Motivasyon

1 Ekim 2015

Bu yıl çocuklar mutlu, okullar geç açılıyor. Tatil biraz daha uzadı. Çocuk gözüyle düşünün bir gün fazla tatil bile onları mutlu etmeye yetiyor. Bazı okullar ise yıllık planları dolayısıyla erken açıldı. Eskiden ben çocukken özel-devlet tüm okullar aynı gün açılırdı. O sabahlar ne büyük telaştı.  Babam bir gece önceden trafikte kalmadan okula varmamız için uyarırdı. Yıl, 1980’ler, İstanbul’daki araba sayısını düşünün.  Bir de günümüzü düşünelim. Tüm okullar aynı gün açılsa sanırım ne okula varabilirdik, ne de iş yerlerimize. Tabii bu farklı tarihler çocukları da farklı yönlerde etkiliyor. Komşusunun ya da mahalledeki bazı arkadaşlarının okula gittiğini, heyecanla kitap, defter, kırtasiye hazırlığını yaptığını gördükçe ya heyecanı daha fazla artabilir ya da mutsuzlaşabilir. Heyecanlanan ya da mutsuzlaşan çocuklar arasında farkı yaratan mizaçtan tutun, tecrübelere; özsaygıdan tutun motivasyona kadar çeşitli farklılıklar olabilir. Ben bu yazımda motivasyon üzerinde durmak istiyorum. Okul açılınca çocuğun ders çalışması için de motivasyon gerekli, ona verilen bir sorumluluğu sürdürebilmesi için de gerekli.

Motivasyonu belirli bir tempoda yürüyüş yapan insana benzetiyorum. Bir adımı başlatmak diğer adımı ise sürdürmek… Sadece başlatan bir motivasyonumuz varsa, bir çok işe heyecanla başlar ancak sonra devamını getiremeyiz. Hem çocuklar hem de yetişkinler için iki adımı da atmak gerekiyor; başlamak ve sürdürmek. Örneğin, okullar açıldığında motivasyonu yüksek olan bir öğrencinin motivasyonu ileriki aylarda düşebiliyor. 2004 yılında Broussa ve Garrison, yaptıkları çalışmada motivasyon çalışmalarının üç soru üzerine odaklandığını belirtmiştir. Bu sorular:

  • Bu görevi yapabilir miyim?
  • Bu göreve yapmak istiyor muyum? Neden?
  • Bu görevi başarı ile yapmak için ne yapmam gerekiyor?

Çocuğun bir görevi yapabileceğine dair inancının geliştirilmesi ve ebeveyni tarafından desteklendiğini hissetmesi motivasyonu artıran unsurlardandır. Motivasyonun iki türü vardır; iç motivasyon ve dış motivasyon. İç motivasyon sahibi birey kendi kendini harekete geçirebilir, kendi hedeflerini belirleyip bu doğrultuda ilerleyebilir. Hedefine ulaşma sürecinde kendi kendini motive edebilir. Hedefine ulaştığında ise sahip olduğu his onu tatmin eder.  Dış motivasyonda ise birey takdiri ya da ödülü dışarıdan bekler. Örneğin, bir hediye, bir takdir, bir alkış… Bazen de bireyde bir ceza dış motivasyonu sağlar. Cezadan kaçmak için görevlerini tamamlar. Uzun vadede bakıldığında iç motivasyonun daha sürekli olduğu gözlemlenir.  Dış motivasyon sürekli dışarıya bağımlılık yaratan kısa hazlar sunarken, iç motivasyon kaynağı bireyin kendisindedir.

Yapılacak görevlerin çocuğa anlatılması ve bir anlam yaratılması da motivasyonu artıran unsurlardan biridir.  Birisi bir anda bize gelip “Hemen ayaklarını yerden kaldır ve öylece dur!” dese anlayamayız.  Nedenini sorgularız, bazen de emrivakilere ters tepki ile inadına tersini yaparız.  Eğer bize açıklama yaparsa “Az önce burada bir akrep gördüm ve hemen ayaklarını kaldır, onu bulana kadar öyle dur ki terliğinin içerisine girmesin.” ders yapma olasılığımız daha fazla artar.  Çocuklara da neden bilgi öğrenmeleri gerektiği, neden kitap okumaları gerektiği, neden ödev yapmaları gerektiği bir kez anlamlı bir şekilde açıklanırsa, çocuk içselleştirecek ve kendi kendine uygular hale gelecektir.

Son olarak, hedefine nasıl ulaşacağı noktasında çocuğunuz destekleyebilirsiniz. Bu destekte ise kritik nokta ona hata yapma alanı tanımaktır.  Sabırla, denemesine ve yanılmasına izin vermeniz gerekir.  Ayrıca en kestirme, en doğru yanıtı biliyor olsanız bile çocuğunuza doğruyu bulması için direkt yol açmayın. Sorularla destekleyin, yolu kendisi bulsun. Böylece başarı ile sonuca ulaşma yöntemini öğrenir.

Tüm çocuklarımıza özellikle kızım İnci Dilara gibi TEOG’a girecek sekizinci sınıf öğrencilerine bol motivasyonlu günler diliyorum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir