki kemikçiklere yapışarak onları aşındırması hayatın ilerleyen döneminde kalıcı işitme kayıplarına neden olabilir.
Erken teşhis ile tüp tedavisi işitme kaybını önlüyor
Erken teşhis ile kulak zarına uygulanacak tüp takılması sorunu büyümeden kolaylıkla çözmektedir. Kulak zarına konulan tüp, orta kulak ile dış ortam arasındaki basıncın dengelenmesini sağlar ve geçici bir süreliğine görevini yeterli yapamayan östaki borusunun işlevini görür. Kulaktaki negatif basınç ortadan kalkınca orta kulaktaki enfeksiyon düzelir, hücreler normal işlevini yapmaya başlar. Konulan tüp zaman içinde kulak zarından kendisi çıkmakta ve bu süre zarfında da orta kulaktaki sorun büyük oranda tedavi olmakta çocuk normal işitmesine ve sağlam kulak zarına sahip olmaktadır.
İşitme kaybı lisan öğrenmeyi ve konuşmayı da engelliyor
İşitme kaybı, konuşma-lisan gelişimini etkileyen en önemli faktördür. İletişimin sağlanmasının en önemli aracı olan konuşmanın öğrenilebilmesi için, çocukluk çağındaki işitmenin yeterli olması gerekmektedir. Hayatın ilk iki yılı lisan gelişimi açısından en önemli zaman dilimidir. Bu sürede işitme kaybı olup da saptanamayan çocukların dil gelişiminde, yeterli ilerleme sağlanması çok güç olur. Çocukluk döneminde işitme kayıpları ne kadar erken meydana gelirse, lisan ve dolayısıyla da çocuğun konuşma gelişimini o kadar olumsuz etkiler. Bu nedenle çocukluk döneminde var olan veya sonradan ortaya çıkan işitme kayıpları erken teşhis edilmeli ve gereken tedavi veya rehabilitasyon programlarına da mümkün olduğunca erken başlanılmalıdır. Doktor, aile ve öğretmenler ortak hareket ederek çocuğa yardımcı olmalıdır.
Konuşamamak çocuğun geride kalmasına neden oluyor
Lisanı henüz daha yeni öğrenme aşamasında olan çocuklardaki yüzde 30’luk bir işitme kaybı dahi konuşulan kelimelerin %25- 40’ını anlamamalarına neden olur. Yüzde 40’lık kaybı olan bir çocuk konuşmaların neredeyse yarısını anlayamaz. Konuşmayı öğrenmiş bir erişkin tam duyamasa bile sözcükler arasındaki boşlukları beyinde çözümleyip aralarını doldurabilir, ancak iyi duyamayan çocuk, dil gelişimi henüz yeterli olmadığı için bunu yapamaz. İşitme kayıplı geçirilen süre uzadıkça, lisan gelişiminde gecikme ortaya çıkar, kelime sayısı yeterli gelişemez, çocuk daha içine kapanık ve çevresinden uzak durma eğiliminde olur. Konuşma, kendini ifade edebilmenin de bir aracı olduğu için bazı çocuklar konuşarak sıkıntılarını anlatamadıkları için agresif olabilirler. Çocuk önce sosyal olarak evde veya yuvada, daha sonra da okulda akademik olarak arkadaşlarının gerisinde kalır. Oysaki artık günümüzde işitme kayıplarının birçoğu önlenebilmekte veya erken tanı ile tedavi edilebilmektedir.
Sonradan da ortaya çıkabiliyor
Önemli olan başka bir nokta da; doğumdaki taramadan sonra ortaya çıkabilecek hastalıkların neden olabileceği işitme kayıplarıdır. Örneğin yenidoğan sarılığı geçiren, 1500 gramdan az düşük doğum ağırlığı ile doğan, iç kulağa zarar verebilecek bazı antibiyotiklerin kullanıldığı, kafa travmasına maruz kalan, ailelerinde kalıtsal işitme kaybı olan veya menenjit, kabakulak gibi hastalıkları geçiren çocuklar, işitme taramasını geçseler dahi tetkikleri tekrar yapılarak yakın izlemde tutulmalıdır. Benzer şekilde kulak kepçesinde ve çevresinde anormallik tespit edilen çocukların da işitmeleri yakından takip edilmelidirler.
Tarama testleriyle erken teşhis edilebiliyor
Günümüzde yapılan çalışmalar neticesinde artık doğan her çocuğa otoakustik emisyon dediğimiz tarama testi yapılmaktadır. Bu çok önemli bir gelişmedir. Tarama testleri sayesinde işitme kaybı olan çocuklar erken teşhis edilebilmektedir. Eğer çocuk tarama testinden geçemediyse test belli bir süre sonra tekrarlanmakta, yine geçemediyse daha detaylı bir tetkik olan beyin sapı sinyallerinden işitmeyi ölçen ABR dediğimiz tetkik yapılmaktadır. İşitme kaybı tespit edilen çocuklarda, işitme kaybı seviyesine göre ya erkenden işitme cihazı verilmekte veya da işitme tama yakın yoksa koklear implant ( biyonik kulak) ameliyatları yapılarak tedavi uygulanmaktadır. Bu uygulamaların mümkünse ilk 2 yıl içinde yapılması çocuğun ilerleyen yıllarda normal dil gelişimine ulaşmasını sağlaması bakımından çok önemlidir. İlk iki yıldan sonra yapılan ameliyatlarda aynı başarıyı sağlamak ne yazık ki mümkün olmamaktadır. Elbette ki, sadece ameliyat veya cihaz verilerek sorun çözümlenmemektedir. Bu hasta grubunun yakın takip edilmesi ve eğitim programlarına alınarak rehabilitasyonlarının sağlanması da gerekmektedir.
İlgili Yazılar
Son Haberler
-
Dikkat eksikliğini artıran hatalı ebeveyn yaklaşımları
Sınavlarda en basit soruların dikkat eksikliğinden dolayı yanlış cevaplanması, ani...
- Eklendi Haziran 3, 2023
- 0
-
Ağız ve dişlerde ihmale gelmez 5 sorun!
Ülkemizde 5 yaş altı çocukların yüzde 80’inin ağzında çürük diş...
- Eklendi Mayıs 30, 2023
- 0
-
Kolik bebekleri rahatlatacak 7 yöntem
İnfantil kolik; üç haftadan uzun süren, haftanın en az üç...
- Eklendi Mayıs 17, 2023
- 0
-
Selülitlere veda
İleri teknoloji selülit tedavileri ile tüm kadınların kâbusu olan portakal...
- Eklendi Mayıs 13, 2023
- 0
-
Beta mikrobu
Tonsillofarenjit adı verilen hastalık çocuklarda ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı,...
- Eklendi Mayıs 5, 2023
- 0
-
Sağlıklı bir hamilelik için…
Doğru beslenmek, bedenen ve ruhen sağlıklı olabilmemiz için hayatımızın her...
- Eklendi Nisan 24, 2023
- 0
-
Fazla mükemmeliyetçi olmak iyi değil
Baba ile olan iletişim, çocuğun yetişkinlikte de tüm ilişkilerini etkileyebiliyor…...
- Eklendi Nisan 17, 2023
- 0
PARENTS TV
YAZARLAR
-
Denizde on gün
Davet Mimi’ye geldi, “biz ailece tekneyle kıyıları dolaşacağız, Mimi...
- 9 Eylül 2020
- 0
-
Bu yaz İstanbul’da
Temmuz’un ikinci yarısına kadar tezimle uğraştım. Acayip bir harala...
- 8 Ağustos 2020
- 0
-
İlk ders, ilk kazanç
Talia, neredeyse 16 yaşında. Dersleri, aktiviteleri, arkadaşları, sevdikleri, bildikleri,...
- 7 Temmuz 2020
- 0
-
Ve bir Kez Daha Dijital Medya Okur Yazarlığının Önemi
Yazan: Birsu Şentürk @nestendrestzekeriyaköy Hayat bize Dijital Medya Okur...
- 5 Mayıs 2020
- 0
0 yorum