<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FATİH TÜRKMENOĞLU &#8211; Parents Dergisi</title>
	<atom:link href="https://parentsdergisi.com/yazarlar/fatihturkmenoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parentsdergisi.com</link>
	<description>Sağlıklı çocuklar, mutlu aileler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Sep 2020 10:23:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Bu yaz İstanbul’da</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/fatihturkmenoglu/bu-yaz-istanbulda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2020 10:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=17511</guid>

					<description><![CDATA[Temmuz’un ikinci yarısına kadar tezimle uğraştım. Acayip bir harala gürele. Kağıdın sağında bırakılacak boşluk kaç santim, başlıklar kaç punto, ön kapak ve ara kapak formatları; her tür detayın detayı, bu işte çok önemli. Bir yaştan sonra master yapmaya kalkınca, kalan saçlar da dökülüyor&#8230; Neyse, iyi haberi hemen söyleyeyim: Mezun oldum! Artık “Uzman Klinik Psikolog” ünvanını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>Temmuz’un ikinci yarısına kadar tezimle uğraştım. Acayip bir harala gürele. Kağıdın sağında bırakılacak boşluk kaç santim, başlıklar kaç punto, ön kapak ve ara kapak formatları; her tür detayın detayı, bu işte çok önemli. Bir yaştan sonra master yapmaya kalkınca, kalan saçlar da dökülüyor&#8230;</div>
<div><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17512" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown.png" alt="" width="292" height="564" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown.png 292w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-155x300.png 155w" sizes="(max-width: 292px) 100vw, 292px" /></div>
<div>Neyse, iyi haberi hemen söyleyeyim: Mezun oldum! Artık “Uzman Klinik Psikolog” ünvanını da kullanırım icabında. Üstelik gençler iki kere okuyup sınava giriyorlarsa, ben on defa okudum bütün notlarımı. Bütün ders kitaplarımı hatmettim, ekstra kitaplar okudum, videolar seyrettim. İyi olmak, konuya tam olarak hakim olmak istedim. Farmakoloji, psikopatoloji, Bilişsel Davranışçı Terapiler, çift terapisi, gelişim psikolojisi&#8230; İnsanın biliş ve duygu süreçleri, gelişim evreleri, düşünce üretme mekanizmaları, bilinçaltının sinsi oyunları, kişilikteki çocukluk çağının baskın başrolü, beni cezbetti. Kendimi buldum; çok severek çalıştım. Çalışmaya, okumaya, özet çıkartmaya da devam!</div>
<div>İçinizi şişirmeyeyim de, ben fena şiştim. “Şizoid kişilik yapısı ve şizoafektif bozukluk arasındaki fark neydi acaba” diyerek uyanıyor, “Prozac, benzodiazepin grubundaydı, değil mi” diye notlara gömülüyorum. Tüm ilgim, alakam, hobim; klinik psikoloji master derslerim oldu.</div>
<div>Benim gibi yerinde duramayan, haftada üç seyahate gidip gelen bir adam, aylardır aynı şehirde, aynı evde, aynı odada. Şikayetim yok, böyle bir dönemdeyim. Hayat bana böyle bir sayfa açtı, mutlulukla kabul ettim.</div>
<div>Ancak şöyle bir durum da var; ben aynı zamanda sokakta yaşamayı çok severim. Deniz, orman, koşu, yürüyüş; olmazsa, ben de var olamam.</div>
<div>Ne yapsam diye düşündüm, her gün birkaç saatimi kendime ayırmaya karar verdim. Belgrat Ormanı’nda trekking, Kilyos plajlarında kumda yürüyüş hayallerimi gerçekleştirdim. Boğaz’dan denize girip, bilmediğim semtleri dolaşarak İstanbul içi geziler yaptım.</div>
<div>Şimdiye kadar İstanbul’daydım yani. Çok da iyi oldu. Balat’ın arkası Atikali’ye kadar giden yolda dünyalar değişiyor, Galata’da bütün diller birbirine karışıyor, semt pazarlarından en lezzetli meyveler alınıyormuş.</div>
<div>Artık biraz gitme zamanı. Ucu açık. Arabayla, plansız olsun diyorum. Kafamı boşaltayım, ama bilgiler kalsın istiyorum. Akşamları, plajda gölgede, yine okuyayım, öğreneyim diye hayal ediyorum&#8230;</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk ders, ilk kazanç</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/ilk-ders-ilk-kazanc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2020 10:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=17508</guid>

					<description><![CDATA[Talia, neredeyse 16 yaşında. Dersleri, aktiviteleri, arkadaşları, sevdikleri, bildikleri, kendince birikimi, öyle böyle bir hayat tecrübesiyle harmanlanmış onaltı senelik geçmişin tek sahibi. Yazsa, artık bir cv’si var rahatlıkla. Konuşsa, anlatacak çok laf çıkar ağzından. Canım benim, ilk göz ağrım, hiç büyümeyecek bebeğim. Zoom’dan zoom’a, dersten derse geçiyor günleri. Her an yetiştireceği ödevleri, katılacağı sınıf toplantıları, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Talia, neredeyse 16 yaşında. Dersleri, aktiviteleri, arkadaşları, sevdikleri, bildikleri, kendince birikimi, öyle böyle bir hayat tecrübesiyle harmanlanmış onaltı senelik geçmişin tek sahibi. Yazsa, artık bir cv’si var rahatlıkla. Konuşsa, anlatacak çok laf çıkar ağzından.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-17509" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-769x1024.jpeg" alt="" width="527" height="702" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-769x1024.jpeg 769w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-225x300.jpeg 225w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-768x1022.jpeg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-1154x1536.jpeg 1154w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-900x1198.jpeg 900w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/09/Unknown-rotated.jpeg 1160w" sizes="(max-width: 527px) 100vw, 527px" /></p>
<p>Canım benim, ilk göz ağrım, hiç büyümeyecek bebeğim. Zoom’dan zoom’a, dersten derse geçiyor günleri. Her an yetiştireceği ödevleri, katılacağı sınıf toplantıları, arada kendini kaybettiği youtube videolarıyla haftalar aylara ekleniyor. Yeni normal, gençlerin hayat tarzına sorunsuz karışıyor&#8230;</p>
<p>Geçen gün, başka türlü bir heyecanla, dakikalarla yarışıyordu. Küçüklük hikaye kitaplarını karıştırıyor, üzerine güzel hikaye anlatılacak resimler arıyordu. İlk kez ders verecekti. Üstelik küçük bir harçlık kazanacaktı. Bir saat boyunca, 8 yaşında üç çocukla, Zoom’da fransızca konuşacak, onları konuşturacaktı. Çocukların seviyesini anlayacak, onları nasıl ileri taşıyacağına karar verecekti.</p>
<p>Onun bu saf, tertemiz enerjisi hepimizi sardı. En iyi internet bağlantı yeri saptandı, en renkli hikaye kitabı sayfaları bulundu.</p>
<p>Gurur duydum yavrumla. İçim bir hoş, kalbim pır pır, birden aklıma birşey geldi: Kendi onaltı yaşımda, ilk dersim, ilk kazandığım harçlık&#8230;</p>
<p>Kuruyemişçi vitrinine ilan</p>
<p>Okula erken başlamıştım ben, annem öğretmendi. Hiçbir yerde hazırlık okumadım, onbeş buçuk yaşımdaBoğaziçi’ni kazanmıştım.</p>
<p>Kendi gözümde birden büyüdüm o yaz. Koskoca üniversiteliydim. Tabii ki çalışacak, birçok işe yarı zamanlı veya geçici eleman olarak başvuracaktım. Ben, herşeyi yapacaktım. Artık hayatın tam ortasındaydım!</p>
<p>Networking’e mahalleden başladım. Rica minnet köşedeki kuruyemişçinin vitrinine “Boğaçili’den İngilizce ders” ilanını iliştirebildim.</p>
<p>Bir ay sonra ilk telefon çaldı. Aynı gün, benden iki yaş büyük lise son öğrencisine zamanları öğretiyordum.</p>
<p>O ilk kazandığım para, uzun yıllar çerçeve içinde, babamın bürosunda asılıydı. Bana iki katını vermiş, çerçevenin paspartüsüne “Fatih’im ilk parasını kazandı” yazmıştı.</p>
<p>Nerede acaba o çerçeve? Ne oldu bana birden? Niye bu mutlu günde hüzünlendim, bu gözyaşları niye?</p>
<p>Bilemedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ah Güzel İstanbul</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/ah-guzel-istanbul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2020 11:08:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=17081</guid>

					<description><![CDATA[Diyorum ki, hayat en büyük okul. Kırk yıl otursak, bütün alim ülema tayfasıyla kafa patlatsak, bilemeyiz. Bu konuda çekilmiş onlarca Hollywood filmini seyretsek, yüzlerce kitabı okusak da. “Hadi canım, amma da abarttın, yine felaketleştirdin” der, güler geçeriz. Oysa ne güzel deyiştir: Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Doğanın, Allah’ın yazgısı bütün bu yaşadıklarımız; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyorum ki, hayat en büyük okul. Kırk yıl otursak, bütün alim ülema tayfasıyla kafa patlatsak, bilemeyiz. Bu konuda çekilmiş onlarca Hollywood filmini seyretsek, yüzlerce kitabı okusak da. “Hadi canım, amma da abarttın, yine felaketleştirdin” der, güler geçeriz.</p>
<p>Oysa ne güzel deyiştir: Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Doğanın, Allah’ın yazgısı bütün bu yaşadıklarımız; kim bilir bir labaratuvar sızıntısının, birkaç uluslarası yolcunun, Çin’in oyunu da olabilir pekala. Haa, düşünürsek bir yeni grip virüsünün mutasyon geçirmiş hali de olabilir. Kötü bir niyetin haris zevk alma biçimi de. Ama belki de, o güzelim şarkıdaki gibi, kimsenin suçu değil bu. Bilmiyoruz. Nereden, nasıl, ne şekil dünyamıza yayıldığı hakkında hiçbir şey söyleyemiyoruz. Oku, seyret, dinle; bir arpa boyu ilerleyemiyoruz.</p>
<p>Kaderi kabullenmek müthiş bir rahatlık. Anladığım, aşı ve tedavi bulunana kadar insanlara rahat yok. Bir arada olmak, sarılmak, ziyafet masalarında saatlerce oturmak yok.</p>
<p>İşler bitti; ne sunuculuk var, ne de medya ilişkileri eğitimleri. Bir güzel göbek bağladım, spor da yapamıyorum; salıverdim gitti. Bana şu anda söylenen kesinlikle bu. Hayır, ciddi bir patalojik durumda olduğumu sanmıyorum. Haberlerin alt metninde bana özel mesajlar iletildiğini falan düşünmüyorum yani.</p>
<p>Sadece boyun eğiyorum. Zorlamıyorum. Hayat eve sığar falan diye mat’tan insta yayınlarına sekip araya üç ekmek tarifi sıkıştırmıyorum. Bana dur dendi, oynama dendi, gereksiz hareket etme dendi. Öyle yapıyorum.</p>
<p>Geçen pazar, 70 yaşındaki komşum, onun yaş grubuna özel 11:00’den 15:00’e kadar sokağa çıkma hakkını kullanmak istediğini söyledi. “Bir refakatçi de gelebiliyor, ister misin” dedi. Hemen giyindim, deniz kenarından yürümeye başladık.</p>
<p>Bazı parklar, geriatri kliniğini bahçesi kıvamındaydı. Yolun bazı kısımları da kendini sokağa atmış yaşlılarla doluydu.</p>
<p>Biraz tepelere, hafif ara sokaklara daldık. Bizden başka kimse yoktu. Denizde oynaşan yunusları, en güzel morları sunan erguvanları seyrettik. Arabasız, gürültüsüz, curcunasız bir İstanbul’daydık.</p>
<p>Biraz ürkütücüydü. Biraz bilim kurgu filminin seti havasındaydı. “La barba” olmadan, şehir bir miktar tatsız, baharatsızdı.</p>
<p>Ama yine de, İstanbul çok güzeldi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni hayat, merhaba!</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/fatihturkmenoglu/yeni-hayat-merhaba/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2020 11:28:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[evdekal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16938</guid>

					<description><![CDATA[Çok hızlı değişti her şey. Bütün planlar, hayaller, organizasyonlar rafa kalktı. Düzenin işleyişi farklı bir yöne akıyordu. Hayır, hayır diye tutturmanın zerre kadar manası yoktu&#8230; Uruguay’dan dönüş Her aile gibi, bir çok randevu ve plan örgüsünün içindeydik. Hele iki çocuk olunca, her birinin ayrı aktivitesi, farklı doğumgünü partileri falan; ajandalar dolar, günler ve haftalar koşsan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok hızlı değişti her şey. Bütün planlar, hayaller, organizasyonlar rafa kalktı. Düzenin işleyişi farklı bir yöne akıyordu. Hayır, hayır diye tutturmanın zerre kadar manası yoktu&#8230;</p>
<p>Uruguay’dan dönüş</p>
<p>Her aile gibi, bir çok randevu ve plan örgüsünün içindeydik. Hele iki çocuk olunca, her birinin ayrı aktivitesi, farklı doğumgünü partileri falan; ajandalar dolar, günler ve haftalar koşsan da yetmeden kayar giderdi.</p>
<p>Talia, öğrenci değişim programıyla Uruguay’daydı. Ben götürdüm, orada yanlarında kalacağı aileyle tanıştım, okulunu gördüm. Her şey harikaydı. Haftada iki gün, okul sonrası gideceği spor salonu bile ayarlanmıştı.</p>
<p>Uruguay’da bir hafta kalıp döndüm. İstanbul’da okulum, ödevlerim, sunuculuklarım vardı. Jet lag yaşama lüksüm falan yoktu. Gelir gelmez hayata dalıverdim.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-16939" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/05/Unknown-1024x497.jpeg" alt="" width="620" height="301" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/05/Unknown-1024x497.jpeg 1024w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/05/Unknown-300x146.jpeg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/05/Unknown-768x373.jpeg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/05/Unknown-900x437.jpeg 900w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/05/Unknown.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Haberler biraz farklıydı. Uzak bir ülkenin adını hiç duymadığım şehrinde bir virüs vardı. Bana uzaktı. Zaten endişelenmek gereksizdi. Daha çok yaşlılar ve hastalar düşünmeliydi. Hayatın akışı bizim için aynıydı&#8230;</p>
<p>Evim evim, güzel evim</p>
<p>Bu süreci hepiniz biliyorsunuz. Nasıl da hızlı oldu, değil mi? Birden Talia’yı geri getirmenin yollarını araştırmaya başladık. Birçok uçuş noktası kapanmış, sayısız sefer programdan kalkmıştı. Zaten okullar dünyanın her yerinde online’a dönmüştü. Öğrenci değişim programı, şaka mı ediyorum, tabii ki iptal edilmişti.</p>
<p>Kolay olmadı, ama becerdik. Talia sağ salim döndü, iki haftayı evde, karantinada geçirdi. Oh, biraz gezeriz dediğimiz gün, 20 yaş altının sokağa çıkması yasaklandı.</p>
<p>Herkes evinde artık. Ne kadar sürer, kimse bilmiyor. Dersler, sınavlar, veli toplantıları, ödevler; büyün okul hayatı online. Tiyatro, bale kursları da.</p>
<p>Sağlıklı kalabilmek, anladık ki her şeyden daha önemli. Yaşamak, rahatlıkla nefes alıp verebilmek, bu dünyadaki en birinci görevimiz.</p>
<p>Alıştık. Uzmanlar, bundan sonra hayatın asla aynı olmayacağı görüşündeler. Artık iş görüşmelerinin bile face time’la yapıldığı, davetlilerin nikah törenlerine zoom’la katıldıkları bir dönem.</p>
<p>Artık başka bir dünya. Gelecekte bir zamanda, bilinmez bir ülkede geçen bilim kurgu filminin setindeyiz hepimiz. Evde, bilgisayar başında, kendimizle baş başa kalmış şekildeyiz.</p>
<p>Alışan kazanır diyorlar. Bu düzende de üret, adapte ol diyorlar.</p>
<p>Ben de öyle düşünüyorum. Adapte olan, suyun üstünde kalır. Çabalayan, mutlaka yüzer.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Münih’te dört kısa gün</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/munihte-dort-kisa-gun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2020 13:28:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[çocukla gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Münih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16855</guid>

					<description><![CDATA[Bu zamanda seyahate gidilir mi, corona virüs heryerde, dolar aldı başını gidiyor&#8230; İçimin sesi, kontrol eden akıllı tarafı, böyle bir söylem içinde. Öbür tarafım; boşverci yönüm, serseri, parti gülü ben&#8230; Eğlenceli tarafım ağır bastı yine. Ara okul tatilinde, kızlarla birlikte gitmediğimiz bir şehri keşfedelim istedim. Üç gece, dört gün için Münih’e karar verdik. Almanya, acı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu zamanda seyahate gidilir mi, corona virüs heryerde, dolar aldı başını gidiyor&#8230; İçimin sesi, kontrol eden akıllı tarafı, böyle bir söylem içinde.<br />
Öbür tarafım; boşverci yönüm, serseri, parti gülü ben&#8230;<br />
Eğlenceli tarafım ağır bastı yine. Ara okul tatilinde, kızlarla birlikte gitmediğimiz bir şehri keşfedelim istedim. Üç gece, dört gün için Münih’e karar verdik.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16856" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/04/Unknown.jpeg" alt="" width="401" height="535" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/04/Unknown.jpeg 480w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/04/Unknown-225x300.jpeg 225w" sizes="auto, (max-width: 401px) 100vw, 401px" /><br />
<strong>Almanya, acı vatan<br />
</strong><br />
Türk işçilerin Almanya’ya ilk gittiği yıllardan bugüne dünya sıkı değişti. Facetime’la herkes yakın, netflix ve youtube’la dünya bir elin avucunda artık. Münih’teki Türk lokantaları, upuzun kuyruklara dönerli sandviçler hazırlıyor. Türk bakkallarında her şey var. Radyoların, televizyonların her ortamda dinleyip seyredilebildiğinden bahsetmiyorum bile.<br />
Ama bu globalleşen dünya, benim çok bayıldığım bir yer değil. Her şehrin kokusu, rengi, havası olmalı. Heryerde mülteci sorunu, her şehirde kebap kokusu istemem.<br />
Maalesef dünya dediğimiz gezegen, artık küçük bir köy. Almanya’nın o baskın, kuralcı, sağlam havası bile yer yer kırılmış. Ortamda sıkı bir Arapça duyulmaya başlamış. Kaufhof eskimiş, Starbucks açılmış.</p>
<p><strong>Faşing’in son günü<br />
</strong><br />
Bildiğimizden değil, denk geldik. Münih’e vardığımız gün, faşing dedikleri, Almanya’nın her şehrinde düzenlenen karnavalın son günüymüş meğer. Büyük bir eğlencenin içine indik. Herkes değişik kostümler giyinmişti, sokak partilerinde eğlence doruktaydı. Oh, bize de ne güzel bir başlangıç oldu.<br />
Eski katedraller, meydanlar, son yılların favori cafe’leriyle günlerimiz geçti. Müzelerden eleyip, ancak iki tanesine gidebildik. İstanbul’da göremediğimiz kar yağışına mutlu olduk. Münih’in kalbi, akciğerleri, atar damarı İngiliz Bahçesinde yarım günümüz nasıl uçtu, anlamadık. Hele o sörf yapılan nokta, soğuk havada, bu denizsiz şehirde&#8230; Bir derenin ağzına verilen eğim, sörfçülerin ve onları seyretmekten bıkmayacak olanların toplanma noktası olmuş. Kendimizden geçtik.<br />
Hem Türk hem Arap kebapçılarda yemek yedik. Kızlar her yerde ayran bulabildiğimize çok memnun oldu. En beğendiğimiz İtalyan lokantası da, Pasta e Basta oldu.<br />
Hatıra defterlerimize birkaç anı daha düşmüş olduk böylelikle. Hayat denen şey, biraz anı, biraz düş; biraz bugün, biraz dün. Mira ve Talia, geleceklerine iki satır yazdılar, farkında olmadan. “Münih’te, o çok kar yağdığı gün, öğleden sonra otel odamıza girip, saatlerce çok eğlenmiştik; pencereden karı seyretmiş, durmadan konuşmuş, hatta mandalina yemiştik” diyecekler.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Frida Cahlo </title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/frida-cahlo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2020 12:39:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[baba yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[parents]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16802</guid>

					<description><![CDATA[Bizim evde her gün neredeyse anılan bir isim: Frida Cahlo. Hayatını neredeyse gün gün biliyoruz. Giyim tarzı, yürüyemediği yıllardaki bile sağlam duruşu, yorulmadan üretişi, kısacık yaşamına beş hayatlık anı sığdırması&#8230; Mimi geçenlerde bir proje hazırladı yine. Sınıfta herkes birini anlatacaktı. Beş yaşından beri hakkında onca film seyredip, kitaplar okuduğu Cahlo’yu seçti. Ve harika bir ödev [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim evde her gün neredeyse anılan bir isim: Frida Cahlo. Hayatını neredeyse gün gün biliyoruz. Giyim tarzı, yürüyemediği yıllardaki bile sağlam duruşu, yorulmadan üretişi, kısacık yaşamına beş hayatlık anı sığdırması&#8230;</p>
<p>Mimi geçenlerde bir proje hazırladı yine. Sınıfta herkes birini anlatacaktı. Beş yaşından beri hakkında onca film seyredip, kitaplar okuduğu Cahlo’yu seçti. Ve harika bir ödev hazırladı. Fotoğraflarla, anılarla, bütün ana hatlarıyla, Frida, bir kez daha ölümsüzdü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16803" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/03/Unknown-883x1024.jpeg" alt="" width="467" height="542" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/03/Unknown-883x1024.jpeg 883w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/03/Unknown-259x300.jpeg 259w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/03/Unknown-768x890.jpeg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/03/Unknown-900x1043.jpeg 900w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/03/Unknown.jpeg 1125w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></p>
<p>Şimdiki çocukların dünya kültürüne bu kadar hakim olması çok hoşuma gidiyor. Evet, sosyal medyanın çok büyük etkisi var; dünya dediğimiz yer bir küçük köy artık. Bir mesajla uzak ülkelerdeki tanımadığımız insanlarla tanışmamız mümkün. Bir emojiyle en ulaşılmaz kişiye dokunmamız da.</p>
<p>Yine de hoşuma gidiyor işte. Ben Frida’nın adını yirmili yaşlarımda mı duymuştum acaba? Okuyan, yazan, gezen, meraklı bir genç olarak hem de. İyi okullara giden, çalışkan bir zamane çocuğuydum. Başkaydı herşey. Bilgi daha kısıtlı, kültür daha yereldi. Klasik kabul edilen en büyük birkaç isim dışında, renkler daha soluktu.</p>
<p>Bu devrin hızı, her noktaya cesaretle ulaşma olanağı, bütün dünyayı anında sahneye döküş beceresine bayılıyorum. Çocuklarımız nasıl da “herşey mümkün” inancıyla büyüyor. Bilemezsen google’a sor, anlamazsan youtube’dan seyret. Doğru kullanılırsa, ne kadar güçlü bir kolaylık. İnsanın kendine koyduğu, çoğu zaman farkında olmadan yerleştiriverdiği engelleri yok eden bir bakış açısı. Kısacası: Yeni Dünya, Yeni İnsan.</p>
<p>Bilgi bu kadar yakın, tehlikeler de. Bir kötü niyetli elin yolladığı mesaj, hayatları karartabiliyor. Seyahatlerin bu kadar hızlı ve kolaylaştığı dünyamızda, gözle görülemeyen bir virüs, binlerce kişiyi anında etkileyebiliyor&#8230;</p>
<p>Güzele bakalım, iyiye odaklanalım. Devrinin çok çok ilerisinde yaşamış, üretmiş bir sanatçı Frida. Geçen aylarda, Meksika seyahatimde, evini gezdim. Mimi’ye onun dolaştığı, hastalığında yıllarca yattığı odalardan fotoğraflar getirdim. Frida Cahlo, hayatları, zamanları, sınırları aşan enerjisiyle, yine bizimleydi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mimi 10 yaşında</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/mimi-10-yasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2020 11:54:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[aslankral]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16713</guid>

					<description><![CDATA[Şu iki basamaklı sayılardan oluşan yeni bir yaşının olmasını nasıl büyüttü, nasıl bir olaya çevirdi, anlatamam. Doğumgünü geldi. Bütün hayatımız, Mimi’nin 10. yaş günü. Kimler gelecek, menüde neler olacak, hangi şarkılar çalacak, hangi oyunlar hangi sırayla oynanacak? Ya evin dekorasyonu? Ya parti sonrası yatıya davet edilecek olan en yakınlarla “after party” muhabbetinin organizasyonu? O küçük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu iki basamaklı sayılardan oluşan yeni bir yaşının olmasını nasıl büyüttü, nasıl bir olaya çevirdi, anlatamam. Doğumgünü geldi. Bütün hayatımız, Mimi’nin 10. yaş günü. Kimler gelecek, menüde neler olacak, hangi şarkılar çalacak, hangi oyunlar hangi sırayla oynanacak? Ya evin dekorasyonu? Ya parti sonrası yatıya davet edilecek olan en yakınlarla “after party” muhabbetinin organizasyonu?</p>
<p>O küçük kalbi heyecanla atıyor. Aklından her an, on yaşının partisi geçiyor. Hayalinde mumları da üflüyor, arkadaşlarıyla evin salonunun bir ucundan bir ucuna da koşturuyor. Hayat sevincim, küçük yavrum, 10 yaşında oluyor!</p>
<p>AVM’lerde parti malzemeleri, bizim ona almamız için hediyeler seçiyoruz. Bir tarafımla bu saçmalık derken bir tarafımla da onun heyecanına kapılmış gidiyorum. İki basamaklı bir yaş; o artık büyük oluyor. Gençlerin gizemli dünyalarına bir adım daha yaklaşıyor. Evet evet, haklı. Mimi büyüyor.</p>
<p>Ne yani, artık beraber uyumayacak mıyız? Herhalde hayır. Ah ne üzücü&#8230; O bebek-çocuk havası kaybolacak süratle. Sivilceli bir alın ve siniri burnunda bir ergene dönüşmesine pek az var. Öptürmez, kucaklamaz, fazla konuşmaz bir ergen&#8230; Her günümüzün tadını çıkartalım, birlikte geçirebileceğimiz her saat beraber olalım; n’olursun Mimi:-(</p>
<p>Baş başa cafe’ler, sinemalar, müzelerimiz var bizim. Severek yürüdüğümüz sokaklarımız, bitki çaylarını sevdiğimiz mekanlarımız. Hayır o büyüyor, beni yalnız kalma fikri korkutuyor. Mimi ve ben; bence ayrılmaz bir ikiliyiz. Şimdilik. 10 yaşında oluyor, çok yakında da 13. Anne-babayla değil de arkadaşlarıyla gezeceği günler çok yakında bizi bekliyor&#8230;</p>
<p>Bu ruh haliyle çıktık sokağa o öğleden sonra. Yine sevdiği parkta oynadı, yine en sevdiği dondurmacıdan çikolata ve çilekli dondurma yedi. Favori köşemizde oturduk, çaylarımızı söyledik. Bir baktım yan masada Hülya Avşar oturuyor.</p>
<p>Yıllardır bir ahbaplığım vardır. Üç beş dakika konuşur, hal hatır sorarız. Her zaman çok zariftir, çok incedir. Tam merhaba deyip rahatsız etsem mi diye düşünürken başını kaldırdı, sıcacık gülümseyip ayağa kalktı. Çok yakın, çok dosttu. Sarıldı, sohbete başladı. Derken Mimi’yi fark etti. Artık sahne onlarındı. Konuştular, gülüştüler. Hülya Avşar, çocuk çok seviyormuş meğer, çok iyi iletişim kuruyor. Öyle bir etki yarattı ki, Mimi’ye bütün gece internetten Hülya filmleri ve fotoğrafları gösterdim.</p>
<p>O gece yatırırken bana çok ilginç bir şey söyledi Mimi. Baba, Hülya Avşar’ın yüzünde dövme var ya, çok güzel, ben biraz daha büyüyünce doğumgünü hediyesi olarak onun aynısından istiyorum, dedi. Yok, dedim, onun yüzünde dövme falan yok, nereden çıkartıyorsun, dedim. Var, görmemişsin, dedi Mimi.</p>
<p>Eminim yoktu. Ben Hülya Avşar’ı uzun yıllardır tanıyorum canım. Yürüyüşte, ormanda, lokantada, sinemada sürekli görüyorum. Arada kahve bile içiyoruz. Onun yüzünde dövme yok tabii ki&#8230;</p>
<p>Derken çektiğimiz selfie geldi aklıma. Açtım, fotografı büyüttüm: Dövme oradaydı!</p>
<p>Evet, Mimi büyüyordu. Evet, isterse 18 yaşından sonra Hülya Avşar dövmesinden yaptırabilirdi.</p>
<p>Kendi kendime çok güldüm o akşam. Mimi büyüyor, ben yaşlanıyorum. Bu kadar net!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söyleme bilmesinler, bu aşkın bittiğini</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/soyleme-bilmesinler-bu-askin-bittigini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 12:02:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[genç kız babası olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16669</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Bir yanak ver diyorum, cevabı beni utandırma oluyor. Okulun kapısında bekliyorum. Soğuk, yağmur, fırtına. Talia’m çantalarıyla çıkıyor. Hemen yüklerini alıp sarılmaya yelteniyorum. Karşılığında bir itiş, bir çift kötü bakan göz buluyor beni. Anladık, 15,5 yaşındasın. Evet, öyle ana babanın sürekli sarılıp öpmesi, olur olmadık yerde sevgi gösterisi yapması da doğru değil. Saygı duyuyorum, genç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yanak ver diyorum, cevabı beni utandırma oluyor. Okulun kapısında bekliyorum. Soğuk, yağmur, fırtına. Talia’m çantalarıyla çıkıyor. Hemen yüklerini alıp sarılmaya yelteniyorum. Karşılığında bir itiş, bir çift kötü bakan göz buluyor beni.<span id="more-16669"></span></p>
<p>Anladık, 15,5 yaşındasın. Evet, öyle ana babanın sürekli sarılıp öpmesi, olur olmadık yerde sevgi gösterisi yapması da doğru değil. Saygı duyuyorum, genç bir bireysin.</p>
<p>Ama benim yavrumsun! Benim ilk göz ağrım, canımın içi, ciğerimin özüsün. Beni düşünsene biraz da? O ergen aklınla biraz empati, lütfen. Sana sarılmayayım da, kime sarılayım? Seni koklamazsam, ben nasıl yaşayayım?</p>
<p><strong>Ayrılma, özgürleşme, bireyleşme</strong></p>
<p>Ben klinik psikoloji master’ı yapıyorum bu sene. Masterson, Mahler, Klein, Freud, Kohut; dağ gibi kitapların ortasında kayboldum. Şansa, son zamanlarda gelişim psikologlarına yöneldik derslerde. Çocuğun doğuşuyla kendini anneyle bir kabul edili; derken yavaş yavaş anneden kopuşu, nesnenin önem kazanması evreleri çok heyecanlı. O emeklemeler, saydırmalar, ilk adımlarla çocuğun hayatı deneyerek öğrenmeye başlaması. Ben bu dünyayım hissinden sonra düşmeler, yıkılmalar; tekrar anneye, babaya sığınma. Hop okul dönemi; öğrendikçe büyüme, becerdikçe güven kazanma. Sonra uyuyan cinselliğin yavaştan uyanışı ve ergenlik&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16671" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/01/Unknown.jpeg" alt="" width="400" height="300" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/01/Unknown.jpeg 400w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/01/Unknown-300x225.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p>Çok zevkli, deniz derya bir konu. Birçok araştırmacı psikoloğa göre, ergenlik, çocuğun daha önceki dönemlerde yaşadığı negatif deneyimleri temize çekmesi için son şans. Köprüden önceki son sapak. Doğru arkadaşlar, doğru bir rol model yoluyla, daha iyi, daha çalışkan, üretken yetişkin olmanın son basamağı.</p>
<p>Evet, bu aşamada kız-erkek arkadaşlığı denenmeli. Grup birlikteliğinin önemine gönülden katılıyorum. Doğru aktiviteye yönelen gencin hayat becerilerinin olumlu yönde gelişeceğine de bütün aklımla inanıyorum. Hatta elimden geldiğince desteklemek; öğrenmeye, araştırmaya, deneyimlemeye doğru çaktırmadan ittirmek için de elimden geleni yapıyorum.</p>
<p><strong>Ama yapma böyle Talia!</strong></p>
<p>Sen 60 yaşına gelsen de, benim ilk göz ağrım, ilk kalp çarpıntımsın. Senin her geçtiğin aşamada yanında olmak, hayattaki en büyük vazifemdir diye düşünüyorum. Kendi kanatlarınla uç, dünyayı köşe bucak keşfet. Ama bil ki bu köşeden seni hep izleyen, seni her an merak eden anne baban var.</p>
<p>Bak, yeni bir yıla girdik. Sen daha da büyüyorsun, ne güzel. Öyle uzakta durma. Elinde telefonunla odalarda kaybolma. Sohbet edelim, yemek yapalım, film seyredelim beraberce. Arada gel sarıl bana. Şöyle doya doya koklayayım seni. Yanaklarını sıkıştırayım, saçlarını okşayayım.</p>
<p>Hayat yolu doğru aksın dilerim ki. Ben iyice yaşlanıp bu dünyadan göçene dek, senin en büyük hayranın, destekçin, koruyucun olayım dilerim ki&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazanan hayat olsun</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/fatihturkmenoglu/kazanan-hayat-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 08:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16589</guid>

					<description><![CDATA[Tek başıma geldim Meksika’ya. Aslında ilk hayal, program çekimine gelmekti. Depremler bitmiyor basın dünyasında, malum; programım yayından kalktı. Sonra kızlarla gelsek, şöyle en sıkısından unutulmaz bir tatil yaşasak dedik, olmadı. Benim biletim değişmeyen sınıftan alınmıştı, son güne kadar da programım belli değildi. En sonunda herşeyi, herkesi bırakıp Mexico City’e uçtum. Bütün kaygılar, koşturmaca, sıkıntı, üzüntü, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tek başıma geldim Meksika’ya. Aslında ilk hayal, program çekimine gelmekti. Depremler bitmiyor basın dünyasında, malum; programım yayından kalktı. Sonra kızlarla gelsek, şöyle en sıkısından unutulmaz bir tatil yaşasak dedik, olmadı. Benim biletim değişmeyen sınıftan alınmıştı, son güne kadar da programım belli değildi.</p>
<p>En sonunda herşeyi, herkesi bırakıp Mexico City’e uçtum. Bütün kaygılar, koşturmaca, sıkıntı, üzüntü, ne varsa beklesin dedim. On günlüğüne hayat dursun, Meksika sahneye çıksın dedim.</p>
<p>Başkente vardım, felaket bir trafikle otelime vardım. İnanılmaz bir festivalin içine düştüm. Disney yapımı Coco filmiyle dünya çapında bilinen Ölüler Günü, ya da burada söylenen ismiyle Dia de Muertos. Aman yarabbi! Bu kadar büyük bir şey asla hayal etmemiştim&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ölüler Günü</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aztekler’den beri kutlanan iki günlük bir ölüleri anma festivali bu. Öyle popüler olmuş ki, şimdilerde neredeyse bir haftaya uzamış. Ama ülke genelinde hayatın durduğu tarihler, 1 ve 2 Kasım.</p>
<p>Her aile, kendi ölülerinin fotoğrafları, varsa özel eşyalarından oluşan bir sunak hazırlayarak festivale başlıyorlar. Uzaklardan gelmesi beklenen bu dünyada olmayan aile üyeleri, kolaylıkla adreslerini bulsunlar diye mumlar yakılıyor. Turuncu kadife çiçekleriyle sunağa gidiş yolu yapılıyor. Sevdikleri yiyecekler de ekleniyor. Bir de battaniye ve yastık, hani dinlenmek isterlerse diye&#8230;</p>
<p>Sonra işin daha da eğlenceli kısımları başlıyor. Erkek, kadın, yaşlı, genç; herkes bir kıyafet, kılık seçiyor. Makyaj sanatçılarından randevu alınıp, yüzler bambaşka bir şekilde boyanıyor.</p>
<p>Sokaklarda geçit törenleri, partiler; evlerde eğlenceler düzenleniyor. Mezarlıklarda, bu dünyadan göçenlerin mezarları başında toplanıyorlar sonra da. Bütün aile. Mezarlık orkestraları çalıyor. Hummalı bir temizlik sonra, eğlence başlıyor. O da oradaymış, yine herkes birlikteymiş gibi.</p>
<p>Ne çok parti dolaştım, ne çok aileye karıştım. Kahkahalarla ölen yakınlarının hayatını anlatmalarını çok sevdim. Ancak hatırlayan kalmazsa kişi gerçekten ölmüş olur, dediler. Çok düşündüm, haklılardı. Bu dünyayı terk eden yakınlarımı hatırladım, onları anlattım.</p>
<p>Adına bakmayın; yaşamın bu kadar yüceltildiği bir başka festival yaşamadım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul yollarında 50 yaşında bir baba</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/okul-yollarinda-50-yasinda-bir-baba/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 10:58:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FATİH TÜRKMENOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[okuyan baba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16526</guid>

					<description><![CDATA[İnsan sistematik olarak okumadığı, akademik bir ölçme-değerlendirme çemberine dahil olmadığı zaman köreliyor. Üniversiteyi bitiren bir kişi, eğer okuduğu alanda çalışmıyor ve kitaplarına göz atmıyorsa, sadece altı yıl sonra, hiç okumamış biriyle aynı bilgi seviyesine geriliyor. Ne korkunç, değil mi? Hayat denen şey, ölene kadar çabalamak. Son güne kadar öğrenme, isteme, dileme bitmiyor&#8230; Acayip radikal bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan sistematik olarak okumadığı, akademik bir ölçme-değerlendirme çemberine dahil olmadığı zaman köreliyor. Üniversiteyi bitiren bir kişi, eğer okuduğu alanda çalışmıyor ve kitaplarına göz atmıyorsa, sadece altı yıl sonra, hiç okumamış biriyle aynı bilgi seviyesine geriliyor.</p>
<p>Ne korkunç, değil mi?</p>
<p>Hayat denen şey, ölene kadar çabalamak. Son güne kadar öğrenme, isteme, dileme bitmiyor&#8230;</p>
<p>Acayip radikal bir karar aldım, bu sene tekrar okula başladım! Ödevler, notlar, projeler ve sınavların tam ortasındayım. Hayatım birdenbire inanılmaz yoğunlaştı. Ama bir o kadar da zenginleşti.</p>
<p>Yıllar yıllar evvel Boğaziçi Üniversitesi’nin Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun oldum. O zamanlar işletme okumak pek modaydı, New York’a gidip işletme sertifika programı bitirdim. Tezsiz master ayarında, iyi bir programdı. Neyse, Türkiye’ye dönüp gazeteci oldum, bilinçaltımın alt çekmecelerine süpürdüm öğrendiğim her şeyi.</p>
<p>Diksiyon, artikülasyon dersleri, Londra’da Ortadoğu Politikası kursları, bir yıllık Amerika’da gazetecilik bursuyla University of Michigan’ın muhteşem bir eğitim. Bakın, hep biraz oradan, biraz buradan. Tam istediğim gibi. Bir gazetecinin olması gerektiği gibi. İtalyan Sineması ve Fransız Edebiyatı okuyan da ben, en sıkı gazetecilerle haberlerin nasıl ele alındığını masaya yatıran da. Çok güzel.</p>
<p>Derken psikolojide yeni bir akım, pozitif psikoloji, popüler olmaya başladı. İdil derslerini pozitif psikolojiden aldı, master yaptı, kitaplar yazdı. Onun sayesinde ben de kürkçü dükkanına döndüm. Akademik olarak beni ilk kez şekillendiren alan beni içine çekti.</p>
<p>Bol bol okudum geçen senelerde. Okudukça mutluluğum, bilgim arttı.</p>
<p>Malum gazetecilik, artık küçülen, şekil değiştiren meslek gruplarından biri. Sosyal medyanın baş aktörlerinden olmadıkça, eskisi gibi saha gazeteciliği yapmak zorlaştı. Program yapma şansı da, sürekli değişen kanal yöneticilerinin dudaklarından çıkacak tek heceli kelimelerle yol alabiliyor ancak: Yes/No!</p>
<p>Kendime, beynime, kalbime sordum. Klinik Psikoloji yüksek lisansına kaydımı yaptırdım. İnanın hiç kolay değil, ama emin olun, çok büyük bir tatmin.</p>
<p>Çocuklarla beraber ödevlerimi yapıyorum, derslerimi çalışıyorum şimdi. İlk günler onlara da komik geldi, ama alıştılar. Kalem kutularımızı hazırlıyoruz, mataralarımızı dolduruyoruz. Sonra da haydi bakalım, ailece okula.</p>
<p>En klişe sözle de yazımı sonlandırıyorum bu ay: Eğitim şart!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
