<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GÜNCEL ANNE &#8211; Parents Dergisi</title>
	<atom:link href="https://parentsdergisi.com/yazarlar/guncel-anne/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parentsdergisi.com</link>
	<description>Sağlıklı çocuklar, mutlu aileler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 May 2018 13:14:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çocukları güneşten korumanın yolları &#8211; Dr. Elif Çakır</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/cocuklari-gunesten-korumanin-yollari-dr-elif-cakir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2018 05:30:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL ANNE]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[güncel anne]]></category>
		<category><![CDATA[güneş kremi]]></category>
		<category><![CDATA[güneşten korunmanın yolları]]></category>
		<category><![CDATA[ne zaman güneşlenmeliyiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=13861</guid>

					<description><![CDATA[Yaz bu sene biraz gecikse de güneş, yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı. Günler uzuyor ve güneş uzun bir süre tepede kalıyor artık. Kontrolsüz ve uzun süre güneşe maruz kalmanın kansere sebep olduğu artık herkesçe biliniyor. Özellikle de çocukluk çağında maruz kalınan ciddi güneş yanıklarının erişkin dönemde cilt kanserine yakalanma riskini  artırdığı düşünülüyor. Durum böyle olunca “ [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz bu sene biraz gecikse de güneş, yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı. Günler uzuyor ve güneş uzun bir süre tepede kalıyor artık. Kontrolsüz ve uzun süre güneşe maruz kalmanın kansere sebep olduğu artık herkesçe biliniyor. Özellikle de çocukluk çağında maruz kalınan ciddi güneş yanıklarının erişkin dönemde cilt kanserine yakalanma riskini  artırdığı düşünülüyor. Durum böyle olunca “ çocukları güneşten koruma” mevzusu daha bir önem kazanıyor. Çocukları güneşten korumanın yolları nelerdir? Hep beraber bakalım.</p>
<p><strong>Gölgede kalın:</strong><br />
Güneşin en tepede olduğu 10-14 arası güneşe çıkmayın. Bu saatlerde güneş, en zararlı ışınlarını salmakta çünkü. Bu mümkün olamıyorsa bir güneş şemsiyesi, bir ağaç altında kalmaya özen gösterin.</p>
<p><strong>Örtünün: </strong><br />
Çocukları güneşten korumak için mümkün olduğunca uzun kollu gömlek ve uzun pantolon giydirin. Deniz kenarında iseniz ben UV ışınlarından koruyan mayo öneriyorum. Sık dokulu olanlar incelerden, kuru tişört, ıslak tişörtten daha iyi bir koruma sağlar. Seçeceğiniz uv koruma mayonun uluslararası sertifikalarının olmasına dikkat edin. Diyeceksiniz ki “çocukları güneşten koruyacağız diye sıcakta mı pişirelim?” sıcak havalarda ince, beyaz bir tişört giydirebilirsiniz.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13864" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_106238285.jpg" alt="" width="600" height="360" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_106238285.jpg 600w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_106238285-300x180.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Şapka takın:</strong><br />
Tüm yüzü, kulak ve boynu kapayacak şekilde bir şapka alın çocuklara ve güneşe öyle çıkarın.</p>
<p><strong>Güneş gözlüğü kullanın:</strong><br />
Çocukları güneşten koruma yöntemlerinden bir de onları güneş gözlüğü kullanmaya teşvik etmek. Uv ışınları sonraki yıllarda katarakta yol açabilir. Bu yüzden çocuklara uygun güneş gözlüğü kullanmakta fayda var.</p>
<p><strong>Örnek olun: </strong><br />
Her konuda olduğu gibi bu konuda da ona örnek olmanız gerekiyor. Siz dışarı çıkarken güneş gözlüğünüzü ve şapkanızı takarsanız o da şapka kullanmaya ve gözlük takmaya daha hevesli olacaktır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13862" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_154490576.jpg" alt="" width="800" height="480" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_154490576.jpg 800w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_154490576-300x180.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_154490576-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><strong>Güneş kremi uygulayın: </strong><br />
Çocukları güneşten korumanın yollarından biri de güneş kremi kullanmak.</p>
<p>Çocukları güneşten korumak için seçeceğiniz güneş kremi hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlamalı.<br />
Güneş kremi, güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce sürülmeli.<br />
En az 30 SPF içermeli.<br />
Kimyasal bazlı değil; mineral bazlı güneş kremlerini tercih etmeli.<br />
Çocuğunuz için seçeceğiniz güneş koruyucu krem paraben içermemeli. Parabenin kanser yapıcı etkilerini ortaya koyan çalışma sayısı her geçen gün artıyor.<br />
Dudaklar ve kulaklar güneş kremi kullanırken genelde ihmal edilen yerlerdir. Güneşe karşı diğer vücut bölgelerinden daha hassas olan kulaklara güneş kremi kullanmayı ihmal etmemek gerekir.<br />
Eğer çocuklarınız suda vakit geçireceklerse suya dayanıklı bir güneş kremi kullanmak daha iyi olacaktır. Ancak, suyun içinde bile olsa güneş kremini 90 dakika aralıklarla tazelemek gerekmekte.<br />
Güneşten koruyucu krem yüzme ve kurulanma sonrasında tekrar sürülmelidir.<br />
Suyun dışında güneş kremi kullanılıyorsa 3 saate bir yenilemekte fayda var.<br />
Altı aydan daha küçük çocuklara güneş kremi uygulanmamalı.<br />
En önemlisi güneş koruyucular bize gereksiz bir güven vermemeli ve güneşte kalma süremizi arttırmamalıdır. Çocukları güneşten korumanın yolları arasında en etkili olanın gölgede kalmak olduğunu unutmayalım.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13863" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_592648823.jpg" alt="" width="800" height="480" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_592648823.jpg 800w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_592648823-300x180.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/05/shutterstock_592648823-768x461.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar alerjilerinden korunma yolları</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/bahar-alerjilerinden-korunma-yollari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2018 11:35:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL ANNE]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=13566</guid>

					<description><![CDATA[Eğer evde alerjik bir çocuğunuz varsa baharı herkes gibi coşkuyla karşılamayabilirsiniz. Havaların ısınması ile uçuşmaya başlayan polenler, alerjik çocuklar için öksürük ve hapşırma nöbetleri, burun, göz kaşıntısı, sürekli akan bir burun demek. Bir kaç basit önlemle çocuğunuz baharı daha rahat geçirecektir. Bahar alerjileri için doktorunuza göründüğünüzü, alerji testlerinin yapıldığını ve ilaç kullanmanız gerekiyorsa kullandığınızı varsayarak bahar alerjilerinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer evde alerjik bir çocuğunuz varsa baharı herkes gibi coşkuyla karşılamayabilirsiniz. Havaların ısınması ile uçuşmaya başlayan polenler, alerjik çocuklar için öksürük ve hapşırma nöbetleri, burun, göz kaşıntısı, sürekli akan bir burun demek. Bir kaç basit önlemle çocuğunuz baharı daha rahat geçirecektir. Bahar alerjileri için doktorunuza göründüğünüzü, alerji testlerinin yapıldığını ve ilaç kullanmanız gerekiyorsa kullandığınızı varsayarak bahar alerjilerinden korunma yollarını sıralıyoruz.</p>
<p><strong>Burnunu tuzlu su ile temizleyin</strong><br />
Burnumuz akciğerlerimizin hava filtresidir. Çocuğunuzun burnunu etkin ve doğru bir yöntemle temizleyerek polen ve alerjenlerin akciğerlere ulaşmasını önlemiş olursunuz. Bunun için doktorunuzun önereceği burun spreylerini kullanabileceğiniz gibi evde kendi hazırladığınız tuzlu suyu da kullanabilirsiniz.<br />
Bir su bardağı kaynamış ılımış suya kabaca yarım çay kaşığı tuz ve bir tutam karbonat koyun ve karıştırın. İşte ev yapımı burun spreyiniz hazır. Bunu (iğnesi çıkarılmış) bir enjektör ile çocuğunuzun burnuna sıkabilir; bu işlemi günde bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz.<br />
Bu sıvı ile sadece burnunu açmakla kalmaz aynı zamanda burun içindeki polenleri ve diğer alerjenleri de uzaklaştırmış olursunuz.</p>
<p><strong>Her gece banyo yaptırın</strong><br />
Böylece bütün gün çocuğunuz, üzerine sinen kedi-köpek tüyleri, polenler ve ev akarından kurtulacak ve daha rahat uyuyacaktır. Ayrıca sıcak duş sayesinde tıkalı burunlar da açılmış olacaktır. Amerikan Alerji İmmünoloji Derneği, bahar alerjilerinden korunmak için alerjik çocukların bahçeden veya dışarıdan gelince kıyafetlerinin çıkarılıp, banyo yaptırılmalarını öneriyor. Banyo yaptırmadığınız takdirde dışarıdan gelen ve elbiseleri ile saçlarının üzerine yerleşmiş polenler ve alerjenler yatak çarşaflarına ve yastığa yayılır. Bu da tüm gece çocuğunuzun solunum yollarında uyarıcı etki oluşturarak öksürük, hapşırık gibi belirtilere yol açar.</p>
<p><strong>Çocuklarınızı tütün ve mamullerinden uzak tutun</strong><br />
Bahar alerjilerinden korunma yollarından en önemlisi belki de bu madde. Çocuklarınızı sigara, puro, nargile gibi tütün ve mamullerinin içildiği mekanlardan uzak tutun. Açık havada içilen sigaralar, nargileler de buna dahil. Ne yazık ki nasılsa açık havadayız diye pek çok anne-baba çocuklarının yanında sigara içiyor veya başkasının içmesine izin veriyor. Oysa açık havada içilen sigara da çocuğunuzun astımını ve alerjik rinitini tetikleyebilir.<br />
Evcil dostlarınızı da bahar alerjilerinden korunma önlemlerine dahil edin<br />
Eğer evcil hayvanınız varsa mümkün olduğunca sık yıkayın ve onlarla temas ettikten sonra ellerinizi yıkayın. Evcil hayvanlarınız, polenleri ev dışından içeriye taşıyabilirler veya sizin onların tüylerine karşı alerjiniz olabilir. Kedi ve köpeklerinizi mümkünse yatak odasına sokmayın.</p>
<p><strong>Halıları kaldırın</strong><br />
Halılar, toz akarları ve polenler için iyi birer yuva oluştururlar. Bu yüzden eğer mümkünse halıları kaldırın halıları kaldıramıyorsanız, küçültün ve mümkün olduğunca sık temizleyin. Ev içerisinde özellikle yatak odasında halı, kilim ve battaniye gibi toz tutacak şeyler yerine deri, vinleks, vinil, parke ve pvc benzeri eşyalar kullanmaya çalışın.</p>
<p><strong>Çocuklarınızı şapka ve gözlük kullanmaya teşvik edin</strong><br />
Çocuklarınızın dışarı çıkarken gözlük ve geniş kenarlı şapka kullanmasını sağlayın. Böylece polenlerden bir miktar korunabilirler.</p>
<p><strong>Polen saatlerine dikkat</strong><br />
Polenlerin daha çok olduğu saatlerde arabada ve evde pencerelerinizi kapalı tutun. Özellikle sabah 06.00 ile 10.00 arası polenlerin en yoğun olduğu saatlerdir. Bu saatlerde evinizi havalandırmayın. Evlerimiz alerjisi olan çocuklarımız için bir sığınak gibi olmalı ve orada rahat nefes alabilmeliler.<br />
Sıcak ve rüzgarlı günlerde polen artar. Böyle günlerde evi mümkün olduğunca havalandırmamaya ve çocuklarımızı dışarı çıkarmamaya çalışalım. Alerjik çocuklarımızı parka götürmek için rüzgarsız havaları tecih edelim. Park için en ideal saatler öğleden sonra saat 15.00 ve sonrası.</p>
<p><strong>Çamaşırları içeride kurutun</strong><br />
Polen mevsiminde çamaşırları içeride kurutarak polenlerin çocuklarınızın kıyafetlerine, havlu ve çarşaflarına sinmesini önleyebilirsiniz. Islak ve nemli çamaşırlar ortamdaki polenleri kuru kıyafetlere göre daha fazla çeker. Bir kurutma makinesi edinmek akıllıca olabilir. Yüksek ısıda yapılan kurutma aynı zamanda akarların da ölmesine yol açar.</p>
<p><strong>Klimalarınızın bakımını yaptırın</strong><br />
Bahar alerjilerinden korunma yollarından biri de klimalarınızın hava filtrelerini sık aralıklarla değiştirmektir. Klimalarınızın akımını periyodik aralıklarla yaptırın. Bakımı ve temizliği iyi yapılmış, filtresi yenilenmiş bir klima sizi fazla elektrik harcamaktan, çocuklarınızı alerjenlerden korur. Eğer imkanınız varsa alerjenleri tutan özel filtrelerden alın.<br />
Ortamı içerideki havayı kullanarak temizleyen ve dışarıdaki havayı kullanmayan klimaları tercih edin.</p>
<p><strong>Balık yağı kullanın</strong><br />
Omega 3 yağ asitlerinin alerjik reaksiyonlarda ortaya çıkan lökotrienlerin miktarını düşürdüğünü gösteren çalışmalar mevcut. Omega 3 soğuk ve derin deniz balıkları, ceviz, keten tohumunda yüksek miktrada bulunur. Çocuklarınızı omega 3 zengin gıdalarla beslemeye özen gösterin.</p>
<p><strong>Çarşaf ve nevresimleri sık sık ve yüksek ısıda yıkayın</strong><br />
Haftada bir kez çocuğunuzun nevresim takımlarını 60 derecenin üzerinde bir ısı ile yıkayın. Yüksek ısı, ev akarlarını ölmesini sağlar ve alerjenleri uzaklaştırır.</p>
<p><strong>Elyaf yorgan ve yastık kullanın</strong><br />
Kuş tüyü, kaz tüyü ve yün yatak, yorgan ve yastıklar ev akarlarının yerleşmesi için mükemmel bir ortam sağlarlar. Bir çocuğun ortalama 10-12 saat uyuduğunu düşünürsek allerjik bir çocuk, eğer kaz tüyü veya yün bir yorganla uyuyorsa hayatının üçte birini bol miktarda ev akarı ile birlikte geçiriyor demektir.</p>
<p><strong>Peluş ve tüylü oyuncaklarla vedalaşın</strong><br />
Peluş, tüylü ve içi doldurulmuş oyuncaklar bolca akar barındırır.</p>
<p><strong>Giysi seçimine dikkat edin</strong><br />
Çocuklarınıza terletmeyen, pamuklu</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne biraz daha yemek istiyorum: Ek gıdaya geçiş</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/anne-biraz-daha-yemek-istiyorum-ek-gidaya-gecis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2018 15:04:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[0-12 AY]]></category>
		<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[BESLENME]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL ANNE]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğim ek gıdaya geçişte zorluk yaşıyor ne yapmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdaya geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdaya geçişi nasıl kolaylaştırabilirim]]></category>
		<category><![CDATA[ek gıdaya geçişte dikkat edilmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[elif çakır]]></category>
		<category><![CDATA[güncel anne]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=13366</guid>

					<description><![CDATA[“Bebeğiniz 6 ayını doldurdu. Önünüzde harika ve heyecan dolu bir macera var.” Ek gıdaya geçiş süreci, bebeğin daha sonraki beslenme alışkanlıklarını etkileyebilecek kritik bir dönem. Doğru bildiğimiz pek çok yanlış var bu dönemle ilgili. Anneanne, babaanne, konu-komşu, eş-dost, akraba, elalemin yanı sıra doktorların da azımsanmayacak oranda bir payı var bu yanlış inanışlar silsilesinde. Ben de anne ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bebeğiniz 6 ayını doldurdu. Önünüzde harika ve heyecan dolu bir macera var.” Ek gıdaya geçiş süreci, bebeğin daha sonraki beslenme alışkanlıklarını etkileyebilecek kritik bir dönem. Doğru bildiğimiz pek çok yanlış var bu dönemle ilgili. Anneanne, babaanne, konu-komşu, eş-dost, akraba, elalemin yanı sıra doktorların da azımsanmayacak oranda bir payı var bu yanlış inanışlar silsilesinde. Ben de anne ve doktor olarak günlük pratiğimde gözlemlediğim ek gıdaya geçişte yapılan yanlışlar ve doğruları anlatmak istiyorum biraz.</p>
<p><strong>Ek gıdaya erken başlamak:</strong><br />
• Tek başına anne sütü, bebek D vitamini ile desteklendiği takdirde, ilk 6 ay bebeğin tüm gereksinimlerini karşılar.<br />
Ek gıdaya erken başlarsanız;<br />
• Bebeğinizin yaşına göre alması gereken anne sütü miktarı kısıtlanır. Bu da büyüme ve gelişmesini olumsuz etkiler.<br />
• Anne sütüyle ilk 6 ayda alması gereken koruyucu etmenleri daha az aldığı için sık enfeksiyon geçirme riski artar.<br />
• Alerjik hastalıkların özellikle de besin alerjilerinin görülme sıklığı artar.<br />
• Bebeğinizin ileride şişman bir birey olma ve tip 2 diyabete yakalanma riski artar.<br />
• Çocuğunuzun böbreklerine ve sindirim organlarına henüz hazır olmadığı ölçüde yüklenmiş olursunuz.</p>
<p><strong>Yemekleri blenderdan geçirerek vermek:</strong> Besinler, ek gıdaya geçiş sürecinde ilk önce tel süzgeçten geçirilmeli ardından 9-10. aylarda çatalla ezilerek verilmelidir. Blenderdan geçirilerek çok pürüzsüz hale getirilmiş gıdalar, bebeğin pütürlü gıdalara alışmasını geciktirebilir. Dört-beş yaşlarında ve hala blenderdan geçmeden yemek yemeyen çocuklara bilmem siz de rastladınız mı? Ama ben sıkça karşılaşıyorum. Blenderla yiyecek hazırlamak her ne kadar pratik olsa da çok ince kıvamlı besinlerin bebeklerin aile sofrasına oturma yaşını geciktirebiliyor. Bebeklerin büyük bir kısmı 6. aydan itibaren yiyecekleri ağızda döndürebilir. Pütürlü gıdalarla beslenme ağız ve dil kaslarını geliştirerek bebeğin konuşmasına da fayda sağlar. Beslenme için kullanılan dil, dudaklar, sert ve yumuşak damak ve çene; aynı zamanda konuşma organlarıdır. Besinleri ağız içinde tutmak, öğütmek, döndürmek için geç kalınırsa yani uzun süre ince kıvamlı beslenilirse ileride konuşma seslerini üretmeye de geç kalabilir.</p>
<p><strong>Her Öğünde Çorba Vermek:</strong> Ek gıdaya geçişte en sık yapılan yanlışlardan biri de çocuklara her öğünde çorba içirmek. Çorba dediğimiz şeyin en azından yarısı sudur. Yarısı su tarafından oluşturulan bir gıda, enerji ve besin öğeleri açısından fakirdir. Bebeklerimizi suyla beslemek istemeyiz değil mi? Ben izlediğim bebeklere çorba değil, püre öneriyorum. Temel tarif: İki adet mevsim sebzesi, zeytinyağı, irmik/pirinç/bulgur(bebeğin yaşına göre) ve eğer 7. aydan büyükse bir parça kıyma pişirilir. Ardından tel süzgeçten geçirilir. Çok koyu olursa bebeğinizin  tercihine göre kıvamını bir miktar su veya anne sütü ile inceltebilirsiniz. Ama asla çorba kıvamına getirmeyin. Bebeğinizin midesini suyla doldurmuş olursunuz.</p>
<p><strong>Biberon Kullanmak:</strong> Tüm besinler sadece kaşık ile verilmeli; ek gıdaların verilmesinde biberon kullanılmamalıdır. Koyu kıvamlı besinler emzikten emilirken boğulmaya neden olabilir. Aynı zamanda biberon ile ek gıdaların verilmesi uygun olmayan beslenme alışkanlıklarının gelişmesine neden olur ve kaşıkla beslenme alışkanlığının gelişmesine olanak vermez. Bazı anneler biberona çorba veya hazır bebe bisküvili sütü koyup veriyor; bebelerin midesi lıkır lıkır işe yaramaz sıvıyla doluyor Sonra da “e bu çocuk niye iştahsız, niye anemisi var” diye soruyor. E var çünkü alması gereken protein, enerji, vitamin, mineral yerine bolca işe yaramaz sıvı alıyor.</p>
<p><strong>Sevmedi Diye Vazgeçmek:</strong> Bebekler bazen kendilerine ilk kez sunulan bir besini yemeyi reddedebilirler. Bu o besinin  sevilmediği/sevilmeyeceği anlamına gelmez. Bu durumda bebeğinizin yemeyi reddettiği besini ortadan kaldırıp birkaç gün sonra tekrar deneyin. Gene reddederse bu sefer bir, bazen birkaç hafta sonra deneyin. Sevmediği gıdayı sonraki dönemlerde tekrar sunun. Bazen sunum veya pişirme şeklini değiştirmek de işe yarayabilir. Çağın bebekliğinden itibaren her türlü kuru baklagili yemeyi reddetti.  Etle pişirdim yemedi, zeytinyağlı yaptım yemedi, öğütüp çorbalara kattım geri püskürttü. Geçenlerde babaannesi nohutu haşlayıp kuruyemiş gibi sunmuş; onun da hoşuna gitmiş. Şimdi ara ara bizden haşlanmış nohut ve kuru fasulye istiyor. Yani diyeceğim o ki kararlı olun ama asla ısrarcı olmayın ve yılmayın. Sağlıklı ölçütler içinde yemek yapma ve sunmada yaratıcılığınızı sonuna kadar kullanın, reddettiği yemeği seveceği bir şekle sokun. Bazen de ilk aylarda refleks gereği dilleriyle kaşığı itebilirler. Bu durumda da anne bebeğin yemeği reddettiğini düşünür. Böylesi bir durumda küçük bir çay kaşığıyla besini dilinin üstüne koyun. O kendisi çiğneyecektir.</p>
<p><strong>İnek Sütü /Keçi Sütü Kullanmak:</strong> Bir yaşından önce inek sütü vermenin zararlarını artık bilmeyen kalmadı değil mi? Gerçi ben 1 yaş sonrası da günde bir bardakla sınırlıyorum. Özellikle bebeğiniz anne sütü alıyorsa inek veya keçi sütü almasına gerek yok.</p>
<p><strong>Meyve Suları:</strong> Artık ek gıdaya geçişte veya çocuk beslenmesinde meyve sularını hiç önermiyoruz. Meyvenin kendisini tüketmek gerekiyor, suyunu değil. Meyve suları özellikle de fazla miktarda alınırsa alınması gereken anne sütü miktarının azalmasına ve besin değeri yüksek diğer besinlere karşı iştahsızlığa neden olur. Aynı zamanda diş çürüklerine de yol açar. Ben, besin değeri yüksek olan besinlerin alımını engellediği ve anne sütünün alım miktarını azalttığı için meyve suyunu hiç önermiyorum. Çocuğun midesini bir bardağa benzetecek olursak; tamamını enerji ve besin içeriği yüksek olan bir gıdayla doldurmak varken niye yarısını boş kaloriyle dolduralım ki?</p>
<p><strong>Yemek Sularıyla Besleme:</strong> Ek gıdaya geçişte çok sık yapılan bir hatadır. Hiçbir besin değeri olmayan bu beslenme şekli uygulanmamalı, bebeklere yemek suları değil yemeğin kendisi verilmelidir.</p>
<p><strong>Bulamaç Yapma:</strong> En sık kahvaltı öğünü için tercih edilen bu yöntem, bebeğin farklı tatların ayrımına varmasına ve damak zevkinin gelişmesine engel olur. Anneler; peynir, yumurta, zeytin, ceviz gibi gıdaları bulamaç haline getirip bebeklere vermek yerine hepsini ayrı ayrı tattırmalı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demir eksikliğine bağlı kansızlığı önleme yolları &#8211; Dr. Elif Çakır</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/demir-eksikligine-bagli-kansizligi-onleme-yollari-dr-elif-cakir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2018 09:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL ANNE]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Demir eksikliğine bağlı kansızlığı önleme yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=12526</guid>

					<description><![CDATA[Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlığı Önleme Yolları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde demir eksikliği anemisi (kansızlık) oldukça sık görülmektedir. Demir, vücudumuzdaki tüm doku ve hücrelere oksijen taşıyan hemoglobini oluşturan mineraldir. Beyin, kalp gibi hayati organlarımız ile kas ve dokulara yeterli oksijen ulaşamadığında, iştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk, çeşitli davranış sorunları, öğrenme zorlukları, kilo almada gecikme, büyümede duraklama gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlığı Önleme Yolları</strong></p>
<p>Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde demir eksikliği anemisi (kansızlık) oldukça sık görülmektedir. Demir, vücudumuzdaki tüm doku ve hücrelere oksijen taşıyan hemoglobini oluşturan mineraldir. Beyin, kalp gibi hayati organlarımız ile kas ve dokulara yeterli oksijen ulaşamadığında, iştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk, çeşitli davranış sorunları, öğrenme zorlukları, kilo almada gecikme, büyümede duraklama gibi bir dizi sağlık sorunu ortaya çıkabilir. <strong><em>Neyse ki çocuklarımızın yeterince demir almalarını sağlamak ve demir eksikliğini önlemek için alabileceğimiz bir dizi önlem var.</em></strong></p>
<p><strong>Şimdi adım adım demir eksikliğini önlemek için neler yapabileceğimize bir bakalım.</strong></p>
<p><strong>Demir eksikliği anemisini önlemenin yolları</strong></p>
<p><strong>İyi beslenin:</strong> Hayatının ilk 6-7 ayında bebeğinizin demirini sizin demir depolarınızın belirlediğini unutmayın ve hamileyken demirden zengin gıdalar ile beslenmeyi ihmal etmeyin. Eğer demir eksikliğine bağlı kansızlığınız varsa bunun, tercihen hamile kalmadan, bu mümkün değilse hamile iken tedavi edilmesini sağlayın.</p>
<p><strong>Kordon kanının sıvazlanmasını sağlayın:</strong> Doğumdan önce sizi takip eden kadın doğum uzmanına mümkünse, sizin veya bebeğinizin sağlığı açısından akut, acil bir müdahalede bulunmaları söz konusu değilse bebeğin göbek bağının bir-iki dakikalık pulsasyon sonrası kesilmesini istediğinizi iletin. Böylece bebeğinize daha çok kök hücre geçişi sağlanmış olduğu için erken dönemde demir eksikliği anemisi görülme ihtimali azalmış olur.</p>
<p><strong>İlk 6 ay sadece anne sütü:</strong> Bebeklerinizi mümkün olduğunca uzun emzirin. <strong><em>Annelerinde demir eksikliği olmayan, sağlıklı, zamanında doğmuş ve doğum kilosu yeterli olan bebekler kendilerine 6 ay kadar yetecek demir deposuna sahiptirler. </em></strong>Tek başına anne sütü, ilk 6 ay D vitamini hariç bir bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılar. Bu yüzden emzirme bebeklerimizi demir eksikliğine karşı da koruyor. Eğer anne sütü almıyorsa bebeğiniz, demir ile güçlendirilmiş mama vermelisiniz. Demir açısından fakir formül sütler kullanmamalısınız. Bu arada mama tercihinizi, kulaktan dolma bilgiler, eş dost, konu komşu ve sosyal medya annelerinin tavsiyeleri ile değil çocuk doktorunuza danışarak belirlemenizde fayda var.</p>
<p><strong>E</strong><strong>k gıdaya zamanında geçin:</strong> Evet anne sütü ilk 6 ay bir bebeğin D vitamini hariç tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır ama 6. aydan sonra tek başına anne sütü bebeğin tüm enerji, protein, vitamin, mineral (mesela demir) ihtiyaçlarını karşılamaya yetmemektedir. <strong><em>Bu yüzden zamanında başlamış ve yeterli bir tamamlayıcı beslenme bebeğinizi demir eksikliğine bağlı kansızlıktan koruyacaktır. </em></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12527" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/Untitled-design-68.jpg" alt="" width="500" height="500" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/Untitled-design-68.jpg 500w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/Untitled-design-68-150x150.jpg 150w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/Untitled-design-68-300x300.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/Untitled-design-68-180x180.jpg 180w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2018/01/Untitled-design-68-144x144.jpg 144w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><strong>Demirden zengin gıdalar tüketmelerini sağlayın:</strong> Kırmızı et yani koyun, dana eti, kuzu, koyun ve dana karaciğeri, tavuk karaciğeri demir açısından en zengin gıdalardır. Demir, hem ve non hem olmak üzere iki formda bulunur. Hem yapıdaki demirden vücut, çok daha yüksek oranda faydalanabilmektedir ve bu yapıdaki demir hayvansal gıdalarda bulunmaktadır. Yani vücudun yararlanabileceği demirin ana kaynağı hayvansal gıdalardır. Kırmızı etin yanı sıra tavuk eti (antibiyotik ve kortizon almadan, otlayarak büyümüş tavuk bulabilirseniz tabii) ve balık eti demir açısından zengin gıdalardır. Bebeklerinizin menülerine 7. aydan itibaren her gün mutlaka bir kırmızı et eklemeniz gerekmekte. 8. aydan itibaren tavuk, 9. aydan itibaren ise balık verebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kontrolsüz sıvı alımını önleyin: </strong>Biberon ile beslenme kontrolsüz sıvı tüketimine yol açabileceğinden iştahsızlığa, bu da demir eksikliği anemisine yol açabilir. Meyve suları ve inek sütü veya başka hayvanların sütünü bir yaş öncesi vermeyin. Bir yaş sonrası ise bir su bardağı ile sınırlayın. Yemeklerle birlikte meyve suyu tüketmeye bebeklerinizi alıştırmayın. Meyve suları hem sıkma işlemi sırasında besleyici değerlerini kaybederler hem de gereksiz yere bebeklerin midelerinde yer işgal ederek onların daha faydalı besin almalarını önlerler.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun süt alımını sınırlayın:</strong> Bunu söylerken anne sütünün bu kavramın dışında olduğunun bir kez daha altını çizeyim. Az önce de değindiğim gibi bir yaşından önce inek veya başka bir hayvan sütü vermeyin. İnek sütü demir açısından son derece fakir bir besindir ve çokça içildiğinde iştahsızlığa neden olur. Çocuğunuzun midesinde hacimce fazla yer kaplayarak onun kendisi için daha faydalı besinleri yemesine engel olabilir. İştahsızlık da bebeğinizin demir açısından zengin gıdaları tüketmesine engel olarak demir eksikliği anemisine neden olabilir. İlla süt içirmek istiyorsanız bunu yatmadan önce ve bir bardak süt ile sınırlandırın. Tabi bu öneri bir yaş sonrası çocuklar için geçerli. Bir yaş öncesi çocuklar için süt yasaklı besinler listesinde.</p>
<p><strong>Sağlam çocuk kontrollerinizi ihmal etmeyin: </strong>Bebeğinizi bir hastalığı olmadan da belirli aylarda çocuk doktoruna götürmelisiniz. Böylece hem büyüme gelişmeleri yakından izlenir hem de bebeğinizde kansızlık belirtileri mevcutsa bu hemen fark edilerek erken dönemde tedavisi başlanır. Dokuzuncu ayda bebeklere tam kan sayımı yaptırarak demir eksikliğine bağlı kansızlık gelişip gelişmediğini öğrenebilirsiniz.</p>
<p><strong>C Vitaminini unutmayın:</strong> C vitamini açısından zengin gıdaları bebeğinizin diyetine eklemeyi unutmayın. C vitamini demirin vücut tarafından daha kolay emilmesine neden olur. Köftesinin yanında yapacağınız yeşil salata demirin vücut tarafından daha kolay emilmesini sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Eti dökme tavada pişirin:</strong> Etin ve balığın döküm demir tavada pişirilmesi pişerken demiri kaybetmesini önlemekte.</p>
<p><strong>Çocuklarınıza kahve veya çay vermekten kaçının:</strong> Bu içecekler demir depoları üzerinde olumsuz etkiye sahiptir ve yiyeceklerle alınan demirin vücut tarafından emilimini azaltarak demir eksikliği anemisine yol açabilir. Ayrıca kafeinin çocuk sağlığı üzerinde olumsuz başka etkileri de var.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
