Boston sokakları bizden sorulur- Canan Demiray

4 Ağustos 2017


Amerika denildiğinde aklınıza New York’un gökdelenleri, ya da Kaliforniya sahilleri ve parkları mı geliyor? Tüm bunların yanında keşfedecek farklı huzurlu şehirler de var. İster tatil, ister huzurlu vakit, isterseniz de çocuğunuzun dil gelişimi için rotanızı Boston’a çevirebilirsiniz. Gezip, görüp keşfettik! Okulların kapanmasını fırsat bilip kendimizi ilk uçakla New York’a atıyoruz. Kısa bir aile ziyaretinin ardından amaç daha sakin ve huzurlu bir şehre, Boston’a kendimizi atmak. New York’un kaotik ortamını geride bırakıp Boston’ı keşfetmek oldukça kolay. Üstelik Amtrak sayesinde keyifli bir tren opsiyonunuz var. Şehir oldukça kompakt ve yürüyerek keşfetmeye açık ki arabaya ihtiyacınız pek de yok. Bahar ve yazın verdiği enerji öyle güzel ki sanırım burada yaşayanlar zorlu kışa enerjilerini böyle depoluyorlar. Hava nemli ama ne de olsa Istanbul’dan geliyoruz, bizi çok da rahatsız etmiyor. Planımız güzel yemekler, nefis parklar, bol eğlence ve keşifler. Boston’da çocuklarla sokaklara dökülüyoruz.

Amerikan tarihinin izi Boston sokaklarında
17. yüzyılın başlarında kurulan ve ülkenin Avrupa’dan göç alan ilk şehirlerinden biri olan Boston, ABD’nin bizimki kadar geriye gitmese de, tarihinin en çok hissedildiği şehirlerin başında Boston geliyor. Şehirde tarihin izini sürmek isteyenler Özgürlük Yolu, yani Freedom Trail olarak anılan yaklaşık dört kilometrelik rotayı takip ederek tarihi binaları  yol üzerinde bulabiliyor. Şehrin simgelerinden Old North Kilisesi, altın kubbesiyle Massachusett Hükümet Binası, Amerikan Bağımsızlık Savaşı kahramanlarından Paul Revere’in 1680 yılında inşa edilen evi ise şehrin tarihine yapılan turların birer parçası. Bu yol üstünde varacağınız Faneuil Hall Market Place ve Quincy Market, avlularıyla, içlerindeki  ufak standları hem de çevreleyen restoranlarıyla insanları ve sokak şovlarını izlemek, ardından da bir şeyler atıştırmak iyi fikir olabilir. Ayrıca hayranlarının üstünden yıllar geçmesine rağmen uğramadan geçmediği Cheers dizisinin barı “Cheers Pub” da burada. Kırmızı tuğlayla kaplı iki katlı evlerin arasında yürürken böyle huzurlu bir yaşam da var diyor insan. Kendinizi okyanus kenarına attığınızda ise yine sizi parklar ve kafeler karşılıyor.

Bu parklar bizi kıskandırıyor 
Yeşil alanlar Boston’un en önemli çekim noktalarından biri. Public Garden’ın baharda açan çiçeklerini kaçırdık belki ama yaz hali bile yetti bize. İçindeki minik gölette kuğu şeklindeki Swan Boats ailece gezinti için harika. Yolun hemen karşı tarafındaki diğer park olan Boston Common ise 1640’tan bu yana halka açık bir park vazifesi görüyor. Buranın cazibe kaynaklarından biri olan 20 santim derinliğindeki suyuyla Frog Pond çocukların sıcak günlerde eğlenmeyi tercih ettiği yerlerden biri. Kışın burada bir buz pateni pisti kuruluyor. Yanıbaşındaki karusel ise gün boyunca hiç durmuyor. Arnold Arboretum ise dünyanın her yerinden ağaçların bir araya geldiği, muhteşem bir başka yeşil alan.

Yavrum göbek bağını buraya bırakıyorum
Buraya göbek bağı taşıyan çok, ne yapalım haklılar. Amerika’nın hatta dünyanın en saygın üniversitelerinden MIT ve Harvard Boston’ın çekim noktalarından. Nehrin karşı kıyısındaki Cambridge’e geçtiğinizde siz de tuğla duvarları, siyah ferforje kapıları aralayın ve Harvard’a kendinizi atın. Şehrin olduğu kadar 1636’da açtığı kapılarıyla ülkenin tarihine tanıklık eden okul, imkanlarıyla, eğitimiyle ve mezuniyet sonrası sunduğu avantajlarıyla bir çok ailenin çocukları için kurduğu hayalin bir parçası olsa gerek. Kızıl tuğla binaların arasındaki avluda John  Harvard heykeli sizi karşılıyor. Sol ayağının şans getirdiğine inanlar ayağa dokuna dokuna rengini değiştirmiş. Dokunur musunuz bilmem ama bir fotoğraf çekmeden çıkan yok gibi. Okulda öğrencilerin yaptığı turların yanı sıra, dışarıdan tur yapanlar da var. Bilim binası, hukuk fakültesi ve merak ettiğiniz köşelerini bu turla daha rahat görebilir, aklınızdaki soruları sorabilirsiniz. Teknoloji ve mühendislik alanlarındaki başarısıyla tercih edilen MIT buradaki diğer durağımız. Nehire bakan kampüsü oldukça keyifli, imkanları oldukça etkileyici, belki de bir sonraki gelişimiz kayıt için olur diye hayal kurduğumuzu söylemeliyim. Bu okullara girebilmek için başarılı bir eğitim geçmişine sahip olmanın yanında çok ciddi harçları ödeyebilmek de gerekiyor. Neyse ki sonrasında meyvelerini topluyorsunuz.

Bu müzeler sizi bekler
Museum of Science, çocuklar kadar yetişkinlerin bile tam gün geçirmek istediği oldukça zengin bir bilim müzesi. Vücudumuzun işleyişinden mekaniğe, uzayın derinliklerinden elektrik tiyatrosuna, kelebeklerin kozalarından çıkışından evimizin en önemli konu başlıkları dinozorlara uzanan geniş bir sergi alanı mevcut. Museum of Fine Arts ise sanatsever ailelerin mutlaka bir ziyaretini hak ediyor. Neden derseniz aralarında  Manet, Monet,Renoir, Van Gogh gibi sanatçıların eserlerinin de olduğu 450 binin üstündeki parça ve güncel sergiler oldukça etkileyici. Müze demişken çay partisinden haberdar mısınız bilmem. Boston denildiğinde bahsi geçen Çay Partisi akla ilk gelen çay saati gibi bir şey değil. 1773’de İngilizlerin istedikleri vergilere protesto amacıyla, İngiliz gemilerindeki çayların limana dökülmesi Amerikan tarihinde Boston Tea Party eylemi olarak geçiyor. ABD’nin bağımsızlık savaşının başlangıcı olan sembollerden biri olan bu olayı gemi şeklindeki interaktif müzede siz de daha yakından öğrenebilirsiniz.

Unutmadan, ilginizi çekerse ABD’nin en unutulmaz başkanlarından John F. Kennedy’nin başkanlık kütüphanesi ve müzesi de burada bulunan müzeler arasında. Boston Public Library ise etkileyici binasıyla oldukça davetkar. Burası bir müze değil, ancak etkileyici muralleri ve mimarisini daha iyi anlamak için turlar düzenleniyor. Klasik bir kütüphane değil, geniş arşivinden faydalanmanın yanında güzel kafesinde siz de bir kahve yudumlayabilirsiniz.

Sevdiğimiz hayvanlarla buluşma noktaları
New England Aquarium’unda deniz aslanlarından, küçük mavi penguenlerine, Bahamalardan tropik Pasifik sularının farklı balıklarına sizi bekleyen bir çok sevimli canlı var. Deniz kaplumbağaları ve köpekbalıkları da burada üç boyutlu filmlerle karşınızda. Balinalarla kendi ortamlarında buluşalım derseniz, Whale Watch turları size göre. Limandan kalkan turlar sizi çok heyecan verici bir yolculuğa çıkarıyor. Bu tur hoşumuza gitti ama ister günü birlik ister bir kaç gün daha vaktimiz var neden olmasın derseniz Obama ailesinin de favori yerlerinden Cape Cod’a buradan 90 dakikada tekneyle ulaşmanız da mümkün. Franklin Park Zoo şahane bir hayvanat bahçesi. Biz yetişemedik ama tembel hayvanlarla kahvaltı saati ve onların yaşamını öğrenmek eğlenceli olsa gerek. Kel kartaldan, altın kartana, baykuşlardan akbabalara kuşların hemen üstünüzden uçarak yaptıkları uçuş şovunu da kaçırmamalısınız. Daha da maceralısı burada bir gece kalabileceğiniz programlar da sunuluyor. Melis küçük olduğu için biz yapamadık ama sizin çocuğunuz 6 yaş üstündeyse belki düşünebilirsiniz. Yemeden Dönmeyin Clam Chowder denilen deniz tarağı çorbası hemen her yerde menülerde karşınıza çıkacak, deniz mahsülü sevenlerin kesinlikle denemesi gerek. Istakoz severler içinse lobster roll güzel bir seçim. Çocukların gözlerini parlatacak bir lezzet ise pizza olsa gerek. Chicago ve New York gibi Boston’ın da pizzası ünlü. Regina Pizza her yerde var ama şehrin bir çok yerinde iyi pizzacılar mevcut.  Tatlı için pay severler Boston cream pie’ı denemeli.  Dondurmalar ve canoli diğer leziz tatlılar.

Boston’da nerede kalınır?
Şehir çok büyük değil, ulaşım kolay. Düz ayak ya da kısa mesafede müzelere, restoranlara ve alışverişe ulaşabilmek için tavsiyemiz  Back Bay. Burada farklı bütçelere uygun konaklama alternatifleri var. Sheraton Boston, ferah süitleri ve sunduğu harika şehir manzarasıyla bizim tercihimiz oldu. Yorucu bir günün sonunda 5. kattaki hava koşullarına göre üstü açılan havuzu çocukları oldukça mutlu etti. Trene ulaşım ve alışveriş için Prudential Center ve harika tatlılarıyla Cheesecake Factory’nin komşusu olması da hayatımızı kolaylaştırdı. (sheratonboston.com)

Fırsat bulursanız mutlaka!
• Charles River kenarında yürüyüş, hatta nehrin üzerinden yürüyerek geçmek için Longfellow Köprüsü’ne çıkmanız gerek. Buradan yelkenlileri ve kanoları görebilir, Cambridge’e geçebilirsiniz. Hem su hem karada gezmek isteyenler içinse sıkça karşınıza çıkacak olan Duck tour’la keşifler eğlenceli.
• Üç boyutlu, on metre yüksekliğinde camdan yapılmış bir dev bir küre düşünün, düşünmekle kalmayın içine adım atın, dünyanın tam ortasındasınız. 1935’teki siyasi haritaya göre yapılmış bu eserin adı Mapparium. Işıklar,
kelimeler ve seslerle gerçekleşen kısa bir şovla dünyanın değişimini görebilir, farklı akustiğin tadını çıkarabilirsiniz. Mary Baker Eddy Kütüphanesi’nin içindeki bu eseri programınıza katın.
• Spor Boston’un gündeminde büyük yer işgal ediyor. Beyzbolda Boston Red Sox’u kendi evi Fenway
Stadyum’da izleyip bu spora nefis bir giriş yapmak, imkan olursa basket takımları Boston Celtics’in TD Garden’da bir maçta yakalamak ailece çok keyifli olabilir. saatlik boğaz turuyla yalıları, kıyıları, masmavi boğaz sularını seyre dalın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir