“Uzun ve Kısa Kavramı” – Gülçin Karadeniz

4 Nisan 2017


Kavram deneyimin toplamı, düşünce ise sonucudur; ilkine ulaşmak için düşünce yeteneği, ikincisini kavramak için akıl gerekir. –
Goethe

Bizler algıladığımız uyaranların benzer ve farklı yanlarını görmeye ve bunları sınıflamaya ve kavramsal olarak bütünlemeye eğilimliyizdir. İşte kavramlar da, bir nesne ya da bir grup nesne hakkında, o nesneyi diğerlerinden ayıran gruplanmış bilgiden oluşan zihinsel yapılardır. Aslında kavramları belirli özellikleri paylaşan bir grup nesne veya olaya verilen semboller olarak da düşünebiliriz.

Kavramların gelişimi ilk yıllardan başlayarak tüm yaşam boyunca devam eden bir süreçtir ve bu sürecin sonunda, nesnelerin ve olayların sınıflanmasını, gruplanmasını ve hatırlama becerilerini kazanmış oluruz. Somut kavramlar genellikle okul öncesi dönemde öğrenilmektedir. Somut kavramlar, soyut kavramların öğrenilmesinde önkoşuldur. Kavramların kazanılmasıyla birey kendi dünyasını yaratır. Nesnelerin özelliklerini değerlendirmeye başlar. Bu kavramlar, etkinlikleri planlama ve onları yönlendirmeyi kolaylaştırır. Sağlıklı bir iletişim için kavramlar temel unsurlardır.

Okul öncesi dönem, çocuğun deneyimleri yoluyla temel kavramları kazandığı bir dönemdir. Çocuk bir taraftan varlıkların adlarını öğrenirken diğer yandan da bunların benzer veya farklı yönlerini görmeye, seçmeye ve birleştirmeye başlar. Yeni bir durumla karşılaştığında var olan bilgisini kullanır. İlk defa yumurtayı gören bir çocuk düşünün, o yumurtayı elinden düşürmediği topuna benzetecek ve eline alıp sıkıca tutarak, kıracaktır. Bu sonuç onu oldukça şaşırtıp dengesini bozacaktır; çünkü topundan hiç böyle yapışkan bir sıvı çıkmıştı! Bu şaşırtıcı olay elbette çocuğun kavramlarında küçük değişiklik yapar, son aşamada ise çocuk uygun düşünce geliştirir.

Çocukta ilk olarak bir varlığın kavramı gelişmeye başlar. Örneğin; çocuk kediden başka hayvan görmediği zaman “hayvan” kavramını geliştiremez. Köpeği, tavuğu, kuzuyu, atı ve diğer hayvanları görüp bunların benzer ve farklı yönlerini öğrendikçe “hayvan” kavramı gelişir ve artık “at” kelimesinin bütün hayvanlara verilen bir isim değil, hayvanlardan birisinin adı olduğunu bilir. Zamanla çocuğun algısallıkla egemen dünyası yetişkinin kavramsal dünyasına dönüşür. Yani, çocuk uyarıcıları düzenleme yeteneği geliştirir. Bu düzenlemenin bir yolu, uyarıcıları çeşitli sınıf ya da takımlara sınıflandırmaktır. Örneğin, çocuk ilk önce hayvanlar sınıfını, hayvan olmayanlar sınıfına ayırabilir, daha sonra değişik hayvanlar arasında ayırımlar yapar ve en sonunda bir hayvanı sınıfının alt-sınıfları olarak (örneğin köpek bir hayvandır, der.) seçebilir.

Yuvarlak kavramı, çocukların ilk geliştirdikleri kavramlardan birisidir. Bebek, anne memesini gözleyerek topun, portakalın yuvarlaklığını algılar. Farklı büyüklükte ve farklı durumlarda gördüğü yuvarlağı zihninde bütünleştirerek yuvarlak kavramını oluşturur. Yuvarlak olmayan şekilleri ayırt edebilir duruma gelir. Daha sonra bir elma ile karşılaştığında onu yuvarlamaya çalışır. Elbette bir bebek yuvarlağın ne olduğunu ifade edemez; ancak zihninde daire şekli oluşmuştur.

3 yaşına doğru çocuklar “büyük X küçük, altında X üstünde” gibi basit zıt kavramları telaffuz etmeseler de anlamlarını bilirler, böylece mekân kavramının ilk belirtileri görülmeye başlar; ancak kendilerinin nesneye olan uzaklıklarını kestirmekte zorlanırlar. Örneğin; 3 yaşındaki bir çocuk, oyuncağın büyüklüğüne aldanarak kendisine yakın olmasına rağmen, ona dokunmak için uzanabilir. 4 yaşına doğru rakamlar şarkı ve oyunla öğretildiği takdirde birer birer 5’e hatta 10’a kadar sayabilir. 4-5 yaş arasındaki çocuklar, nesnelerin azlığını veya çokluğunu kestirebilseler de kapların şekillerine kanarak hata yapabilirler. Aynı şekilde olan iki kaptaki fındıklar eğer birbirinden oldukça farklı miktarda ise, hangi kaptakinin az, hangi kaptakinin çok olduğunu söyleyebilirler. Ancak aynı miktar suyun tabaktaki ve şişedeki duruşunu, kabın şekline odaklanarak yanlış tahmin ederler. Bu yaş grubunda nesnelerin görünüşüne aldanmaları ise son derece normaldir.

Renk, şekil ve hacim kavramları
Çocuk bu kavramları 2-6 yaşlarında geliştirmeye başlar. 2,5 yaşında üç ana rengi (mavi, sarı ve kırmızı) bilir ve söyler. 3-5 yaşlarındaki çocuklar çeşitli şekilleri ve renkleri, büyük ve küçüğü ayırabilirler. Ancak bu ayrım onların renk, şekil ve hacmi kavradıkları anlamına gelmez. Çocuk kare şeklindeki bir objeyle bir üçgeni veya portakalı, bir hayvanı ayırabilir, ama gerçekte bir yuvarlak, kare ya da üçgenin anlamını bilmeyebilir. Büyüklüğe göre ayırt etme, okulöncesi yıllarda ilerleme gösterse de, desteklenmedikçe netlik kazanmaz. Okul öncesi çocuk, üç ayrı boydaki (büyük, orta, küçük) oyuncağın “büyük” olanı kolaylıkla seçtiği halde küçük ve orta olanları seçmekte güçlük çeker. Yine 4 yaşındaki bir çocuğa kaç kardeşi olduğu sorulunca bir kardeşinin birinci sınıfta, diğer kardeşinin de üçüncü sınıfta olduğunu söyleyebilir. Buna karşın “o halde sen en küçük müsün?” sorusuna şaşırıp cevap veremeyebilir.

Ben bu ay size sayı ve renk kavramı için çeşitli etkinlik önerileri hazırladım. Çocuğunuzla zaman geçirerek hem onu daha yakından tanıma şansı bulacaksınız hem de eğlenceli zaman geçireceksiniz. Şimdiden iyi eğlenceler!

ETKİNLİK 1: Çubuk Krakerlerle Uzun X Kısa Çalışması

Malzemeler:
1 paket çubuk kraker
2 tabak

Uygulanışı:
Tabaklara çubuk krakerleri eşit miktarda paylaştırın,
Bir tabak sizin için bir tabak da çocuğunuz için olacak,
Çocuğunuzdan çubuk krakerleri büyükten küçüğe doğru sıralamasını isteyin. Bunu çocuğunuza söylerken siz tabağınızda çalışmaya başlayın.
Sıralamayı soldan sağa doğru yapmanız gerektiğini unutmayın; çünkü yaptığımız çalışmalar aynı zamanda çocuklara okuma-yazma öğrenmelerine geçiş için birer hazırlık teşkil etmektedir. Yazının yönünde başlamamız büyük önem taşır.

ETKİNLİK 2:

Malzemeler:
1 paket pipet (pipetleri ikiye üçe bölün)
Makas
Kalın bant

Uygulanışı:
Çocuğunuzdan kestiğiniz pipet parçalarını renklerine göre gruplamasını isteyin,
Kalın bandı çocuğunuzun başı çapında masaya uçlarından ters çevirerek sabitleyin (yapışkanlı kısmı üstte kalacak),
Çocuğunuzdan kalın bandın üzerine pipetleri sıralamasını isteyin işlem bitince bandı pipetlerin üzerinden de geçirerek sabitleyin.
Elde ettiğiniz örüntüyle bir taç ya da ne istersen oluşturabilirsiniz.
Çocuk bu etkinliği renkleri kendi içinde gruplayarak da yapabilir. Eğer sıralamak istemezse serbest çalışmasına izin verin ama çalışırken siz ona sorular sorarak bu kavramı kazanmasına yardımcı olun.

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir