Yazan: Fatih Türkmenoğlu
Evet, gerçekten
öyleydi. Şimdi yazarken bile içimi kıpırdatan, genzimi gıdıklayan, gözlerimi
parlatan bir gündü hem de…
Okulların böyle
aralarda tatillerinin olmasını çok seviyorum. Bizim zamanımızda yoktu. Bir
sömestr, bir de bayramlar. Böyle ara boşluklarla çocuklar da veliler de bir
temiz nefes alıyorlar. Şöyle bir silkelenip kendimize geliyoruz hepimiz.
Geçen hafta kızların
okulları tatildi. Hadi, dedim. Talia 14,5 yaşında, her şeye hayır demekle
ünlüdür. Mimi zıplayarak hadi dedi, sonra da sordu: Nereye?
Hep söyleyip
duruyordum, hep iş güç giriyordu araya, nihayet bugün bomboş bir gündü,
Dolmabahçe Sarayı’nı gezmek için ideal bir zamandı. Sabah 9 olmadan evden
çıktık. İlk turist kafileleriyle Saray’a daldık.
Bahçeler, havuzlar,
müthiş bir manzara ve çok zarif bir mimari, insanı hemen büyülüyor. 1856
yılından itibaren altı Osmanlı sultanının, daha sonra Atatürk’ün evi olan
Dolmabahçe, müze olarak 1984’de açılmış. Gezmeye Selamlık bölümünden
başlanıyor. Kulaklıklarla verilen bilgiler çok yeterli ve ilgi uyandırıcı.
Odalar, avizeler, tavan süslemeleri şaheser.
Haremlik, Resim Müzesi,
cafe’ler; bir baktım neredeyse 3 saattir Dolmabahçe’deyiz. Güzel bir tarihin
içinde yolculuktu. Atatürk’ün öldüğü odayı görmek, her zamanki gibi yürek
burkan bir deneyimdi…
Saatlerin sergilendiği
bölümü görmeye hali kalmadı Mimi’nin. Acıktım diye tutturdu. Kalan kısımları
bir başka sefere bırakıp, Beşiktaş’a, yemek yemeğe koştuk.
Enerjisi yerine geldi
hemen. Hava güzeldi. Yürüdükçe açıldık. Nişantaşı’na vardık. Konumuz tarih,
eski günler, eski moda hayatlar ve eşyalardı tabii ki. Bir antikacının
vitrinini seyrederken, Mimi birden cama yapıştı. Çok eski, kocaman bir bebek,
güleç suratıyla bizi seyrediyordu.
İçeri girdik, izin
isteyip bebeği yakından inceledik. Dükkanın sahibesi çok sıcak davrandı.
Bebeğin aşağı yukarı yüz yaşında olduğunu, elleri ve yüzünün porselen olduğunu
anlattı. Bu yüzden de düşerse kırılabileceğini sözlerine ekledi.
Öyle çok sevdi,
öylesine gerçekten ilgilendi ki, bugünün hediyesi olsun istedim. Çekinerek
porselen bebeğin fiyatını sordum. Tahminimden çok daha makuldü, hemen Mimi’ye
hediye olarak aldım.
Bebek kucağımızda,
metroyla eve döndük. Artık bir ismi, günlerdir eklenerek gelişen hayali bir
karakteri var. Uzun, hep hatırlanacak çok güzel bir günün anısı olarak, evin
baş köşesinde…
0 yorum