<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KONUK YAZAR &#8211; Parents Dergisi</title>
	<atom:link href="https://parentsdergisi.com/yazarlar/konuk-yazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parentsdergisi.com</link>
	<description>Sağlıklı çocuklar, mutlu aileler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Feb 2020 11:56:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Saklanmayan ebe! </title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/saklanmayan-ebe/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Feb 2020 11:54:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16717</guid>

					<description><![CDATA[Yazan: Yasmin YILMAZ BAŞARAN ULUSLARARASI İNGİLİZCE EĞİTMENİ VE MONTESSORİ LİDERİ Çocuklarda ikinci dil eğitimi konusunda ebeveynlerin aklında onlarca soru işaretinin dolaştığını bu dönemde bizlerinde söyleyeceği minik fikirler var. 3 aylıktan itibaren ikinci dil ile bebeklerin tanışması oldukça önemli bir husustur. Yanlış okumadınız evet 3 aylıktan itibaren. Ninnilerin yardımıyla hem de. Psikologların verdiği bilgiye göre çocukların ilk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16718" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/IMG_20191114_121322_414-819x1024.jpg" alt="" width="278" height="347" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/IMG_20191114_121322_414-819x1024.jpg 819w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/IMG_20191114_121322_414-240x300.jpg 240w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/IMG_20191114_121322_414-768x960.jpg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/IMG_20191114_121322_414-900x1125.jpg 900w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/IMG_20191114_121322_414.jpg 1200w" sizes="(max-width: 278px) 100vw, 278px" /></p>
<p>Yazan: Yasmin YILMAZ BAŞARAN</p>
<p>ULUSLARARASI İNGİLİZCE EĞİTMENİ VE MONTESSORİ LİDERİ</p>
<p>Çocuklarda ikinci dil eğitimi konusunda ebeveynlerin aklında onlarca soru işaretinin dolaştığını bu dönemde bizlerinde söyleyeceği minik fikirler var.</p>
<p>3 aylıktan itibaren ikinci dil ile bebeklerin tanışması oldukça önemli bir husustur. Yanlış okumadınız evet 3 aylıktan itibaren. Ninnilerin yardımıyla hem de.</p>
<p>Psikologların verdiği bilgiye göre çocukların ilk 6 yaşa kadar öğrendikleri ya da aşına oldukları ikinci bir dili ömrünün sonuna kadar unutmadıkları hatta ve hatta hayatlarının bir döneminde herhangi bir yerde duyduklarında söyleneni yüksek oranda algılayabildiklerini belirtmektedir.</p>
<p>Öyleyse bu yazıda otuz altı ay üzeri bir minik ile evde oynayabileceğiniz bir oyundan bahsetmek istiyorum sizlere; SAKLAMBAÇ</p>
<p>İhtiyacımız olan tek şey evimizdeki sandalyeler masalar</p>
<p>Oyun şöyledir; Ebeveyn İngilizce ona kadar sayar ve bu süre zarfında çocuk saklanır. Sandalye arkasına, masa altına, perdenin altına çocuklar her nereyi isterse.</p>
<p>Ebe evin içinde aramaya başlar. Belki  ‘where is the baby ‘ yönergesi ile arayabilir.</p>
<p>Saklanan çocuk sobeleyeceği yere gidip sobelerken ‘I am here!‘ demelidir.</p>
<p>Yani sobe yerine ‘I am HERE!‘</p>
<p>Hele bir de anne, baba, anneanne, babaanne hala amca ya da apartmandaki komşular var ise daha da keyifli oluyor. Ne kadar kalabalık o kadar keyifli. Çocukların dil gelişiminin yanı sıra kaba motor gelişimine de destek veren bu etkinlik için planlanan süre 20 dakikadır. Bu süreyi çocuğun adaptasyonuna göre artırmak ya da azaltmak sizin elinizde.</p>
<p>İkinci dil gelişimini 3T dediğimiz “TABLET, TELEFON, TELEVİZYON” programları ile destekleyen ebeveynler de mevcuttur. Bu noktada önemli olan husus çocuğun izlediği ve interaktif olarak duruma dâhil olmaması sebebiyle konuşma geriliği gibi durumlar da görülebilir.</p>
<p>36 ay ve altı bebekler ile dil gelişimine destek olacak faaliyetlerden bahsedecek olursak, bu noktada önerimiz duyusal oyunlar ve müzik etkinlikleri olacaktır. Her sabah ‘’good morning’’ şarkıları ile güne başlamak ve duyusal oyunlar ile etkinlik esnasında müziğin de (İngilizce şarkıların) eşlik ettiği etkinliklerde hem dil gelişimine destek olmak hem de farklı bir dildeki şarkıların sözlerini dinlemek, aşina olmak, ilerleyen dönemlerde yapılacak dil gelişim destekli faaliyetlere ön hazırlık olacaktır.</p>
<p>Oynadığınız saklambaç oyunlarının videolarını da bizimle paylaşmayı unutmayın. @Eldasanat</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil gelişimi ve zihinsel sözlük</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/dil-gelisimi-ve-zihinsel-sozluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 12:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16673</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklarımızın ömür boyu sürecek olan öğrenme yolculuğu doğdukları ilk andan itibaren başlar. Başlangıçta çıkardıkları anlamsız sesler, kısa bir süre sonra anlamlı sözcüklere dönüşür. Anne karnındayken duymaya başladıkları anne-babalarına ait konuşmaları, diğer yetişkinlerin seslerinden ayırt eder. Derken ilk anlamlı cümleler, soru ifadeleri, canlandırmalar başlar. Bütün bunlar hızla olup biterken çocuğun tüm gelişim alanlarında, adeta bir matriks [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarımızın ömür boyu sürecek olan öğrenme yolculuğu doğdukları ilk andan itibaren başlar. Başlangıçta çıkardıkları anlamsız sesler, kısa bir süre sonra anlamlı sözcüklere dönüşür. Anne karnındayken duymaya başladıkları anne-babalarına ait konuşmaları, diğer yetişkinlerin seslerinden ayırt eder. Derken ilk anlamlı cümleler, soru ifadeleri, canlandırmalar başlar. Bütün bunlar hızla olup biterken çocuğun tüm gelişim alanlarında, adeta bir matriks şeklinde, birbiriyle bağlantılı bir dönüşüm / değişim vardır.<span id="more-16673"></span></p>
<p>Zehra KASAP<br />
Okul Müdürü<br />
Özel Şişli Terakki Anaokulu ve İlkokulu<br />
<a href="mailto:zehraerkan@terakki.org.tr">zehraerkan@terakki.org.tr</a></p>
<p>Çocuğun dil gelişimini fiziksel, mental, duygusal ve sosyal alanlardaki gelişimi doğrudan etkiler. Bu nedenle her çocuğun dil gelişimi birbirinden farklıdır. Dil gelişimini ve sözcük hazinesini etkileyen pek çok değişken ve dinamik bulunur.</p>
<ul>
<li>Fiziksel, duygusal ve bilişsel olarak normal gelişim gösteren bir çocuğun anlamlı sesler çıkarabilmesi için nelere ihtiyacı vardır?</li>
<li>İki yaşındaki bir çocuğun kullandığı sözcük sayısı, diğer akranlarından niçin farklılık gösterir?</li>
<li>Dil gelişimi, çocukların eğitim hayatlarını nasıl etkiler?</li>
<li>0-6 yaş arası dönemin, dil gelişimi açısından önemi nedir?</li>
</ul>
<p>Unutmamak gerekir ki dil, öncelikle bir iletişim aracı olarak tanımlansa da çocuğun düşünme ve öğrenmesine etki eden en önemli faktördür. Sözcüklerse dil ve zihinsel becerileri geliştirmenin en temel aracıdır.</p>
<p>Kuşkusuz bebek için dil gelişiminin ilk adımları anne karnındayken atılır. Doğum öncesinde bebeği ile konuşmaya başlayan anne, çocuğunun gelişimi ile ilgili ilk tohumları atmış olur. Kucağına aldığı bebeğine söylediği ninniler, sakin bir ses tonuyla yaptığı konuşmalarla güven ilişkisinin oluşmasına zemin hazırlarken bir yandan da dil gelişimine çok önemli katkılar sağlar<em>.</em></p>
<p>Küçük yaşlarda  çocuğun çıkardığı yanlış ses ve sözcükleri tekrar ederek pekiştirmek sıklıkla yapılan hatalardandır. Başlangıçta hoşa giden bu durumun, ilerleyen yaşlarda çözümü zor bir soruna dönüşebileceği unutulmamalıdır. Çocukla anlaşılır bir biçimde konuşmak, tonlamaya, vurgulara ve diksiyona dikkat etmek uzun vadeli bakıldığında küçük yaşlarda yapılan önemli bir yatırımdır. <em>İki yaşından itibaren öykü ve masallarla ilgili sorular sorulabilir; sözsüz kitaplar kullanılarak kendilerini ifade etmeleri, dinlediği kısa şarkıları tekrarlamaları ve  arkadaşlarıyla rol paylaşımlı canlandırmalar yapmaları</em> için ortam hazırlanabilir. Bu yaşlardaki çocukların oyunlaştırılmış senaryoların içinde farklı ve yeni sözcüklerle karşılaştırılması, öğrendiği yeni sözcükleri kullanması için desteklenmesi, kavram gelişimini destekleyecek etkinliklerin gerçekleştirilmesi dil gelişimi dışında bilişsel gelişimi için de çok önemli katkılar sağlar.</p>
<p>İki ve üç yaşından sonra çocuklar, konuşmalarında bağlaçlar, sıfatlar ve ekler kullanarak daha uzun cümleler kurmaya başlarlar. Çocukların dilindeki bu değişim, düşünce yapısındaki değişimin de göstergesidir. Bu süreç her çocukta farklılık gösterir. Kendileriyle konuşulan, bıkmadan usanmadan sabırla tüm soruları yanıtlanan, doğduğu andan itibaren kitaplarla tanıştırılan  çocukların, dil gelişimi açısından daha avantajlı olmaları çok da sürpriz değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Her sözcük insan zihninde bir kavram olarak yerleşir</strong>. Böyle bakıldığında insan kavramlarla yani sözcüklerle düşünür. Dinleme, konuşma, anlama ve anlatma becerilerinin gelişimi ancak sözcük hazinesinin gelişimi ile mümkündür. Dinlediği ya da okuduğu metinde bilmediği sözcüklerle karşılaşan çocuğun ana fikre ulaşması çok da kolay değildir. Oysa sözcük hazinesi zengin bir çocuk için kendisini yazılı ve sözlü olarak ifade etmek, okuduğu ya da dinlediklerini doğru kavramlarla eşleştirerek derinlemesine düşünmek, sentez yapmak, neden &#8211; sonuç ilişkilerini çözmek mümkündür.</p>
<p>Bu alanda yapılan araştırmalar, okul başarısı ile sözcük dağarcığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu, çok sözcük bilen öğrencilerin zihinsel becerilerinin ve okul başarılarının bu durumdan olumlu etkilendiğini ortaya koyar.</p>
<p>Çocukların kelime hazinelerinin gelişmesi için altı yaşına kadar olan erken çocukluk döneminde evde ve okulda yapılacaklar listesi oldukça kabarıktır.</p>
<p><strong> Ev ortamında;</strong></p>
<ul>
<li>Temalı şiirler,</li>
<li>Neşeli tekerlemeler,</li>
<li>Komik şarkılar,</li>
<li>Eğlenceli hikayeler,</li>
<li>Kısa öyküler,</li>
<li>Soru-cevaplar, (neden, niçin, kim, hangi, en ile başlayan ilginç sorular) kelime hazinesinin artması için rahatlıkla anne babaların ya da bakım veren kişilerin yapabileceği etkinliklerdir.</li>
</ul>
<p>Birlikte söyleyeceğiniz şarkılara el ve ayak ritmleriyle eşlik etmeniz onu bu keyifli paylaşıma dahil etmek için güzel bir yoldur. Anlattığınız hikayeye basit bir enstrümanla eşlik etmeniz, bir masalı evde rahatlıkla bulabileceğiniz simgesel bir aksesuarla zenginleştirmeniz, ilgilerini çekerek sürece dahil etmenin pratik araçlarıdır.</p>
<p>Parkta oyun oynarken, doğada yürüyüş yaparken, birlikte alışveriş yaparken, bir sanat galerisini dolaşırken çocuğunuzun gözlem yapması, ifade etmesi, sorular sorması için teşvik edin. Sorularına verdiğiniz cevaplarda sözcük dağarcığına ekleyebileceği özgün kelimelere ve yeni cümle yapılarına yer verin. Çocuklarınızla birlikte keyifli zaman geçirebileceğiniz ritüeller yaratın. Haftalık ve aylık programlarınızı onlarla birlikte gözden geçirerek yaptığınız etkinlikleri farklılaştırın. Çocuklarınızın kendilerini ifade etmelerine imkan tanıyan diyaloglarınız kadar dinleme becerilerini geliştirecek fırsatlar da yaratın. Kelime hazinesinin gelişmesi, yeni cümle yapılarını keşfetmesi için, birlikte tiyatro izleyin, kısa süren anlatımlarınızı bölmeden dinlemesi konusunda telkinlerde bulunun. Anlattığınız masal ya da hikayeyi ilgiyle bölmeden dinleyebilmesi için öncesinde dikkat çekici bir şarkı, merak uyandırıcı bir görsel ya da ilginç bir soruyla giriş yapın.</p>
<p><strong>Kendisini ifade etmesi ve çevresindekileri dinlemesi için fırsat yaratılmayan çocuklar</strong>, ne yazık ki okula başladıklarında hem sosyal beceriler hem de akademik beceriler açısından zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Kendisini ifade etmekte güçlük çeken çocuklar, hırçın ve öfkeli davranış biçimleriyle sorunlarını çözmeyi tercih ediyor ya da anlatmak istediklerini ifade edememe çekincesinden dolayı daha pasif ve çekinik bir tutum geliştirebiliyorlar.</p>
<p>Bu bağlamda okul ortamında yapılan gözlem ve tespitler doğrultusunda aileyle iletişim ve işbirliği çok önem kazanıyor. Bir taraftan çocuğun gelişim ihtiyaçlarına göre sınıf ortamında farklılaştırılmış etkinlik ve uygulamalara yer verilirken, diğer taraftan ailenin yapması gerekenlerle ilgili yol haritaları oluşturulmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konuk yazar – Merve Çalışkan</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/konuk-yazar-merve-caliskan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2018 10:59:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=12541</guid>

					<description><![CDATA[Rahat Anne 17 Şubat 2015&#8230; o tarihten itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Evet belki daha zor, daha az kendime zaman ayırdığım, daha uykusuz, yorgun ama beni ben yapan, kendimin farkıma vardığım günler başladı. Anne oldum! 2 kişi çıktığımız eve 3 kişi olarak geri döndük. Yatağımızın yanında minik bir beşik, içinde bir melek&#8230; O kadar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahat Anne</p>
<p>17 Şubat 2015&#8230; o tarihten itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Evet belki daha zor, daha az kendime zaman ayırdığım, daha uykusuz, yorgun ama beni ben yapan, kendimin farkıma vardığım günler başladı. Anne oldum!</p>
<p>2 kişi çıktığımız eve 3 kişi olarak geri döndük. Yatağımızın yanında minik bir beşik, içinde bir melek&#8230; O kadar masum, öyle savunmasız ki&#8230;O eve, biz O’na, biz olmaya alışmaya başladık.</p>
<p>Kremler, bez, emzik, ıslak mendil, ateş ölçer oldu vazgeçilmeyen başucu aksesuarımız.</p>
<p>Seni ilk emzirdiğim an dün gibi aklımda. O heyecan, merak, endişe, tedirginlik&#8230;9 ay karnımda, 24 ay göğsümde taşıdım seni&#8230;</p>
<p>İlk yılın acemiliği, gazı, ek gıdası, emeklemesi, yürümesi derken hızla geçti.</p>
<p><strong>2.Senemiz&#8230;</strong>İlk adımlarından sonra ikinci kez bağımsızlığını,&#8217;ben&#8217;liğini ilan ettin bana. Senin kadar ben de o kadar alışmışım ki seni göğsümde sevmeye, izlemeye ve sen benim bir açıklamamla sonlandırdın bu serüveni. Hiçbir mutluluğu bu denli hüzünlü yaşamadım. Senden çok ben ağladım. Gözyaşlarım gönlümden aktı her göğsüme yatışında&#8230;Bu dünyada yaşadığım en güzel deneyim! En özel an!</p>
<p>Neden bilmem 2. Yaş doğum günün de beni ayrı heyecanlandırdı. 0-3 ay reyonlarından 12-18’ e; şimdi de 24-36’ya terfi ettin. Geçen sene sen bebek arabasındayken kıyafetlerini seçer atardık sepete; şimdi reyonları dolaşıp sen kendin seçiyorsun.</p>
<p>Takvimlerde uzun; ama çabucak gecen ikinci seneyi de geride bıraktık.</p>
<p>Büyüyorsun&#8230;ellerin büyüyor, ayakların büyüyor, saçların uzuyor; aklından gecenler, söylediklerin çoğalıyor, kalbine aldıkların artıyor. Büyüme serüveninin en yakın şahidi olmak öyle buruk bir mutluluk ki&#8230;</p>
<p>Daha yaşayacağımız çok tecrübe, anlatacağımız hikaye, okuyacağımız kitap, izleyeceğimiz film, oynayacağımız oyun, atacağımız kahkahalar var&#8230;</p>
<p>Karşınızdaki 2 yaşında minik bir beden, ama ruhu ‘ben özgürüm, ben bireyim’ diye bağırıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-12542" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20171001_161612_resized.jpg" alt="" width="377" height="670" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20171001_161612_resized.jpg 500w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20171001_161612_resized-169x300.jpg 169w" sizes="(max-width: 377px) 100vw, 377px" /></p>
<p><strong>Önümüzde bir sınav daha vardı: tuvalet eğitimi.</strong></p>
<p>Kolay mı, 31 aydır poponu sıcacık tutan bezin bir anda çıkarılması&#8230; O benim peşimden ayrılmazken, artık ben onun önünde arkasında gezer olmuştum.10 dakikada 4 çamaşır değiştirdik, yerdeki kakalara basmamak için sek sek oynadık, çamaşır yetmedi avm ye koştuk. ‘Çişimiz tuvalete’ şarkısı eşliğinde başlayan tuvalet yürüyüşleri, ‘bezleri attık külotlar giydik’ nidalarıyla devam etti.</p>
<p>Özet; çocuk hazır olsun değil, sen hazır olacaksın sevgili anne! Empati, sabır, sakinlik, güçlü bir sinir sistemi ve sağlam dişler olacak ki, bol bol sıkacaksın! Ve elveda çıtçıtlı badiler, pişik kremleri, bezler, alt açmalar; selam rengarenk çamaşırlar, özgür popo ve büyüyen kızım!</p>
<p>Tuvalet eğitimi sürecinde başınıza gelebilecek en zor şey kaka fobisi. Biz tam 80 gün bununla savaştık. Poposundan çıkmak isteyen ama kendisinin izin vermediği kaka ile ne kadar çok göz göze geldik anlatamam. Ne diller döktük, ne oyunlar çevirdik, el salladık, hoş geldin dedik, iletişim kurduk, arkadaş olduk ama işe yaramadı. İnatlaşma ve ret zaten tavan!</p>
<p>Sonra şunu öğrendim ki; çocuklar arkalarını göremediği için, kaka onlarda bilinmezlik, korku ve endişe yaratıyormuş. Ve maalesef bize basit gelen şeyler, onlar için böylesine ürkütücü olabiliyor.</p>
<p><strong>Peki nas</strong><strong>ıl mı çözüldü?</strong> Tuvalette yalnız kalmak istediğini fark ettim. “Siz çıkın ben size haber veririm” dedi ve biz çıktık, olay çözüldü. Sorun bizdeymiş, çocukta değil.</p>
<p>Ben çok okuyan, araştıran, kafa yoran ama gelenekselden yana ve rahat bir anneyim. Yere düşen bir şeyi alıp geri verdiğim çok oldu, düştüğünde pek müdahale etmem. Akranı ile bir konuda anlaşmazlığa düşerse karışmıyorum, dışarı çıktığımızda hiçbir zaman çorba, yemek, yoğurt taşımadım; yiyeceği sıcak/soğuk tutan kaplarım olmadı. İki sene emdiği için rahattım belki bilmem ama biz ne yersek ondan verdim. Yelek, ter bezi vs taşımayı bir beceremedim; ben ne giydiysem öyle giydirdim. Altını almak için bakım odası aramadım, eminim ki en mikroplu yerlerden biri orası&#8230;Mağazada kabin sırası beklerken bile ayakta aldığım çok oldu. 3 aylıkken uçağa, daha sonraları dolmuşa, trene bindim.7 aylıktı kendi odasına terfi ettirdim.</p>
<p>Kedilerin köpeklerin salyalarıyla bütünleştiği çok oldu. Yaz kış her gün yıkıyorum. Evde kilitli olan sadece deterjan çekmeceleri oldu. Yemeğini 1 yaşından beri kendisi yer.</p>
<p>Rahat davranamadığım konu ise, zamanında uyuması ve hazır gıda tüketmemesi.</p>
<p>Çağımızın hastalıklarından biri olan ‘süper anne sendromu’ na yakalanmadan, sayılar, renkler, okuma-yazmadan önce; terbiyeli, ahlaklı olmayı, teşekkür etmeyi, özür dilemeyi, sofraya oturmayı, izin istemeyi, yardım etmeyi, saygı sevgiyi öğretmek olsun ilk hedefimiz&#8230;</p>
<p>Şu an kızım 34 aylık, önümüzde uzun seneler, gidilecek yollar var.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12543" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20170609_193214_resized.jpg" alt="" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20170609_193214_resized.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20170609_193214_resized-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20170609_193214_resized-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20170609_193214_resized-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/20170609_193214_resized-120x134.jpg 120w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p><strong>Kızıma not: </strong></p>
<p>Işıl’ım, sana sadece şunu söyleyeceğim; hayvanları sev, dans et, spor yap, bir dil öğren, hata yapmaktan korkma, paylaşmayı unutma. Ve ne kadar büyürsen büyü, hep benim bebeğim olacaksın.</p>
<p>Seni çok seviyorum.</p>
<p>Annen</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İştahsız Çocuklar İçin Altın Öğütler- Dr. Elif Çakır</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/istahsiz-cocuklar-icin-altin-ogutler-dr-elif-cakir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Sep 2017 13:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk doktoru]]></category>
		<category><![CDATA[güncel anne]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsız çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[yemek yemeyen çocuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=11469</guid>

					<description><![CDATA[Eğer ortalama bir Türk annesi iseniz siz de hayatınızın en az bir döneminde çocuğunuzun iştahsızlığından yakınmışsınız demektir. İştahsızlık, büyümenin hatta yaşamın doğal bir sonucu aslında ama yine de bazen anneler için kaygı verici bir sürece dönüşebiliyor. Şimdi endişelenmeyi  bir kenara bırakalım ve vereceğim pratik önerileri uygulamaya koyalım.  Çocuk doktoruna başvurun Belki de çocuğunuz sizin sandığınız kadar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer ortalama bir Türk annesi iseniz siz de hayatınızın en az bir döneminde çocuğunuzun iştahsızlığından yakınmışsınız demektir. İştahsızlık, büyümenin hatta yaşamın doğal bir sonucu aslında ama yine de bazen anneler için kaygı verici bir sürece dönüşebiliyor. Şimdi endişelenmeyi  bir kenara bırakalım ve vereceğim pratik önerileri uygulamaya koyalım.</p>
<p><strong> </strong><strong>Çocuk doktoruna başvurun</strong></p>
<p>Belki de çocuğunuz sizin sandığınız kadar iştahsız değil. Evet! Yanlış duymadınız. Yapılan araştırmalar ve benim klinik deneyimlerim anneleri tarafından  iştahsız olarak değerlendirilen çocukların aslında gerçekte kendilerine yetecek ve sağlıklı gelişimlerini sağlayacak kadar besin aldıklarını gösteriyor. Siz de çocuğunuzun iştahsız olduğunu düşünüyorsanız yapmanız gereken ilk iş bir çocuk doktoruna başvurmak olmalı. Doktorunuz çocuğunuzun boyunu kilosunu ölçecek,  gerekli tetkikleri isteyecektir. Eğer çocuğunuzun boyu kilosu normal sınırlarda ve vitamin-mineral eksikliği yoksa çocuğunuz aslında sizin düşündüğünüz kadar iştahsız olmayabilir. Onun dışında iştahsızlığa neden olabilecek anemi veya idrar yolu enfeksiyonu gibi bir hastalığı varsa bunun tedavisi ile çocuğunuz eski iştahına kavuşacaktır.</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-11471" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/shutterstock_479068819-1.jpg" alt="" width="513" height="342" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/shutterstock_479068819-1.jpg 1094w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/shutterstock_479068819-1-300x200.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/shutterstock_479068819-1-768x512.jpg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/shutterstock_479068819-1-1024x682.jpg 1024w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/shutterstock_479068819-1-900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 513px) 100vw, 513px" /></strong></p>
<p><strong>Paketli gıdalar çöpe</strong></p>
<p>Ne yazık ki iştahsızlığın en önemli sebeplerinden biri abur cubur. Cips, gazlı içecekler, meyve suları, sık yenen dondurma ve çikolatalar…..  Bu yiyecekler sadece çocuklar için değil hepimiz için zararlı. Bu yüzden en iyisi eve almamak. Sadece eve alınan paketli gıdaların azaltılması bile çocuğunuzun iştahının düzelmesine yetebilir.</p>
<p><strong>Yemek yerken eğlenin</strong></p>
<p>Unutmayın ki yemek yemek çok eğlenceli bir macera ve bebeğinizin tek rehberi sizsiniz. Önünüzde keşif dolu bir yolculuk var. Hangi yemekleri sevecek, neleri hiç yemek istemeyecek? Bunları ikiniz birlikte zamanla öğreneceksiniz. O yüzden sürecin keyfini çıkarın, siz eğlenin ki o da eğlensin.</p>
<p>Bunun dışında çocuklar hazırlanmasına katkıda bulundukları yemekleri yemekten daha çok hoşlanırlar ve her yaştaki çocuk için mutfak sınırsız bir eğlence ve öğrenme kaynağıdır. O gün ne yiyeceğinize birlikte karar verin (anlamasa da anlatın), market alışverişine birlikte çıkın, çıktığınızda sebze ve  meyveleri birlikte seçin. Pişirirken ”Bak, senin seçtiğin kabakları pişiriyoruz.’ deyin. Böylece  hem birlikte kaliteli vakit geçirmiş olacaksınız hem de sürece bebeğinizi de katarak, onun iştahının açılmasını da sağlayacaksınız.</p>
<p><strong>Kıyaslamayın</strong></p>
<p>Kıyaslanmak çocuğunuzu gereksiz yere strese sokacaktır. Her çocuğun hayatta yol alış şekli farklıdır. O yüzden ilk çocuğunuzla, kuzenleri ile konu komşu ile kıyaslamayın bebeğinizi. O patates seviyorken sizinki sevmeyebilir. Veya anne sütünü daha çok sevdiği için süreç çok yavaş ilerliyor olabilir. Nasıl ki  konunun komşunun çocuğu falanca ayda yürümeye başladı ise sizinkinin de başka bir yeme tarzı olması veya arkadaşınızın oğlundan biraz daha zayıf olması çok normal.</p>
<p><strong>Acele etmeyin</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenmeye alışmak ve yanlış beslenme alışkanlıklarını bırakmak zaman alacak, öncelikle bunu kabul edin. Her şey sizin düşündüğünüzden de yavaş gelişebilir. Bir gıdayı sevmiyor diye hemen onu vermekten vaz geçmeyin. Bir süre ortadan kaldırın ve tekrar sunun. Çağın’a kurubaklagilleri sevdirmek tam beş yılımı aldı. İlk zamanlarda görmek bile istemiyor, ağzından püskürtüyordu. Ama ben yılmadım! Kararlı bir şekilde haftada bir kez ona kuru fasülye/nohut sunmaya devam ettim. Bunu yaparken hiçbir zaman üzerinde baskı oluşturmadım. Yemek istemezse ortadan kaldırdım ve sağlıklı, sevdiği başka bir seçenek sundum. Ve sonunda o da bir kurufasülye ve nohut sever oldu.</p>
<p><strong>Empati yapın</strong></p>
<p>Hangimiz her yemeği büyük bir iştahla yiyoruz ki? Veya günün her saati aynı yemek yeme isteğine sahip olabiliyoruz? Ya da haftanın her günü? O yüzden bebeğiniz bir besini yemediğinde, ya da zaman zaman iştahsızlık atakları yaşadığında öncelikle kendi iştahsız olduğunuz anlar gelsin aklınıza ve bebeğinize yemek yemesi için baskı yapmayın. Kendinizi onun yerine koyun ve şunu düşünün: Tok olduğunuz halde biri sizi yemek yemeye zorlasa ne yapardınız? Peki ya ağzınızı elleriyle zorla açsa ve yemekleri ağzınızın içine boşaltsa ne hissedersiniz? Hayali bile kötü değil mi? <strong><em>İşte o yüzden siz de lütfen bebeğiniz yemek yemediğinde onu zorlamayın.</em></strong><em> </em>Sadece insanoğlu değil, dünyadaki tüm canlılar aç oldukları zaman, yemek yemek üzere programlanmışlardır. Bebekler de dahil….  Bebeğinizi yemek istemediği halde zorlarsanız bir süre sonra yemek saatleri işkence saatlerine dönüşecektir. Yemek sırasındaki gerginlik ise çocuklar için tek başına bir iştahsızlık sebebidir. Bebeğiniz acıkınca yemek yiyecektir. <strong><em>Ancak iştahsızlık veya yemek yememe hali uzun sürerse, bebeğinizin kilo alımı azsa mutlaka bir çocuk doktoruna başvurmalısınız.</em></strong></p>
<p><strong>Zorlamayın</strong></p>
<p>Çocuğunuzu yemek yemesi için zorlamayın. Yemiyorsa, yemeği kaldırın. İlk kez sunduğunuz bir besinin mutlaka bir alternatifi olsun ki  çocuğunuz yemeği sevmediği zaman onu kaldırıp yerine yiyebileceği başka bir şeyi sunabilesiniz. <strong><em>Yemediği için aç bırakmak, sevdiği şeylerden mahrum bırakmak gibi yöntemlere başvurmayın, yemeği bir ödül veya ceza aracı olarak kullanmayın.</em></strong></p>
<p><strong>Sabredin</strong></p>
<p>Çocuk yetiştirmenin her aşaması sabır gerektiriyor. Kabul etmeliyiz ki bazı çocuklar diğerlerinden daha zordur ve daha fazla çaba ve sabır gerektirir.<strong><em> Kararlı olun ama ısrarcı olmayın. Yaşları büyüdükçe daha az seçici olacaklarını unutmayın.</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baba olma hikayesi- Aykan Aydın</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/baba-olma-hikayesi-aykan-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 May 2017 06:26:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[baba hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[baba olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=10265</guid>

					<description><![CDATA[Biz erkeklerin bir gün baba olabileceği düşüncesi kadınların anne olma düşüncesine göre çok daha az. Yani kadınlar anne olmayı daha çok arzuluyor ve hayal ediyor diyebilirim. Bilmiyorum belki bu toplumsal ya da cinsiyet olarak ayrıştığımız bir konu da olabilir. Anneler, bebeğin anne rahminde oluşmaya başladığı andan itibaren hem fizyolojik hem de duygusal olarak annelik duygusu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz erkeklerin bir gün baba olabileceği düşüncesi kadınların anne olma düşüncesine göre çok daha az. Yani kadınlar anne olmayı daha çok arzuluyor ve hayal ediyor diyebilirim. Bilmiyorum belki bu toplumsal ya da cinsiyet olarak ayrıştığımız bir konu da olabilir. Anneler, bebeğin anne rahminde oluşmaya başladığı andan itibaren hem fizyolojik hem de duygusal olarak annelik duygusu yaşamaya başlıyor ve bu durum çocuk olduktan sonra da artarak devam ediyor.</p>
<p><strong>Erkeklerin baba olabilmesi ve değişmesi bir süreç gerektiriyor.</strong> Dolayısıyla babalar annelere göre bu süreci yaşarken bir değişim de yaşıyorlar ve böylece her erkeğin baba olma hikâyesi oluşuyor. Ben de her erkek gibi baba olmayı bebeğimi kucağıma alacağım zamandan sonra başlayacağını düşünürdüm. Oysa eşimin hamileliğinin 25.haftasında erken doğum riskinin çok yüksek olduğunu ve bir prematüre babası olacağımı öğrendiğim anda ben zaten baba olmaya başladım. Dünyaya gelecek bu çocuğa karşı sorumluluğumu ilk defa o zaman çok net bir şekilde hissettim. Bebeğimizin prematüre olarak dünyaya gelecek olması eşimin tek başına çözemeyeceği bir konuydu ve benim bir şekilde oyuna dahil olmam gerekiyordu. Dolayısıyla eşime destek olmam gerektiğinden araştırmalar yapmaya, öğrenmeye ve okumaya başladım. Çılgınlar gibi her şeyi en ince detayına kadar araştırdığım günler oldu.</p>
<p><strong>Bebeğimiz dünyaya gelmeden önce bir anda her şeye dahil olmuştum.</strong> Bebeğimizi kucağımıza aldıktan sonra da bu durum devam etti. Bebeğin banyosundan masajına, uykusundan gazını çıkarma tekniklerine kadar her şeyin içinde oldum. Hatta yetmedi üzerine gidip Babalık Eğitimi aldım ve sonra İlk Yardım eğitimi aldım. Ancak ben hep eşim yanımdayken bebeğimizin bakımı ile ilgileniyordum ve dolayısıyla bebeğimiz ile hiç yalnız kalmamıştım. Ancak bir gün, o günün geleceğini de biliyordum…</p>
<p><strong>8 aylık bir bebeğe nasıl bakabilirdim ki?</strong> Hiç tek başıma bakmak zorunda kalmamıştım. Ne yalan söyleyeyim bebeğe bakmaktaki o sorumluluk duygusu üzerime çöktü bir anda. Ya bakamazsam, ya aç kalırsa, ya ağlarsa… Eşim, kızımın doğumu öncesinde başladığı yüksek lisans eğitimine doğumla birlikte ara vermişti. Aldığımız karar doğrultusunda bir dönem için kızıma ben bakabilirsem eşim de yüksek lisansı bitirebilecekti. Bu kararın çok isabetli bir karar olduğunu anlamıştık çünkü eşim mezuniyet töreninde oğlumuza hamileydi. İlk ders günün sabahı eşim, ben ve kızımla vedalaştıktan sonra kapıyı kapattı ve çıktı… İşte o an ne olduysa bunun üstesinden geleceğime inandım… Bebeğimize bakmak için evde yalnız kalacağım güne dair aldığım bazı kararlar vardı. Aksi durumda bebek bakımını kendime oldukça zorlaştırabilirdim. Öncelikli olarak her zaman bebeğin bakımı ve ihtiyaçları gelir. O yüzden dağılan evin toparlanması ya da yemek ve bunun gibi bilumum ihtiyaçlar ikinci planda olacaktı. Aldığım bir diğer karar ise<br />
çocuk uyumaz, üstü başı kirlense dahi sorun değildi, ancak her ne olursa olsun bebek aç kalamazdı. Henüz ek gıdaya yeni başlamış olan kızımın zaten iştahı yoktu. O günün sabahında da yarım saat süren, mutfağın ve üstümün battığı bir kahvaltı yapmıştı. Öğle uykusundan sonra verdiğim yemeği de yemeyince endişem giderek artmaya başladı. Kızım aç kalacaktı. Benim düz mantık çalışmaya başladı tabi; bu çocuk bir ay öncesine kadar sadece biberondan mama içmiyor muydu? O zaman bugünde sadece mama içebilirdi. Yani günün sonunda aç kalmamış ve günü kurtarmış olacaktım… O gün birkaç kez daha biberon mama verdim kızıma. Zaten öğlende az uyumuştu, dolayısıyla akşam erken uykuya daldı. O gün eşimi, günü kurtarmanın gururuyla, zafer kazanan bir komutan edasıyla ufka doğru bakarak karşıladım. Tabi merakla sorduğu sorular sonucunda işin iç yüzünü öğrenen eşim kızımızın o gün sadece biberon mama içmesine oldukça içerlenmişti. Ancak sonrasında kendisinin yokluğunda bu işin üstesinden gelmeme o da sevindi. Bebekle beraber geçirdiğim o ilk günün sonrasında bir daha benzer hataları yapmadım. Bugün geldiğim noktada ise eşim 3 yaşındaki kızımı ve 1,5 yaşındaki oğlumu henüz akşam yemeklerini yememişken bana bırakıp dışarı çıkabiliyor ve döndüğünde iki çocuğu da uyumuş bulabiliyor. Bunu başarabilmek zafer mi? Bence hayır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10266" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/bilgilibaba.jpg" alt="" width="400" height="440" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/bilgilibaba.jpg 400w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/bilgilibaba-273x300.jpg 273w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><br />
<em><strong>Bebeklerin ve çocukların dünyasını çözen her baba aslında benim yaptığımın fazlasını yapabilir.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelik hikayesi ve bebek alışverişi- Burçin Ünüvar</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/hamilelik-hikayesi-ve-bebek-alisverisi-burcin-unuvar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2017 06:07:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[bebek alışverişi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek giyimi]]></category>
		<category><![CDATA[hamile alışverişi]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik hikayesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=9954</guid>

					<description><![CDATA[Bazen beklediğiniz bir haber, beklemediğiniz anda gelir. İşte benim hamilelik serüvenim de böyle başladı. Oğlumuz Bulut, tam da en çok istediğimiz ve beklediğimiz anda gelişini müjdeledi bize. Üstelik geleceğini öğrendiğim ilk anda, bana hayat dersleri vermeye başlayarak… Annelik, annelikten önce tahmin edilenlerin hiçbiri değilmiş… “Asla” dediklerini, baş tacı yapabilmekmiş annelik… Hamileliğimi öğrendiğim ilk günler en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen beklediğiniz bir haber, beklemediğiniz anda gelir. İşte benim hamilelik serüvenim de böyle başladı. Oğlumuz Bulut, tam da en çok istediğimiz ve beklediğimiz anda gelişini müjdeledi bize. Üstelik geleceğini öğrendiğim ilk anda, bana hayat dersleri vermeye başlayarak… Annelik, annelikten önce tahmin edilenlerin hiçbiri değilmiş… “Asla” dediklerini, baş tacı yapabilmekmiş annelik… Hamileliğimi öğrendiğim ilk günler en çok önemsediğim konu doktor seçimiydi. Çok sevdiğim doktorum Levent Konur, her zaman olumlu ve kısıtlamayan yaklaşımıyla, kendimi bir hasta gibi hissetmemi engelledi. Aynı zamanda kendisine her zaman ulaşabileceğimin garantisini vererek de, kendimi güvende hissetmemi sağladı. Çalışan bir anne adayı olarak, hamileliğim boyunca yaşam kalitemden hiçbir şey eksilmedi.</p>
<p><strong>Bebek beklemek demek, alışveriş demekti.</strong> Alışveriş için cinsiyetini öğrenmeyi bekleyemedim. Biliyorum, bir an önce cicili bicili bebek eşyaları almak istiyorsunuz. Ama özellikle kıyafet konusunda acele etmemenizi öneriyorum. Anne adaylarına bir diğer önerim ise, alışverişe Eminönü turuyla başlamak olacak. Bebekle ve lohusalıkla ilgili ihtiyacınız olan, hatta aklınızın ucuna dahi gelmeyecek her türlü malzemeye, çok uygun fiyata Eminönü’ndeki Havuzlu Han ve Şark Han’dan ulaşabilirsiniz. Kumaşlarla yapılabilen her türlü ürünü (nevresim takımları, babynest, emzirme yastığı gibi) de, Eminönü’ndeki Bursa Pazarı’ndan kumaş ve elyaf alarak kendi el emeğinizle yapabilirsiniz. Bu şekilde hem bebeğinizin eşyalarını kendiniz yapma keyfine ulaşmış, hem de bütçenizi zorlamamış olursunuz. Sizinle hamilelik döneminde yaptığım alışverişin bir kısmını paylaşmak isterim… Çatlak önlemek için, BIOOIL ve PALMERS COCOA BUTTER FORMULA kullandım. Çatlakların genetik olduğu savını da böylece yıkmış oldum. Annemde var olan çatlakların, hiçbiri bende oluşmadı. Bebek arabası seçiminde, iki yönlü kullanımı, tek elle kapatılabilmesi, çok yer kaplamaması gibi kriterlere uygun olan, CHICCO TRIO LOVE ürününde karar kıldık. Bebeklerin ilk aylarında banyo için şapkalı havlular daha kullanışlı olduğunu bildiğim için, seçimim KİDOMİNO’dan isme özel havlu oldu. Süt sağma makinesi, süt saklama poşeti, göğüs pedleri, göğüs ucu kremi ihtiyaçlarımı LANSINOH markasından aldım. Bebek bakım çantası için çok araştırma yaptım. Yandan askılı olan çantalar bebekle birlikte taşımak için kullanışlı değil. Bu yüzden sırt çantası olarak STYLO TREK’i seçtim. Son zamanlarda annelerin jokeri olarak bilinen müslin bezler için MOMEASY markasını tercih ettim. Bebek kıyafeti olarak Pamuku, H&amp;M, Mothercare, Boobo, Markabebe gibi markalardan alışveriş yaptım. Bebekler çok çabuk büyüdüğü için, kıyafet konusunda tercih edeceğiniz marka çok da önemli değil.</p>
<p>0-3 aylık dönem için önerdiğim liste şöyle:<br />
Hastane çıkışı – 2 takım<br />
Uyku tulumu – 1-2 adet<br />
Patiksiz tulumlar – 2 adet<br />
Patikli tulumlar – 3-4 adet<br />
Çorap – 6 çift<br />
Yün ve penye yelek – 3-4 adet<br />
Penye önlük – 7-8 adet<br />
Müslin bezler – 10 – 12 adet<br />
Banyo havlusu – 2 adet<br />
Penye ve örgü battaniye – 5-6 adet</p>
<p>Tahmin edersiniz ki, tüm alışverişimi yazmaya bu sayfalar yetmez:) Tüm alışveriş listemi ve bebeğim için annemle yaptığımız el emeği ürünleri incelemek isterseniz, madammom.blogspot.com blog sayfamı takip edebilirsiniz.<br />
konuk</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır çocuklarının sesi olduk &#8211; Berna Oktay</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/diyarbakir-cocuklarinin-sesi-olduk-berna-oktay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2017 06:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[delfina]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakır çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yüzme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=9957</guid>

					<description><![CDATA[Ben Berna Oktay, DELFINA markasının Türkiye temsilcisiyim. Şu an ki işime sahip olmama vesile olan şey çocuklarımın yüzücü olmasıdır. Bu spora verdiğimiz emek ve harcadığımız enerji çok fazla olunca bunu biraz da işimize yansıttık ve sonuç olarak şu an Türkiye’de güzel çalışmalara imza atıyoruz. Yüzme sporunun avantajları fazla olduğu kadar, profesyonelleşme yolunda dezavantajları da oluşmaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Berna Oktay, DELFINA markasının Türkiye temsilcisiyim. Şu an ki işime sahip olmama vesile olan şey çocuklarımın yüzücü olmasıdır. Bu spora verdiğimiz emek ve harcadığımız enerji çok fazla olunca bunu biraz da işimize yansıttık ve sonuç olarak şu an Türkiye’de güzel çalışmalara imza atıyoruz.<br />
Yüzme sporunun avantajları fazla olduğu kadar, profesyonelleşme yolunda dezavantajları da oluşmaya başlıyor. Hele ki sporcu ailelerinin maddi imkânları daha kısıtlı ise gerçekten sevilerek yapılan bu spor bir süre sonra hem aileyi hem de sporcuyu zorlayabiliyor. Özellikle veli açısından bakarsak zaten maddi olarak hayatını kısıtlı idame ettirirken bir yandan da kulübün eğitim aidatı, kamp ücretleri ve sporcuyu her gün antrenmana getirip götürebilmek için ayrıca bir bütçe harcamaktalar.</p>
<p><strong>Görüldüğü üzere yüzücülerin masrafları sadece bone, mayo ve gözlük almakla bitmiyor.</strong> Ayrıca yüzme sporunda alınan her ürünün bir kullanım süresi var ki Türkiye havuzlarının klor sistemlerine bakınca bu süreler çok da uzun ömürlü olmamakta. Bu şartlar altında ise maddi geliri olmayan ama bu sporu yapmak isteyen çocuklarımız maalesef sadece istemekle kalmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-9962 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-1.jpg" alt="" width="397" height="234" /></p>
<p><strong>Biz bu durumu çözüme ulaştırmak adına bir takım girişimlerde bulunmaya karar verdik.</strong> Ne yapabiliriz noktasında ise; Tekirdağ’da bulunan bir kulübümüzün, “Bir çuval paletimiz var, alınmış kullanılmıyor,” demesiyle aksiyonumuz başladı ve ardında da gelen desteklerle çığ gibi büyüdü. Bu anlamda yüzücü annelerimiz inanılmaz güzel hazırlıklara başladılar ve bir elin nesi var iki elin sesi var diyerek yardımlarımız günden güne arttı. Gelen ürünler temizlenip, paketlendi ve tüm Türkiye’de ihtiyacı olan sporcularımıza destek olmak adına start verildi. Bunun yanı sıra bizlere bireysel mesaj atan velilerimize de elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Her şeye ticari bakmamanın yanı sıra “bugün onlara yarın bize” olabileceği gerçeği de asla unutulmamalı.</p>
<p><strong>Burada en önemli detaysa yardımların doğru yere ulaştırılmasını sağlamak.</strong> Yardımlarımızla birlikte Diyarbakır’a gittiğimizde önceden belediyenin açmış olduğu kurslarda ücretsiz yüzme eğitimi almış çocuklarımıza yüzme hocalarının vasıtasıyla tüm ürünlerimizin dağıtımı sağlandı. Sporcularımızın ürünleri almak için heyecanla kapıda bekleyişleri ve gözlerindeki o mutluluğu görmek gerçekten bizler için tarifsiz bir duygu. Bizler, “daha nasıl yardımcı olabiliriz”in konuşmasını yaparken, çocuklarımızın “HAVUZUMUZU AÇTIRIN” feryatlarıyla onlara kulak verdik ve seslerini duyurmak istedik. Şu an atıl durumda olan havuzu gittik gördük ve çok üzüldük.<br />
Hâlbuki çocuklarımız o havuzda yüzebilmek için sabırsızlıkla ve tükenmek bilmeyen bir umutla bekliyorlar. Diyarbakır’da terör var, savaş var diyen herkese şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; bizzat gittik, gezdik ve gördük. Şahit olduğumuz şey ise bir savaştan çok güzel şehrimiz Diyarbakır’da hayatın son derece normal bir akışta devam ettiği oldu. Kısacası çocuklarımızın orada spor yapmalarına engel olabilecek herhangi bir durum olmadığı gibi biz aksine olumlu yönde katkısının çok daha büyük olacağına sonsuz inanıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-9963 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-2.jpg" alt="" width="409" height="272" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-2.jpg 2048w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-2-300x200.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-2-768x512.jpg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-2-1024x683.jpg 1024w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/03/konuk_nisan-2-900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 409px) 100vw, 409px" /></p>
<p><strong>Buradan Diyarbakır Belediyesi’ne sesleniyoruz;</strong> biz çocuklarımızın sesi olduk ve bu sese sizlerin de kulak verip, destek olacağınıza sonsuz inanıyoruz. Şimdiden hassasiyetiniz ve göstermiş olduğunuz anlayıştan dolayı teşekkür ederiz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl manyağa dönüştüm? &#8211; Özlem Açar</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/nasil-manyaga-donustum-ozlem-acar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2017 07:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=8941</guid>

					<description><![CDATA[İki bin on dört yılının otuz bir ekim sabahı saatler 06:06’yı gösterdiğinde yeni bir sıfat sahibi olmuştum. Ansızın gelip beni bulan o sıfatların en güzeli, öncekilerin hepsinin önüne geçmişti. Ben artık anneydim. ANNE Saatler boyunca çektiğim sancıların sonuna doğru başka bir diyara yolculuk yaptım. Ruhum bedenimden çıktı sanki. Bir ara kendimi çok yukarılardan başka bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-8441 alignright" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/konuk_yazar.jpg" alt="konuk_yazar" width="218" height="244" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/konuk_yazar.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/konuk_yazar-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/konuk_yazar-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/konuk_yazar-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/konuk_yazar-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 218px) 100vw, 218px" />İki bin on dört yılının otuz bir ekim sabahı saatler 06:06’yı gösterdiğinde yeni bir sıfat sahibi olmuştum. Ansızın gelip beni bulan o sıfatların en güzeli, öncekilerin hepsinin önüne geçmişti. Ben artık anneydim.</p>
<p><strong>ANNE</strong><br />
Saatler boyunca çektiğim sancıların sonuna doğru başka bir diyara yolculuk yaptım. Ruhum bedenimden çıktı sanki. Bir ara kendimi çok yukarılardan başka bir gözle bile gördüm. Yalnızca bir halüsinasyondan mı ibaretti yoksa gerçek miydi bilemeyeceğim. Bedenime baktığım o meçhulden dünyanın en güzel sesini duydum; haykıra haykıra ağlıyordu kızım.</p>
<p><strong>Sonra…</strong><br />
Sonrası tuhaf duygular, karmaşa, bir gariplik, ne olduğunu bilememe, olayların farkına varamama halini aldı. Hastanedeki yatağımda tüm acılarım sona ermiş yatarken aslında acılarım sona ermemişti. Son yirmi dört saattir uykusuz ve açtım. Ve çok yorgundum. Tüm bedenim zonkluyordu. Hareket etmeye ihtiyacım vardı fakat bu o kadar kolay değildi. Galiba tüm bu acı ve yorgunluğun yüzünden kesinlikle ne yaşamakta olduğumun farkında değildim.</p>
<p><strong>Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.</strong> Fakat ben bunu o zaman bilmiyordum. Eve geldikten sonra da benim kafamda pek değişiklik olduğunu söyleyemem. Şüphesiz bebeğimi çok seviyordum, öl deseler ölecek kadar hem de. Ona bakmaya doyamıyordum. Yalnızca emziriyordum, emzirince işim bitmiş gibi gazını çıkarıp, uyutmaları için yanımdaki sevgili refakatçilerime teslim ediyordum onu. Misafirler gelip gidiyordu ve ben herkese gösteriyor, herkesin kucağına veriyordum. Öpmeyin, dokunmayın demiyordum mesela. Bir sakınca görmüyordum.</p>
<p><strong>Ne olabilirdi ki?</strong> Ne vardı yani yeni doğmuşsa. Buldumcuk muydum ki ben insanları kıracaktım, ellemeyin etmeyin diyecektim. Ki en sinir olduğum şey değil miydi? Böyle yapanları görünce içimden “Bir senin çocuğun var sanki hıh” diyerek bir güzel kınamıyor muydum?</p>
<p><strong>Ne olabileceğini gördüm;</strong> Aralık ayının ortasında bir akşam üzeri kızımın çığlık çığlığa ağlamasına, ben de kendimi kaybetmişçesine ağlayarak eşlik ettiğimde gördüm. Telefonla bir doktoru, bir eşimi, bir ablamı ararken, ağlamaktan konuşamaz bir halde lütfen hemen gelin diye yalvarırken, gördüm. Zaten son birkaç gündür çok iştahsızdı kızım ve tüm gün birkaç yudum anne sütünden başka boğazında hiçbir şey geçmemişti. Onu da çay kaşığı ile zorla vermiştim. Emzirmek ya da biberon vermek mümkün değildi. Akşam üstü daha önce hiç ağlamadığı şekilde ağlayınca ve ne yaptıysam susturamayınca, daha önce nerelerde olduğunu bilemediğim annelik iç güdümün ayak seslerini duymaya başladım. Geç olmuştu ama resmen beni istila etmeye başlamışlardı. Tehlikenin çok yakınımda olduğunu ve hemen bir şeyler yapmam gerektiğini fısıldıyorlardı. Tüm gün arayıp ulaşamadığım kızımın doktoruna nihayet ulaşınca kontrolü kaybettim. Bir şey yemeyeli o kadar olduysa çok kötü, vakit kaybetmeden hastaneye götürün dedi. Apar topar hastaneye koştuk. Devlet hastanesindeki kargaşayı görmemizle, çocuk acil servisi olan özel bir hastane arayışına girmemiz aynı anda oldu. Çok yakın mesafede bulduğumuz gibi vakit kaybetmeden oraya geçtik. O gece boyunca, tükenene kadar ağladığımı sandıysam da, sonradan aslında ağlama limitini doldurmadığımı, sonsuza kadar ağlayacak bir kapasiteye sahip olduğumu anladım. Kızımın minicik bedenini hareket etmesin diye birkaç kişi tuttu, elini zorla sabitlediler, damar yolunu açtılar. Hangimizin canı daha çok yandı dersen, tabii ki benim! <strong>Kalbimi yerinden söktüler sanki!</strong> Buz gibi röntgen odasına soktular. Akciğer filmini çektiler. Hatırlayamadığım bir şeyler daha yaptılar. Ha bir de ciğerimi yerinden oynatarak burnuna hortum soktular.</p>
<p><strong><em>Annelik lay lay lom değildi. Bebeğini omzuna koyup artistik pozlar vererek “iyi ki, çok şükür” yazıp instagrama koymak, gelen tebrikleri sevecen emojiler ile cevaplamak hiç değildi.</em></strong> Annelik dinmeyen ve gittikçe artan bir yangın haliydi. Kalp yangınıydı. Yapılan tüm tetkikler şuna çıkıyordu; “Zatürre başlangıcı” Dünya başıma yıkılıyor, yer ayaklarımın altında sarsılıyordu. Kendimi boğmak istiyordum. Kendimi suçluyordum. Korumadın, sen yaptın. Günlerce hastanede yattık. Tükendik ama çok şükür, kızım hızla iyileşti. Şu hayatta korkunç bir şey vardı; onu kaybetme ihtimalim vardı. İnanılır gibi değil ama gerçekti. “Benim başıma gelmez” dediğim her felaket için ben de bir adaydım. Ve manyaklaşma sürecim de böylece hızla başlamış oldu. Bu noktadan sonra kızım söz konusu olduğunda dilimin ve gözümün ayarı bozuldu. Bu noktadan sonra çok ama çok fazla onun üzerine düştüm, hatta çoğu zaman abartarak, korumam altına aldım. Kızım söz konusu olduğunda yakıp yıkmaya başladım evet. Nerde en kötü ihtimal varsa, kuruntu olup zihnime çöreklendi çünkü. Ben o yaşadıklarımızı hala unutamıyorum çünkü. Biz şanslıydık. Hasar almadan atlattık. Yine de yaşadığımız çok ağırdı, çok korkunçtu. Uçuklu birinin öpmesiyle ölen bebek oldu biliyor musunuz? Hatta uçuklu birinin öpmesi ile bebekler ömür boyu felçli kalabiliyor, bunu biliyor musunuz peki? Yeni doğan sahibi anneler manyak olabiliyor biliyor musunuz? Onlara buldumcuk demek ve kınamak çok ayıptır. Manyaklaşan anneleri kınamayın. Yardım edin. Bebeğine uzaktan şöyle bir bakın, iyi dileklerinizi iletin kafi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık kendime hiç bakamıyorum- Şebnem Akyüz</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/konuk-yazar/artik-kendime-hic-bakamiyorum-sebnem-akyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2016 07:53:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu anne]]></category>
		<category><![CDATA[üç çocuklu]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=7902</guid>

					<description><![CDATA[Ben ilk hamile olduğumu öğrendiğimde ayaklarım 9 ay boyunca yere basmamıştı en ufak bir bel ağrısında hooop doktordaydım, yolda yürürken ayağıma değen taşlarla kavga etmeye başlamıştım. Doğum yaptıktan sonra hayatım oğlum oldu. Şimdi düşünüyorum da gece yattığım pijamalarımı gündüz çıkarmadan akşamın olduğu bir sürü gün yaşamıştım. İkinci hamilelik sürecim biraz daha rahat geçmişti en azından [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-7904 alignright" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-2.jpg" alt="konuk_yazar_sebnemakyuz (2)" width="202" height="261" /></p>
<p>Ben ilk hamile olduğumu öğrendiğimde ayaklarım 9 ay boyunca yere basmamıştı en ufak bir bel ağrısında hooop doktordaydım, yolda yürürken ayağıma değen taşlarla kavga etmeye başlamıştım. Doğum yaptıktan sonra hayatım oğlum oldu. Şimdi düşünüyorum da gece yattığım pijamalarımı gündüz çıkarmadan akşamın olduğu bir sürü gün yaşamıştım. İkinci hamilelik sürecim biraz daha rahat geçmişti en azından yolda taşlara kızdığımı hatırlamıyorum daha bir özgüven vardı içimde ama değişmeyen doğum sonrası alınan kilolar dip boyası gelmiş saçlar, süt olsun diye yediğim soğanlar, kapı çaldığı zaman kusmuklu tişörtleri saklama, kaşlarımın nerdeyse gözüme girecek olması hiç değişmedi.</p>
<p><strong>Şimdi üç çocuklu bir anneyim</strong><br />
Oturup zamanı geri sarıyorum ne kadar küçük sorunları büyütüp “ben nasıl yapmışım” deyip kendime gülüyorum. Çabuk doğru yolu bulduğum için de kendimi çok seviyorum. Şimdi hayatımı eğlenerek düzene koymayı öğrendim.</p>
<p><strong>Nasıl mı?</strong><br />
Öncelikle kendimi çok seviyorum yaşamayı da çok seviyorum. Sabahları güne erken başlamak benim altın kuralım, hava çok soğuk bile olsa o penceren bakıp havayı içime çektiğim an yeni güzel güne hoş geldin diyorum.</p>
<p><strong>Yapmam gereken her şeyi yazmak işimi kolaylaştırıyor ve unutmamak için buzdolabına yapıştırmak ŞART.</strong></p>
<p>Evimdeki eşyaların kölesi değilim artık ihtiyaç fazlası yok, gerektiği kadar olması yetiyor zaten temizlik günleri dahilinde evde her şey yerinde benim komut vermemi bekliyor. Alışveriş listesi yapıyorum, bu liste hem gereksiz para harcamaktan koruyor hem de deniz kenarında gezer gibi reyonlar arasında salına salına gezmeme engel oluyor, listene bak al ve kasaya git. İşte bu kadar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7903 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-1.jpg" alt="konuk_yazar_sebnemakyuz (1)" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-1.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-1-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-1-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-1-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_sebnemakyuz-1-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p><strong> Zamanım artık bol</strong><br />
Üç farklı birey yetiştiriyorum ve ilgi bekleyen bir eşim var. Çocuklarım ile kaliteli zaman geçirmek saatlerce oynamak, konuşmak anlamına gelmiyor biraz dikkatli olmak şart anneeee diye seslendikleri zaman asla şimdi işim var birazdan demiyorum, çünkü o sırada bana ihtiyaçları olduğunu biliyorum benim bu evin annesi olduğumu yemek yapmam gerektiğini de artık öğrendiler. Çocuklarımın odası onların istediği ama evimizin kuralları dahilinde onlara ait olduğu için özgürler, boya kalemlerini kutu içine tek sıra halinde dizmek zorunda değiller ama belli bir yeri olası gerektiğini öğrendiler, hiç birine diş fırçalama zamanı demiyorum ama banyoya yaptığım diş fırçalama çizelgesini kontrol ediyorum buda çocuklarımı takip etmeme yarıyor, yemek az veya çok demiyorum kesinlikle bitecek kelimesi soframızda yasak kendileri dur ve tamam komutlarıyla kepçemi yönlendirmeleri hem eğlenceli hem de eğitici oluyor.<br />
Uyku saatleri ise biraz zamanımı aldı ama başardım. Yanlarına gidip biraz sohbet ve hayal kurmak, biraz sessizlik biraz da koridordan sızan ışık artık yetiyor.<br />
Ben psikolog değilim, çocuk eğitimi de okumadım sadece yaşadıklarımı tecrübe edinen bir anneyim. Kendim için önceliklerimin farkındayım ansızın gelen komşuma biz isim şehir oynuyoruz istersen aramıza katıl veya da daha sonra görüşelim diyebiliyorum. Yolda kaldırımda taş sayıp şimdi dur ve gözlerini kapama oynuyoruz, adı üstünde çocuk parklarına gittiğimiz zaman bankta oturup elimde telefon kimseyle konuşmuyorum ya ben de katılıyorum yada yakınlarında durup bana her baktıklarında gülümsüyorum çünkü onlar için orda olduğumu hissediyorlar.</p>
<p>Artık benimde kendim için zamanım var kitap okuyorum, dinleniyorum, yaşadıklarımı yazıyorum, arkadaşım ile sohbet ediyorum ve en mükemmeli için uğraşmıyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne, okula başlamaya hazır mısın? &#8211; Nur Eda Kasap Süslü</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/anne-okula-baslamaya-hazir-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2016 12:54:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KONUK YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=7708</guid>

					<description><![CDATA[Zamanı geldiğinde çocuğumuzun hangi anaokuluna ya da okula gideceğine karar vermek biz anneler için çok özel bir konu. Ben işim gereği anaokullarında çalıştığım için, aklımda nasıl bir anaokulu istediğime dair bir fikir zaten vardı. Asıl soru, aklımdaki bu anaokulunu evimin yakınında bulup bulamayacağımdı. Hayalimdeki okulu buldum Kerem’in gideceği anaokulunun evimize yakın olmasını istiyordum. Aklımdaki okulun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4356 alignright" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2015/05/konuk_yazar.jpg" alt="konuk_yazar" width="300" height="336" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2015/05/konuk_yazar.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2015/05/konuk_yazar-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2015/05/konuk_yazar-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2015/05/konuk_yazar-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Zamanı geldiğinde çocuğumuzun hangi anaokuluna ya da okula gideceğine karar vermek biz anneler için çok özel bir konu. Ben işim gereği anaokullarında çalıştığım için, aklımda nasıl bir anaokulu istediğime dair bir fikir zaten vardı. Asıl soru, aklımdaki bu anaokulunu evimin yakınında bulup bulamayacağımdı.<br />
<strong>Hayalimdeki okulu buldum</strong><br />
Kerem’in gideceği anaokulunun evimize yakın olmasını istiyordum. Aklımdaki okulun fiziki özellikleri üç aşağı beş yukarı şöyleydi: ana cadde üzerinde olmayan, trafikten ve gürültüden uzak, mümkünse yeşillikler içinde, sınıfları geniş ve güneş gören, büyük bahçesi olan, bahçesinde hem büyük kas gelişimini destekleyecek oyuncakları olan hem de fen-doğa etkinliği olarak sulama ve bakımını çocukların yapacağı bitki yetiştirme köşesi olan bir anaokulu.<br />
Elbette okulun hijyeni konusunda da içim ferah olmalıydı, bu olmazsa olmazımdı. Diğer önemli özellikler de kütüphane ve oyun köşesi varlığıydı ve etkinlik materyallerinin bolluğuydu. Farklı yaş grupları için yaşa uygun farklı materyal ve oyuncaklarla donatılmış odaların tasarlanmış olması da önemliydi.<br />
Ve anaokulunda uygulanacak eğitime gelince, işte bu nokta benim için ayrıca önemliydi. Çocuğun eğitimi önce ailede başlar. Aileden sonra, okul öncesi eğitim kurumları aileyi destekler hatta bazen aile için de yeni ufuklar açar. Bu nedenle anaokulları çocuğun sadece yemek yediği, uyuduğu, oyuncaklarla oyalandığı bir yer değil, bunun çok daha fazlasıdır. Çocuğu fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel olarak desteklemede birbirinden farklı okul öncesi eğitim modelleri var. Siz acaba hangi eğitim modelini çocuğunuz için daha uygun bulursunuz? Bu sorunun yanıtı için okul öncesi eğitim modellerine bir göz atmanızı öneririm.<br />
<strong>Çoklu zeka kuramı mı?</strong><br />
Ben bu konular hakkında bolca düşündüm ve sonuçta çoklu zeka kuramını esas alan bir yaklaşım olsun istedim. Eşime göre ben bu okul öncesi eğitim meselesini çok abartıyordum. Evet, bu meseleyi çok fazla önemsiyordum. Ancak bunun nedeni benim abartıyor oluşum değil, çocuğun gelişimi için ve eğitim hayatı için çok önemli oluşu. Bazı şeyler nasıl başlarsa öyle devam ediyor. Sonuçta eğitsel açıdan benim beklentim çoklu zeka kuramını benimsemesi, değerler eğitimi, fen doğa etkinlikleri, sanatsal etkinlikler, müzik ritim çalışmaları, kavram etkinlikleri, dil çalışmaları, yabancı dil eğitimi, dikkat-konsantrasyon çalışmaları gibi uzayıp giden bir liste halindeydi.<br />
<strong>Ve ne oldu?</strong><br />
O haftalarda bir gün evimizin hemen arka sokağına bir anaokulu tabelası asıldı. İlk işim arayıp randevu almak oldu. Listemde yer alan kriterlerin tamamını karşılıyordu. Kerem’i okula götürdüğüm ilk gün, “Hayatım, işte senin okulun. İşte öğretmenin.” dedim. Okulun bahçesinde bulunan oyuncakları görünce çok sevindi. Hele kum havuzu ve su havuzu olarak kullanılan oyuncağa bayıldı. Hemen öğretmeni ile kollar sıvandı. Yaklaşık bir saat sonra, “Kerem’ cim eve gitme vakti geldi.” diye seslendim. Gelen yanıta bakın: “Sen git, ben öğretmenimle daha oynayacağım.” Hem şaşırdım, hem sevindim. Bütün akşam sadece okuldan bahsetti. O coşkuyla anlattıkça, ben içimden “Harika” diyordum. İkinci, üçüncü gün, o neşeli, ben sevinçli, her şey yolunda gitti. Dördüncü gün öğretmeni yanıma gelerek “Siz burada beklemeyin, sizi görmesin. Gerekirse size haber veririz. Ağlarsa da merak etmeyin, hiç sorun değil. Bu çok normal” dedi. Bir saat sonra telefonum çaldı. “Nur Hanım gelseniz iyi olur. Kerem sizi istiyor.” Hemen okula gittim, karşımda Kerem, ağlamaktan şişmiş! Orada olmadığımı fark ettiğinde bizimki basmış yaygarayı. O an anladım, bu iş benim sandığım kadar kolay olmayacaktı.<br />
Artık o ilk günlerdeki çocuk gitmiş, yerine başka bir çocuk gelmişti. “Hadi, okul için hazırlanıyoruz” dediğimde koşarak gelen çocuk, şimdi “Gitmeyeceğim, gitmeyeceğim” diye avaz avaz ağlıyordu. O çılgın ağlama karşısında sakin kalabilmek çok zordu. Okul kapısına vardığımızda yine çığlıklar yükseliyordu. Bir hafta kadar sonra yine ağlayarak eve dönerken iç sesim şunları söylemeye başladı: “Sen ne yapıyorsun böyle! Madem bu kadar üzülüyorsun, götürme okula. Mecburiyetin yok.” Bu çaresizlik ve çelişkiler içinde elim telefona gitti ve Ayfer Erbil Hanım’ı aradım. Kendime sormaktan korktuğum soruyu o bana soruverdi. <strong>“Nur’ cuğum, Kerem mi senden ayrılamıyor? Sen mi Kerem’den?”</strong> Yanıtı içinde gizli bir soruydu bu. Ve soru gayet isabetliydi. Tıpkı memeden ayırma günlerinde olduğu gibiydi hallerimiz. Yine kararlı ve tutarlı olmanın zor ama gerekli olduğu bir süreç gelip çatmıştı.<br />
<strong>Farkındalık ve irade gösterme insanın tavrını değiştirebiliyor.</strong> O günden okula hazırlanırken Kerem ağlıyorsa onu kucağıma alıp, sarılıyor ve öpüp, detaylı olarak açıklama yapıyordum. Ben de daha kararlı ve tutarlı davrandıkça durum değişti. Anladım ki çocuğunuzu okula duygusal olarak ne kadar hazırlamış olsanız da sizden ayrılma anı geldiğinde durum değişebiliyor. Sorun baş gösterse bile, sizin kararlı olmanız, olayı dramatize etmeden güzel taraflarını ön plana çıkarmanız çok önemli. Okula gitme vaktinin çılgın ağlama sahnelerine dönüşmemesi tamamen sizin tavrınıza bağlı. Bu nedenle çocuğunuzdan önce kendinizi duygusal olarak hazırlamanızı öneriyorum. Galiba hazırlıksız yakalanan biz oluyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7710 alignleft" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_nur_eda_kasap.jpg" alt="konuk_yazar_nur_eda_kasap" width="244" height="294" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_nur_eda_kasap.jpg 396w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/10/konuk_yazar_nur_eda_kasap-249x300.jpg 249w" sizes="auto, (max-width: 244px) 100vw, 244px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Nur Eda Kasap Süslü</strong></p>
<p><strong>Anne İşi Çözümler kitabı yazarı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
