Bir başımayken, şimdi oldum yedi- Fatih Türkmenoğlu

10 Ekim 2016

fatih_turkmenogluZaman ne çabuk geçiyor. Evleneli 15 sene olmuş… Ama bir de öbür taraftan bakınca, 15 sene dediğiniz nedir ki? Biraz dün gibi, biraz geçen haftalardan bir zaman dilimi. Yakın geçmişin her detayı ne kadar net, her anı ne kadar canlı renklerde…

Tek başıma yaşıyorum. Şişli’de, meydanda, o çok yüksek tavanlı dairede. Televizyonda çalışıyorum, haftalık program koşturmacası; ayrıca dergilere ve gazetelerin hafta sonu eklerine yazılar yazıyorum. Onlarca arkadaşım var, neredeyse her akşam çıktığım, saatlerce birlikte eğlendiğimiz. O zamanın gazetecileri daha bir gruplaşmış sanki. Herkes birbirinden haberdar, hepimiz yanımızdakini kolluyor, koruyoruz. Çat orada, çat buradayım; Suriye’den gelip Londra’ya uçuyorum iki günlüğüne. Üçüncü gün Bodrum’da denizdeyim. Okuyorum, seyrediyorum, araştırıyorum, gelişiyorum, kazanıyorum. En güzeli belki de, omuzlarımda yükünü, yüreğimde düşüncesini taşıdığım kimsecikler yok. Kuşlar kadar özgür, bir tüy tanesi kadar hafifim. Yalnızım ve yalnız olmaktan son derece mutluyum…

İnsan gençliğini özlüyor bir yerde. O meşhur şarkının dediği gibi; ne kadar da genç, bir o kadar da saftık… O hissi, o hayatın sonsuzmuş gibi algılandığı zaman dilimini özlüyor.

Neyse, önce İdil’le ciddileştik. Derken daha da ayrılamaz olduk. Hemen evlendik. Olduk iki. Çok da güzel oldu. Ben biraz İdil, İdil biraz Fatih oldu.

İki sene geçmeden Talia geldi hayatımıza. Çok istedik, çok bekledik. Daha ilk belirtilerinde el yazısı kitap yazmaya başladığım, daha doğmadan kendimizi adadığımız Talia, artık 12 yaşını doldurdu.

Talia’ya bir teyze bulmak gerekirdi. Elmira, Rusya’dan ailemize katıldı. Onunla da 12 senedir beraberiz. Çocukların teyzesi olması yetmedi, bizim de ablamız oldu. Sayımız böylece 4’e çıktı.

İnsan hiçbir zaman elindekiyle yetinmiyor… Yok, Talia kardeşsiz kalmamalıydı. Dualarımız kabul oldu, Mira hayatımıza girdi. Nasıl güzel güldü, nasıl akıllı baktı; asla unutamam.

İnsanın kalbi çok büyük, ona da kocaman yer açıldı. Çok sevildi, çok çabuk evin kareasından biriydi. Vazgeçilmez neşe kaynağımız oluverdi.

Ancak bu eve bir hayvan gerekliydi. Şöyle sevecen, sakin karakterli bir kedi… Arkadaşlarımızın kedisi yavrulayınca, biri bize geldi. İlk günden itibaren kucağımızdaki yerini aldı. Sevilmeye doymayan, mıncıklandıkça mutluluğu artan karakteriyle de eve çok uygundu. Bir sene çok güzel geçti.

Son olarak, geçen ay, bir köpek yavrusu yüreğimize yerleşti. Kırk günlük bir goldie doodle. Aldık, eve geldik. Dünyanın en şımarık köpeğini yetiştirmeye kararlıyız. Masadan yemek veriyoruz, yasak masak koyamıyoruz, bol bol seviyoruz.

İşte, böylece bir çatı altına sığınmış yedi canız. Beş insan, iki hayvan… Bundan sonra on olmuş, onbir olmuş, çok bir şey değişmez. Bakarsınız ikinci kedi, üçüncü çocuk, bir teyze daha…

Düşünüyorum da, sadece bir başımaydım. Kuşlar kadar özgür, gencecik, tasasız… Daha dün gibi!

fatih_turkmenoglu_ekim

Fatih Türkmenoğlu

fatihturkmenoglu@yahoo.com

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir