Çocuklar ve Sanal Vahşiler – Psikolog Nesteren Gazioğlu

4 Mayıs 2016

shutterstock_156791099

Küçükken çok kanallı televizyona geçiş öncesinde ne güzel programlar vardı, hatırladınız mı?  Çoğu aile bu programları izler ve ortak bir konuşma alanları olurdu. Örneğin Dallas dizisinin karmaşık aile yapısı, yıllarca izleyenleri etkisi altında bırakıp, kendinden söz ettirmiştir. Bu etkileşim çocuklar için de geçerliydi.  Çok sevgili Adile Naşit’in Uykudan Önce programında anlattığı  masallar, kıymetli Barış Manço’nun Adam Olacak Çocuk programındaki sohbetleri ilmek ilmek dokuyordu, şekillendiriyordu zihinlerimizi.

Günümüzde çocukların maruz kaldığı uyaranlar çeşitlense de insan gelişimi benzer bir  sistemde devam ediyor. Çocukların  maruz kaldıkları  uyaranlar, bilişlerini ve kişiliklerini adım adım şekillendiriyor. 1980 yıllarında çocuklarının televizyona maruz kalması sınırlıydı çünkü belirli saatlerde kısıtlı seçenekler vardı. Seçeneklerin kısıtlı olması ebeveyn farkında olsa da olmasa da çocuklara bir anlamda zorunlu bir zaman sınırı da koyuyordu. Ancak gözden kaçan çeşitli programlar oluyordu elbette. Pazar sabahları televizyon izleyen çocukları hem korkutan hem de izlenme arzusu yaratan ilginç bir çizgi film vardı: Clementine. Şu an yazarken bile soyut düşünce yapısına henüz geçememiş 11 yaş öncesi çocukların bu çizgi filmi nasıl anlamlandırdığını merak ediyorum.  Nasıl anlamlandırmıştık, neler düşünmüştük izlerken? Peki, günümüz çocuğunu kaç çizgi film izliyor? İçerikleri nasıl? Çeşitlilik fazla olunca belirli sınırlar içerisinde kalmak da zorlaşıyor.  Dolayısıyla sınır koymak da ebeveynleri zorlayan konular arasında yer alıyor. Televizyon dışında bilgisayar oyunları, uygulamalar, sanal dünyanın videoları, siteleri derken sınır konulması gereken alanların sayısı artıyor ve bu da işi daha da karmaşık bir hale getiriyor.

Sanal dünyanın yarattığı sınır ve sınır ihlalleri, televizyondan daha fazla endişe verici  olaylara zemin hazırlıyor.  Örneğin geçen ay içerisinde sohbet alanı olan online oyunda bir çocuğun uğrayabileceği  taciz gündeme geldi. Tabii sanal bağımlılık ve zorbalık üzerinde araştırma yapan birisi olarak bu tür programların yıllardır binlerce türevi  olduğunu da çok iyi biliyorum.  Çocukların bilgisayarları ya da cihazları aracılığı ile evlerinin içerisine kadar giren bu belirsiz kişilere “sanal yırtıcılar” diyoruz.  Sanal yırtıcılar internetin kimliği gizleme ve anonim olma özelliklerinden faydalanarak tacizi hedefleyen bireylerdir. Bu sanal  taciz duygusal da olabilir cinsel de olabilir hatta çoğu sanal yırtıcı bir süre sonra bu süreci gerçek hayata taşıma eyleminde de bulunuyor.

tekrar-yayinlansin-denilen-cizgi-filmler_356633

Görünür sınırların olmadığı, kimliğin belirsizleştiği, tehditlerin arttığı sanal ortamda çocuklarımızı nasıl koruyacağız?

Sakin Olun

Öncelikle, sanal yırtıcılar ya da sanal zorbalık hakkında edindiğiniz bilgiler karşısında sakinliğinizi korumanız gerekiyor.  Kaygı ile ebeveynlerin koyduğu yasaklar ve katı kurallar yırtıcıların daha fazla işine gelir.  İnterneti kapatmak ya da bilgisayarını elinden almak gibi ceza içeren davranışlar hem çocuğunuzda daha fazla merak uyandıracak hem de merakını gidermek için sizin bilginiz olmayan davranışlara baş vurmasına sebep olacaktır.

 Samimiyet ve Güven

Aile ortamınızın paylaşım ve yaşam kalitesine yatırım yapın. Aile içerisinde eleştirilmeden dinleme ortamları oluşturun.  Çocuğunuz yaşadıklarını anlatmaya başladığı anda çeşitli duygular hissedebilirsiniz; kızgın, öfkeli, kaygılı… Bu hissettiğiniz duygular sizi “ Ben sana söylemiştim… beni dinleseydin…” şeklinde ifadelere de itebilir.  Suçlayıcı olduğunuz takdirde çocuğunuz sizden uzaklaşma ihtiyacı içerisine girecektir.  Anlaşılma ihtiyacını gidermek isteyen çocuk için yırtıcı sanal dünyada hazır bekliyordur.  Çocuğu anlar gibi avına yaklaşan sanal yırtıcı aslında adım adım onu kendisine bağlayarak tuzağına çekmektedir.

Sınırlar

Sanal ortam kullanımı ya da  sınır koymak denildiğinde genellikle ebeveynlerin aklına süre geliyor. “Çocuğum ne kadar bilgisayar oynamalı?” ya da “Kaç yaşında başlamalı?” şeklinde sayılar, hesap kitaba yönelik,  kısaca niceliğe yönelik sorularla karşı karşıya kalıyoruz. Süre kontrolü önemli ancak sanal yırtıcılardan korunmak için kullanım amacı ve kullanım türü kısaca niteliği daha önemli. Yukarıda bahsettiğim örnekteki gibi 1980lerde Clementine isimli çizgi filmi nicelik açısından belki haftada bir toplamda da en fazla yarım saat izliyorduk ancak niteliği izleyenleri etkiliyordu.

Teknolojiyi anlamak

Trafiğin işleyişini anlamadan karşıdan karşıya geçmemiz mümkün ancak bu çok riskli bir davranış olur.  Araçların ne taraftan geleceğini kestiremiyorsak birkaç riskli denemeden birinde kaza da yaşayabiliriz. Sanal dünya da benzer bir şekilde işliyor.  Sanal dünyanın düzenini anlamadan kullanırsak risk altında oluruz.  Günümüzde gerek virüs yazılım programı gerek ebeveyn kontrol programı olsun, çeşitli donanımlara sahip olmadan internet kullanmak kapısız bir evde yaşamak gibidir. Bu sebeple internet teknolojilerini kullanan çocuğunuza destek olmak ve gerektiğinde tehlikeleri  tanıyabilmek için teknoloji bilginizi geliştirin ya da aile içerisinde teknoloji bilgisi yüksek kişilerden destek alın.

Yaşa göre anlatım

Çocuklarımıza yaşlarına göre maruz kalabilecekleri tehditleri anlatmalıyız.  Anlatmak onları korkutmaktan öte korumak ve sorumluluk amaçlıdır.  Örneğin,  beş yaşındaki bir çocuğa “Sokakta sana şeker verip, seni annene götüreceğim” diyen kişilere inanma şeklinde bilgi vererek onu hayatın kötülüklerine karşı koruyorsak, sanal dünyanın tehditlerini de sanal dünyaya giriş yapan çocuğa anlatmalıyız.

Model olmak

Sanal dünyayı cazip kılan özelliklerden birisi de kaçış alanı olmasıdır.  Aile içerisinde yaşanan çatışmadan uzaklaşmak için çocuğun gidecek başka mekanı yoktur.  Odasındaki sanal dünya ise uzaklaşması için cazip bir alternatiftir.  Günlük yaşamın yarattığı kaostan uzaktır.  Özellikle de ebeveynler çatışma çözümünde model olmayı kendi cihazlarına yönelerek yapıyorsa, çocuk da öğrendiği en iyi yöntem olan cihaza yönelmeyi yapacaktır. Bir salonda televizyonun  açık ve her bireyin kendi elindeki tablet ya da telefonla meşgul olduğu görüntüleri bilirsiniz. Bu ortamdaki çocuğa tableti, telefonu yasaklamak çok da anlamı değildir çünkü modeli devam ediyor.  Çocuklarınıza hobi geliştirmek ve gerçek yaşamla bağlantıda kalmak için model olun.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir