Güncel
- Bebeklerin gece beslenmesi çürük riskini artırıyor
- Sağlıklı bir bayram için altın değerinde 5 öneri
- Kalp hastalıkları yaygınlaşıyor
- Gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizm
- Doğum sonrası ruh sağlığında kritik rol üstleniyorlar
- Kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavi
- Polenler yükseldi, çocuklarda şikayetler arttı, ancak…
- Yaşam tarzı değişiklikleri sperm kalitesini artırabiliyor
- Doğumdan sonra adet gecikmesi normal mi?
- Yumurta dondurmayı düşünüyorsanız…
Nasıl çocuklar yetiştiriyoruz?- Fatih Türkmenoğlu
1 Nisan 2016
Doğan Cüceloğlu’nun “Başarıya Götüren Aile” kitabını okudum geçen hafta. Yıllardır pozitif psikolojiyle ilgileniyorum, Doğan Hoca da birçok pozitif psikoloji yaklaşımını benimseyen bir biliminsanı. Kitabın neredeyse altını çizmediğim, kenarına not almadığım sayfası kalmadı. Özetle: Çocuğunuzun nasıl bir birey olacağı, kesinlikle sizin elinizde.
Gelişim psikologları aslında neredeyse son yüz yıldır bu soruya kafa yoruyorlar: Nature vs nurture, yani belirleyici olan genler, karakter, huy mu, yoksa içinde yaşanılan koşullar mı? Birçok uzman, her ikisinin de önemli olduğu görüşünde birleşiyor; Doğan Hoca da. Tabii ki her insanın bir kapasitesi, yatkın olduğu konular, sevdiği şeyler, onunla doğan, onu “o” yapan özellikleri var. Ancak, hayatla nasıl başa çıkacağı, gerçek anlamda nasıl bir yetişkin olacağı, sorumluluklarının ve kararlarının farkına varacağı, aldığı kararların sonuçlarına nadıl katlanacağı, iki ayağının üzerinde ne kadar sağlam duracağı hep öğrenilen şeyler. Maalesef bizim kültür, birçok hoş yönlerinin yanında, çocuğun sorumlu bir yetişkin olmasına pek olanak tanımıyor. Aslında yetişkin bedeninde doşaşan bizler, ne kadar yetişkiniz, bu da bir büyük soru işareti.

– Koşma “annecim”, düşersin.
– Dersini çalıştın mı “babacım”?
– Aslında çok zeki, ama öğretmeniyle anlaşamadı.
– Çok çalıştı, sınavda soruları kaydırdı, istediğimiz bölüm olmadı…
Bu örneklerin onlarcası kitapta var; ben de yüzlerce ekleyebilirim. Çocuklarına “annecim-babacım” diye hitap edip, onları önce kimlik karmaşasına sürekleyen, sonra da aman başarılı olsunlar diye çabaladıkça yalpalayan, yalpaladıkça sağa sola çarpıp yuvarlanan ebeveynler…
Eğer siz kitap okumazsanız, çocuğunuz da okumayacak. Söylediğiniz her yalanı anlayacak, o da söyleyecek. Sizi çaba içinde görmezse, o da çabalamayacak. Sakın onun her kusurunu örtmeyin, her ortamda korumayın; buna alışacak. Onun yerine karar vermeyin, bu gidişle hayatının kontrol odasına hiçbir zaman oturamayacak. Annecim babacım demekten vazgeçin, anne baba olan sizsiniz, o sizin evladınız ve bir adı var. “Yavrum, canım, iki gözüm, ciğerim, herşeyim” deyin, bunlar bizim kültürümüzün insanın ruhunu sıcacık sarmalayan hitapları; ama annecim babacım değil.
Röportaj yaptığım bir çocuk psikoloğu, kendisine hasta olarak gelen her çocuğun ebeveynleriyle de bir seans yaptığını, neredeyse her vakada da asıl hastanın anne ve baba olduğunu söylemişti. Sıkı durun, çoğunlukla da yarı okumuş ama çok hırslı, orta üst sosyo ekonomik sınıfın anneleri. Hiç unutmadım, çünkü benim çevremde gözlemlediğim de aynen bu.
Uzun sözün kısası: Çocuklarımızın başarılı olmalarını istiyoruz. Hayaller kuruyoruz. Deniyoruz, çabalıyoruz, büyük paralar ve sonsuz emekler harcıyoruz. Öyle değil mi?
Bir dakika durun lütfen. Önce biraz rahatlayın. Çocuk herşeyden önce onu sürükleyen, zır zır durmadan emşr yağdırandan ziyade, mutlu anne baba görmek ister.
Sonra o çok sevimsiz ve lüzumsuz korumacı role bürünmeyin. Çocuğu korumak, kollamak ve hayatının her anını kontrol etmeye ve yönlendirmeye çalışmak başka şeyler. Onun olmasını istediğiniz yetişkin, karakterine ne kadar uygun, düşünün. Hayat hakkında sohbet edin. Tiyatroya, sinemaya, sergilere gidin; gördüklerinizi birlikte yorumlayın. Vaktinizi ve emeğinizi doğru yolda harcayın.
En son olarak da aynaya gidip kendinizi seyredin. Hayattaki bütün hayal kırıklıklarınızla, öfkeniz, nefretinizle barışın. Kendinizi sevin ve kendinizi geliştirmekle işe başlayın. Büyük bir çaba, ter, uzun bir koşudan bahsediyorum. Yüzde yüz yapabiliyor muyum, ben de pek bilemiyorum.
Ama yolun sonunda gerçekten çok parlak bir ışık görüyorum. Hem çocuğunuz hem de sizi ışıl ışıl parlatacak güçte bir ışık. Hadi!
İlgili Yazılar
Son Haberler
-
Bebeklerin gece beslenmesi çürük riskini artırıyor
Toplumda “Biberon Çürüğü” olarak da bilinen erken çocukluk çağı çürükleri...
- Eklendi Mayıs 31, 2026
- 0
-
Sağlıklı bir bayram için altın değerinde 5 öneri
Paylaşmanın, birlikteliğin, kültürel mirasımızın en güzel anılarından biri olan bayramları...
- Eklendi Mayıs 21, 2026
- 0
-
Kalp hastalıkları yaygınlaşıyor
Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor....
- Eklendi Mayıs 12, 2026
- 0
-
Dolgu çağı bitiyor mu?
Medikal estetik uygulamalar son yıllarda özellikle dolgu işlemleri etrafında yoğunlaşan...
- Eklendi Mayıs 1, 2026
- 0
-
Gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizm
Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki...
- Eklendi Nisan 26, 2026
- 0
-
Doğum sonrası ruh sağlığında kritik rol üstleniyorlar
Ebelik Bölümü’nden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, gebelik mesleğinin tarihsel...
- Eklendi Nisan 24, 2026
- 0
-
Kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavi
Kepçe kulak, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen...
- Eklendi Nisan 16, 2026
- 0







0 yorum