- Bebeklerin gece beslenmesi çürük riskini artırıyor
- Sağlıklı bir bayram için altın değerinde 5 öneri
- Kalp hastalıkları yaygınlaşıyor
- Gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizm
- Doğum sonrası ruh sağlığında kritik rol üstleniyorlar
- Kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavi
- Polenler yükseldi, çocuklarda şikayetler arttı, ancak…
- Yaşam tarzı değişiklikleri sperm kalitesini artırabiliyor
- Doğumdan sonra adet gecikmesi normal mi?
- Yumurta dondurmayı düşünüyorsanız…
Çocuklarda El-Ayak-Ağız Salgınına Dikkat!
El-Ayak-Ağız hastalığı bazı virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Etken olan enterovirüs: sıklıkla Uzakdoğu ülkelerinde görülmektedir. Coxsackie ise ülkemiz ve Avrupa ülkelerinde daha sıktır. Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, ‘’Bu virüs daha çok yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir. Grip salgınlarından sonra salgın yapabilen ikinci önemli etkendir. Kalabalık yaşayan toplumlarda, çevre düzenlenmesinin bozuk olduğu ülkelerde, kişisel hijyenin iyi olmadığı toplumlarda, virüs bulaşmış su ve besinlerin bulunduğu ortamlarda sık görülür. Etken vücut salgıları ile veya bu enfekte salgılarla temas etmiş yüzeylerden bulaşabilir. Solunum yolundan damlacıkla, direk salgı teması ile, oyuncaklarla, ellerle, dışkı ile bulaşabilir’’ dedi.
Vücuda burun veya ağızdan giren virüs mukozal bölgeden lenf nodlarına ulaşır. Burada çoğalır ve viremi meydana getirir. Sinir sistemine, deriye, kalp dokusuna ve diğer sistemlere kan yolu ile ulaşır. Viremi sonunda gittiği organlarda hücre hasarı sonucunda hastalığı meydana getirir. Birçok farklı organı tuttuğu için klinik bulguları da çeşitlilik gösterir. Çocuklarda bu virüslere karşı koruyuculuk düzeyi düşük olduğundan enfeksiyon hastalık semptomları ile seyrederken, erişkinlerde asemptomatik de olabilir.
El-Ayak-Ağız hastalığının en tipik özelliği çocuk yaş gurubunda özellikle de üç yaş altında görülmesidir. Bulaşmayı takiben kuluçka dönemi 5-7 gündür. İlk klinik bulgular halsizlik, kırgınlık halidir. Bunu düşük düzeyde bir ateş takip eder. Ateş 38-38,5 C dir. Ateşin süresi ortalama 3 gündür. Bu süre 7 güne kadar da uzayabilir. Bu ateşli dönemde boğaz ağrısı, yeme sorunları iştahsızlık eşlik eder. Bunun neticesi oral alım kısıtlanır ve çocuklarda sıvı kayıpları görülebilir. IV sıvı vermeyi gerektirecek düzeyde olabilir.

Döküntüler ateşle beraber veya ateşten kısa süre sonra çıkabilir. Döküntüler ağız boşluğunda daha sonra da deride gözlenir. Eğer deride döküntü olmaz sadece ağız boşluğunda kalırsa “herpangina” olarak adlandırılır. Ağız boşluğunda sıklıkla arka kısımda yer alır. Küçük, yuvarlak karakterde, sarımsı renkte, zemini eritemli, hemen hemen hepsi birbirinin aynı boyutunda, fazla ağrılı olmayan yaralar şeklindedir. Bu lezyonlar ağız boşluğu çevresinde de görülebilir.
Derideki döküntüler makülopapüler, veziküler karakterde olur. Elde avuç içinde, ayak tabanında, ekstremitelerde ve gluteal bölgededir. Zemini yine kırmızı renkte, içi sarımsı renkte sıvı ile dolu, elipsoid lezyonlardır. Geç dönemde bazı çocuklarda tırnaklar kendiliğinden yatağından sökülür ve düşer. Tanı için bu tariflenen üç bulgu önemlidir: Ateş, ağız bulguları ve döküntü olması tanı için yeterlidir. Hastalık 7-10 gün kadar sürer. Ancak virüsün vücut salgılarında ve dışkıda atılımı ile haftalar sürebilmektedir.
Tanı klinik bulgulara dayanır. Viral tetkikler gereksizdir. Ancak herhangi bir komplikasyon gelişmiş, kritik bulguları olan, yoğun bakımda tedavi gören vakalarda istenebilir. Virüs ağız salgısından, dışkıdan, derideki lezyonlardan izole edilebilir.
Tedavide direk etkin bir antiviral ajan yoktur. Antipiretik analjezikler kullanılabilir. Aspirin kullanılmamalıdır. Ağızdaki yaraların bakımı için lokal uygulamalar, ağız spreyleri, vitamin ve eser element (çinko) desteği verilebilir. Deri lezyonlarının bakımında serum fizyolojik ile yapılacak bakım çoğu kez yeterlidir. İlave bakteriyel bir enfeksiyon yoksa antibiyotik verilmemelidir.
El-Ayak-Ağız Hastalığından korunma yolları
El yıkama alışkanlığının çocuklara kazandırılması önemlidir. El yıkamak en önemli koruyucu uygulamadır. Oyuncakların ve çocukların bulunduğu ortamların temizliği önem taşır. Virüs çok fazla dayanıklı değildir. Sabunla dahi etkisiz hale gelebilmektedir. Hasta çocukların özellikle ateşli olduğu dönemlerde izolasyonu önem taşır. Ancak uzun süre dışkı ile virüs atılabildiği için çok sıkı bir izolasyon yapılmaz. Ateşsiz çocuğun yuvaya, kreşe gitmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Bu etkene karşı bir aşı bulunmamaktadır. Hastalık düzeldikten sonra diğer aşıları uygulanabilir, bir engel teşkil etmez.
İlgili Yazılar
Son Haberler
-
Bebeklerin gece beslenmesi çürük riskini artırıyor
Toplumda “Biberon Çürüğü” olarak da bilinen erken çocukluk çağı çürükleri...
- Eklendi Mayıs 31, 2026
- 0
-
Sağlıklı bir bayram için altın değerinde 5 öneri
Paylaşmanın, birlikteliğin, kültürel mirasımızın en güzel anılarından biri olan bayramları...
- Eklendi Mayıs 21, 2026
- 0
-
Kalp hastalıkları yaygınlaşıyor
Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor....
- Eklendi Mayıs 12, 2026
- 0
-
Dolgu çağı bitiyor mu?
Medikal estetik uygulamalar son yıllarda özellikle dolgu işlemleri etrafında yoğunlaşan...
- Eklendi Mayıs 1, 2026
- 0
-
Gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizm
Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki...
- Eklendi Nisan 26, 2026
- 0
-
Doğum sonrası ruh sağlığında kritik rol üstleniyorlar
Ebelik Bölümü’nden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, gebelik mesleğinin tarihsel...
- Eklendi Nisan 24, 2026
- 0
-
Kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavi
Kepçe kulak, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen...
- Eklendi Nisan 16, 2026
- 0







0 yorum