Tümay Özokur ile annelik hakkında

25 Ekim 2016

tumay_ozokur (1)Sevgiyle her şeye EVET!

“Çok anaçmışım da farkında değilmişim”

Türkiye’de oyuncu menajerliği işini başlatan Tümay Özokur bir zamanlar izleyiciyle hamilelik ve çocuklarını büyütme süreçlerini paylaştığı programlarla tanınmıştı. Bugün artık kendini daha iyi tanıyan bir “bilge anne” kimliğiyle karşımızda.

Daha “blogger’lık yoktu” diyebileceğimiz bir dönemde hamileliğinin her aşamasını paylaştığı televizyon programlarıyla tanıdık onu… İlk çocuğu Dora 10 yaşına gelip ikinci çocuğu Karen de doğup bir yaşına gelene kadar sürdürdüğü programları o zamanın taze annelerine çok faydalı olmuştur sanırım. Kendi adıyla kurduğu menajerlik ajansı ve oyunculuk atölyesi ile pek çok yüzü televizyonla tanıştıran Tümay Özokur ile hem annelik ve hem de kariyer yolculuğunu konuştuk.

Sizin çocuk sahibi olma hikayeniz nedir?
Çocuk sahibi olmayı pek düşünmüyordum aslında. Hayatımda ilk defa bir jinekologla tanıştığım zaman bana “Sende çikolata kisti var, çocuğun büyük ihtimal olmayacak ama denenebilir” dedi. Hemen çikolata kisti operasyonu gördüm. Sonrasında iki kez tüp bebek denemem oldu. İkinci deneme de olmayınca yatağın içerisinde bağıra bağıra ağladım ve üçüncüyü denemedim. Üstünden kısa bir dönem geçtikten sonra kocamla Bodrum’dayız. Annem beni rüyasında görmüş sıkıntıdaymışım, ablama doktora gitmemi söylemiş. Bodrum’dan döndüm, doktora gittim ve 1 aylık hamile olduğumu öğrendim.

Hamileliğiniz bir Reality Show’a dönüşmüş sonra. Bu nasıl oldu?
Dört aylık hamileyim. Yaprak Dökümü dizisi başlayacak diye Cast ajansı olarak çok yoğun çalışıyoruz. Senaristimiz Ece Yörenç, bir anne ve çocuk program yaptıklarını anlattı, benim hamileliğimi takip etmeyi teklif etti. Kabul ettim ve “Annenin Günlüğü” programına başladım. Truman Show gibi her anımı adım adım sunduk. Bir keresinde kalp sesi duyulmadı, koşturarak doktora gidildi, kalp sesleri dinlendi. Her şeyim takipteydi. Odasını hazırlarken, kıyafetleri alırken vb. aklınıza gelebilecek her şey vardı. Dora ekranlarda dünyaya geldi.

Doğumdan sonra da devam etmiş ama programlar…
Sonra Annenin Günlüğü, Dora’nın Günlüğü oldu. Anne, bebek ve ebeveyn ilişkilerini anlatmaya başladık. Ben de bu sırada bir yandan her şeyi öğreniyordum. Uzun bir süre program devam etti. Farklı kanallarda, farklı isimlerde, farklı konseptlerde programlara devam ettik. Dora 3 yaşındayken, “Dora’ca” diye bir çocuğun gözünden anlattık çocukların dünyasını, 8 yaşındayken de “Ağaç Yaşken Eğilir” diye çocukları spor ve sanata teşvik etmek amaçlı konsept geliştirdik.

İkinci çocuğunuzun doğum ve sonrasını da televizyona taşıdınız mı?
Ben Dora doğduğu andan itibaren ikinci çocuğu istedim. O da kardeş istedi ama eşim ve ailedeki kimse istemedi. Eşim hiç istemedi çünkü yaşım çok ileriydi ve riskleri vardı. 7 sene sonra kocamı tedavi görmeye ikna ettim. Ondan sonra hislerimin yolundan gittim. MR çektirmem gerekti çektirmedim, antibiyotik kullanmalıydım kullanmadım meğer o zaman hamileymişim, bu sebeple tedaviye gerek kalmadı. İç güdülerimle korumuşum bebeğimi. Sorunsuz geçen 9 ayın ardından ekranlarda Karen Berana’yı da dünyaya getirdim. 1,5 yaşındayken, kanalın konsepti değişince programı bitirdik bir daha da başlamadık. Ama halen başla deseler hiç düşünmem başlarım zira ben o programı yaparken çok büyük keyif aldım ve evlatlarıma mirasların en büyüğünü bıraktım. Şimdi youtube da kanal açılıyor ve her ne yaşadıysam anne adayları ve ebeveynlerle paylaşmaya devam edicem.

tumay_ozokur (3)

Uzun bir aradan sonra ikinci defa anne olmak nasıl bir histi?
Ben çok anaçmışım da farkında değilmişim… Karen’de daha olgun, daha sabırlı bir anne oldum. Dora’yı ben büyüttüm, Karen de beni büyütüyor. Ben hamileliği, hamileliğin getirdiği kiloları, emzirmeyi çok sevdim.

Hamilelikleriniz nasıl geçmişti, sorunsuz muydu?
Kronik bir sorun yaşamadım. Ama Dora’ya hamileyken reflüden çok çektim. Dora’da çok tuzlu yedim, herkes kız sandı o yüzden. Karen’de hiç sevmememe rağmen çok tatlı yedim. Dora’ya hamileyken, canım yaz günü mandalina çekti. Herkes, her yeri arıyor, hiçbir yerde yok. Yazlığa gittik ve kapıdan girdim karşıma bir mandalina ağacı çıktı mevsimi de değildi henüz. Hepsini ekşi ekşi yedim o gün bugün o ağaç bir daha meyve vermedi Dora’nın ağacı olarak koruyoruz onu.

Dora nasıl bir çocuk?
Dora, Erenköy Işık Lisesi’nde ortaokula geçti. Sanatçı ruhlu bir çocuk; Dora Dali diyorum ben ona hatta. İnanılmaz tasarımlar, çizimler yapıyor. Çok duygusal bir çocuk, ama duygularını söylemiyor, çizerek anlatıyor. Lider ruhlu bir çocuk, tarzına çok önem verir, sokağa şapkasız çıkmaz diyebilirim biraz fikri sabitlikleri vardır. 8 sene ekrana çıktıktan sonra fotoğraf bile çektirmekten nefret eder oldu Dora, ekran arkasını tercih edeceği kesin.

Karen, Dora’dan çok farklı mı?
Karen, bu yaşında bile ne istediğini çok iyi bilen, dediğim dedik, hedefe direk kilitlenen bir kız. O da müziği, dans etmeyi çok seviyor. Komik ve eğlenceli bir kız. Kardeş uyumu dersek; kız abiyi yönetecek, abi de ona kıyamayacak. Ben onlara sürekli eşitlikten, birbirlerini sevmelerinden bahsediyorum. Çünkü çocuklara ne yüklerseniz onu alıyor.

Babayla araları nasıl?
Çok iyi. Baba kız aşkı var, çok seviyorlar. Dora’nın ilahı babası, babayı çok ayrı bir yere koyuyor. Öğretmeni Dora’nın beni çok sevdiğini, değer verdiğini ama babasına bakışlarının çok farklı olduğunu, ondan bahsederken ses tonunun bile değiştiğini söylüyordu. Tabi ben çok kıskandım. Ama ne güzel, hep böyle olsun istiyorum. Babası onun idolü…

tumay_ozokur (2)

Aile olmak sizce zor mu?
Çocukları rezil eden de biziz, vezir eden de… Boşanmaların yüzde 80 arttığı bugünde, hepimizin evlilikte sorunları olur, olacaktır. Ama bu dünyaya çocuk getiriyorsak; evliliğimizde şiddet, aldatılma gibi onur kırıcı durumlar yoksa kurtarabilmek için her şeyi yapıp ondan sonra karar vermemiz lazım. Herkes boşanabilir ama her yolu denemek şart. Çünkü çocuk kaç yaşında olursa olsun, boşanma ile o çocuğun içinde bir yerlere vuruyoruz. Bu yüzden çok dikkatli olmak lazım, özellikle sabırlı olmamız şart. Onları doğururken soramıyoruz elbet ama ayrılık kararını verirken her şeyden önce onların duyguları önemli, elbet hiçbir çocuk bitmiş bir evliliği kurtaramaz ama en azından çaba için itici güç olabilir.

Sizin evde durumlar nasıl?
Ben de atölyede aldığım eğitimler ile eşime, çocuklarıma, aileme, arkadaşlarıma yaptığım yanlışları gördüm. Hepimizin bir kimliği var: Eş, anne, arkadaş, patron, kardeş, menajer. Bu kimlikleri ve alt görev tanımlarını doğru belirlemezsen; baskın olan patron kimliğinle eşine ve çocuklarına da patronluk yaparsan hata olur. Eşinin karısısın, çocuklarının annesi; oyuncularının menajeri dolayısıyla kimlikleri doğru oturtmak lazım. Baskın kimliğinizin diğer kimlikleri doğru yönlendirmesini sağlayın.

Menajerliğe nasıl adım attınız?
Kimya mühendisliğinden mezun oldum ama bu işte kısa bir deneyimim oldu. Çalıştığım fabrikadan istifa edip bir reklam şirketinde, yapım asistanı olarak çalışmaya başladım. Orada çok güzel şeyler öğrendim. Sonra dergicilik başladı. Ayrıca radyoda ve televizyonda program yaptım. Bu sayede hep insan biriktirdim. Sonra hayatımın en ağır işine, dizi prodüksiyonuna başladım. Yasemin Yalçın ile çalıştım. Sonra uzun zaman bu sektörde devam ettim. 1999 yılında dizi furyası yeni başlıyor fakat oyuncu bulunamıyordu. Ben de “bu kadar oyuncu bu kadar insan tanıyorum neden hepsini tek bir çatı altında toplamıyorum” mantığıyla bu işe başladım. Bir anda çığ gibi büyüdü. 1999’da Türkiye’nin ilk ve en kalabalık ajansı olarak sektöre bomba gibi düştük. Çok büyük bir ihtiyaca cevap verdik,Sektöre bir meslek kazandırmış olduk. Ablam işin maddi kısmında, ben manevi kısmında ortaklıkla işi yürütüyoruz.

 

Tümay Özokur Atölye
Önce kendimi sonra da çözümlemenin zor olduğu insanları anlamak istedim. Hayatıma psikoterapistler, pedagoglar girmeye başladı. Böylece Tümay Özokur Atölye’yi bir yaşam atölyesi olarak kurduk. Sloganı da “Önce insan”… İster doktor ol ister oyuncu… Kariyer ile hayal arasındaki farkı anla. Kendini önce bedensel, fiziksel ve psikolojik olarak doğru tanı ki bir geleceğin olsun. Dolayısıyla atölyemizde sürekli tecrübeli eğitmen kadrosu ile eğitimler veriliyor. Hayatınıza dair “Ne yapmak istiyorsunuz?” Doğru prezantasyon, nefes terapisi, çocukların gelişimine dair seksolog, evlilik terapisti ya da yaşam koçu, stil danışmanı, dövüş hocası siz ne arıyorsunuz gelişiminize dair… Biz istedik ki kişi hayatına nereden dokunacaksa ona dokunan el bizim elimiz olsun, olsun ki biz de ona kattığımız güzelliklerden dolayı mutlu uyuyalım…
 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir