<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kişilik gelişimi &#8211; Parents Dergisi</title>
	<atom:link href="https://parentsdergisi.com/tag/kisilik-gelisimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parentsdergisi.com</link>
	<description>Sağlıklı çocuklar, mutlu aileler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jan 2017 14:14:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Dengesini kaybetmeyen çocuk &#8211; Gülçin Karadeniz</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/dengesini-kaybetmeyen-cocuk-gulcin-karadeniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2017 07:03:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[erken çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[psikomotor]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=8948</guid>

					<description><![CDATA[Denge hayatımızda çok önemsediğimiz bir kelime… Hepimiz duygusal, fiziksel, sosyal alanlarda dengemizi korumaya çalışıyoruz. Bu ay değinmek istediğimiz psikomotor gelişimin bir parçası olan “denge”… Erken çocukluk dönemi, gelişimin en hızlı olduğu kritik yılları kapsar. Bu dönemde temeli atılan alanların biri de psikomotor gelişimdir. Psikomotor gelişim, ﬁziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-8949 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/gulcin_ocak_2017.jpg" alt="gulcin_ocak_2017" width="624" height="401" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/gulcin_ocak_2017.jpg 624w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/gulcin_ocak_2017-300x193.jpg 300w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p>Denge hayatımızda çok önemsediğimiz bir kelime… Hepimiz duygusal, fiziksel, sosyal alanlarda dengemizi korumaya çalışıyoruz. Bu ay değinmek istediğimiz psikomotor gelişimin bir parçası olan “denge”…</p>
<p>Erken çocukluk dönemi, gelişimin en hızlı olduğu kritik yılları kapsar. Bu dönemde temeli atılan alanların biri de psikomotor gelişimdir. Psikomotor gelişim, ﬁziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanması olarak açıklanabilir. Motor gelişim değişikliklere uğrasa da yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Çocuğun bu becerileri kazanması için zamana ihtiyacı vardır. Özellikle 4-6 yaşlar büyük kas motor becerileri olarak anılan; salınım, dönme, yuvarlanma, zıplama, denge gibi hareketler üzerindeki kontrolün sağlaması açısından ayrı bir önem taşır. Çocuk psikomotor olgunluğa çok çeşitli lokomotor, manipülatif ve denge becerilerini geliştirebildiği ölçüde ulaşır. Ben de bu ay denge konusuna değinmek istiyorum. Denge, belli bir yerde bir hareketi veya pozisyonu sürdürme durumunu devam ettirme anlamına gelmektedir. Çocuğun hareketlerini koordineli yapması da belirli bir denge sistemini gerektirmektedir. Denge aynı zamanda, sinir sistemini test etmede de kullanılan bir durumdur. Ayrıca göz kontrolü ve orta kulak arasındaki bütünleşme hakkında da bilgi verir. İlk önemli denge biçimleri, oturma ve ayakta durabilmedir. Denge; yürüme, koşma ve atlama becerilerinin kazanılmasında da çok önemli bir faktördür. Okulöncesi çocuklarının denge becerileri statik denge ve dinamik denge olmak üzere iki şekilde incelenir. Statik denge, tek ayak üzerinde durma süresi ölçülerek incelenir. Dinamik denge ise, denge tahtası ya da çizgi üzerinde yürüme becerisinin değerlendirilmesi ile incelenir. İki yaş dinlenmek ya da yerdeki bir nesne ile oynamak için dengesini yitirmeden çömelebilmesine ve ellerini kullanmadan tekrar ayağa kalkabilmesine rağmen ne statik ne de dinamik denge becerisi gelişmemiştir. Üç yaş çocuğu ise dengeyi sağlamak için tutunarak, her basamakta iki ayağını bir<br />
araya getirerek merdivenlerden çıkabilir ve inebilir. Yine dengesini kaybetmeden düz bir şekilde ileri doğru koşabilir. Üç tekerlekli bisiklete oturur ve gidonu yönlendirir; ancak henüz pedalları kullanamadığı için, bisikleti ayakları ile ileri iterek yürütür. Parmak ucunda durabilir ve yürüyebilir. Tek ayağının üzerinde 3-4 saniye durabilmekte ve 6 cm genişliğinde, 2,5 m uzunluğunda, 10 cm yüksekliğindeki denge tahtası üzerinde başarılı bir şekilde yürüyebilmektedir. Dairesel çizgi üzerinde yürüme becerisinin kazınılması ise dört yaşını bulmaktadır. Dört yaşına geldiğinde tek ayağının üstünde 5 saniye durabilir ve sık kullandığı ayağının üzerinde zıplayabilir. Beş yaş ince bir çizgi üstünde kolaylıkla yürüyebilir ve ayak değiştirerek sıçrayabilir. Hem sağ hem sol ayağının üstünde 8-10 saniye durabilir. Yedi yaşında ise denge duygusu yeterince geliştiği için futbol oynayabilir ve ok atabilir. Sonraki yıllar da ise denge çoğu sportif etkinliklerde önemli bir faktör olmaktadır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-8950 alignright" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/gulcin_ocak_2017_2.jpg" alt="gulcin_ocak_2017_2" width="247" height="289" /><br />
<em><strong>Peki biz evde neler yapabiliriz?</strong> </em><br />
<strong>&#8211;</strong>5-6 yaş çocuklarımızı yazın denizde kullandığımız  sosislerin üzerinde yürümeye teşvik             edebiliriz.<br />
<strong>&#8211;</strong>Evdeki tahta bloklarla yollar yaparak onların üzerinden yürümesini sağlayabiliriz.<br />
<strong>&#8211;</strong>Kağıtlardan şekiller çizerek bu şekillerin üzerinden gitmesini isteyebiliriz.<br />
<strong>&#8211;</strong>Yere bantlarla şekiller çizerek bu şekillerin üzerinden yürümesine rehberlik edebiliriz. Ben bir ağaç hazırladım (ki denge için çam ağacının gövdesi ideal oluyor), bir de yıldız keserek çocuğunuzdan ağacın gövdesinden adım adım yürüyerek kestiği yıldızı ağacın tepesine bırakmasını isteyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezasız çocuk eğitimi olur mu? &#8211; Adem Güneş</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/cezasiz-cocuk-egitimi-olur-mu-adem-gunes/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2016 08:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ADEM GÜNEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[adem güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ceza]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=8491</guid>

					<description><![CDATA[Cezanın kişilik gelişimine katkı sağladığına dair ‘hiçbir’ bilimsel bulgu olmamasına rağmen, birçok eğitimcinin cezasız eğitim olmayacağına dair inançları tamdır. Öylesine tamdır ki, böylesi eğitimciler (örneğin) ödevini yapmayan çocuğa tenefüse çıkmama cezası verdiklerinde o çocuğun eğitimine katkı sağladığını düşünürler. Halbuki, eğitimde ceza uygulaması öğrenmeyi kolaylaştırmaz, bilakis çocuğun eğitimden soğumasına neden olur. Zira ceza bir aşağılama davranışıdır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-8443 alignright" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes.jpg" alt="adem_gunes" width="234" height="262" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-120x134.jpg 120w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" /><br />
Cezanın kişilik gelişimine katkı sağladığına dair ‘hiçbir’ bilimsel bulgu olmamasına rağmen, birçok eğitimcinin cezasız eğitim olmayacağına dair inançları tamdır. Öylesine tamdır ki, böylesi eğitimciler (örneğin) ödevini yapmayan çocuğa tenefüse çıkmama cezası verdiklerinde o çocuğun eğitimine katkı sağladığını düşünürler. Halbuki, eğitimde ceza uygulaması öğrenmeyi kolaylaştırmaz, bilakis çocuğun eğitimden soğumasına neden olur. Zira ceza bir aşağılama davranışıdır. Aşağılanmış kişinin zihinsel faaliyeti normal değil, tepkiseldir. Ödev nedeni ile aşağılanan bir öğrenci, ‘eğitim’ ile ‘aşağılanmayı’ birbiri ile ilişkilendirdiğinde, öğrenmeye karşı bir direnç oluşturur. Halbuki, ‘edinci bir öğrenme’ (kalıcı öğrenme) aşağılama ile değil, çocuğun kendini güven içinde hissetmesi ile gerçekleşir. Kendi çocukluk yılları aşağılanmalarla geçmiş bir eğitimci genellikle, çocuğu cezalandırırken bunu ‘onun iyiliği için’ yaptığını iddia eder. Halbuki hiçbir aşağılama davranışı çocuğun iyiliği için olmaz.<br />
<strong><br />
Ceza ve şiddet aynı şeydir<br />
</strong>Günümüzde birçok eğitimci ‘şiddete’ karşı olduğunu iddia etse de eğitimde ‘cezanın’ olması gerektiğini savunur. Bu bir bilişsel çarpıtmadır. Zira, pedagojide ceza ile şiddet birbirinin ikiz kardeşleridir. Hangi davranış ceza ve hangi davranış şiddettir birbirinden ayırt edilemez. Örneğin, ödevini yapmamış bir öğrenciyi, öğretmeni tahtaya kaldırsa ve arkadaşlarının karşısında tek ayak üstünde durmasını istese, öğretmene bu davranışının ne olduğunu sorsak, muhtemelen ‘ödevini yapmamış bu öğrenciyi cezalandırdığını’ söyleyecektir. Halbuki, bir çocuğu arkadaşlarının içinde aşağılamak, küçük düşürmek ceza değil, duygusal şiddettir. Belki bizim ülkemiz için lüks bir pedagoji bilgisi olacak ama yine de söyleyeyim, sınav sonrasında bütün sınıfın önünde öğrencilerin aldığı notları tek tek ve isim isim okumak, düşük not alan çocukların aşağılanmasıdır.   Maalesef, ülkemiz, çocuğa yönelik şiddetin tanımını, ‘tıp literatüründen’ aldığı için, şiddet; vurmak, dövmek veya darp etmek zannediliyor. Çocuk tıbbi olarak ispat edilinceye kadar zarara uğramamışsa şiddete uğramamış sayılıyor. Halbuki şiddet, tıbbın ilgi sahasından daha çok, pedagojinin ilgi sahasındadır. Çocuk sadece dayak yediğinde değil, ‘tepemi attırma benim şimdi’ diye azar işittiğinde de şiddet mağdurudur, yazısı güzel değil diye defterine çarpı atıldığında da…</p>
<p><strong>Çocuğa ‘bedel ödettirme’ de bir cezadır<br />
</strong>Ülkemizde çocuk ruh sağlığını önemseyen bazı uzmanlar, şiddeti bu hassasiyet içinde değerlendirdikleri halde, yine de cezasız eğitimi tam anlamlandıramadıklarının da üzülerek şahidi oluyorum… Örneğin, çocuğa bakışını takdir ettiğim sevgili meslektaşım Özgür Bolat, bir yandan eğitimde cezanın olmamasını savunurken, diğer yandan çocuğun yanlış davranışlarında ‘bedel ödetmek gerekir’ tezini öne sürmektedir…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-8493 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes_aralik.jpg" alt="adem_gunes_aralik" width="420" height="404" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes_aralik.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes_aralik-300x289.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /><br />
<strong>Halbuki, zaten cezanın pedagojideki karşılığı ‘bedel ödetmektir’.</strong><br />
Halbuki eğitimde cezasızlık, çocuğun yanlış davranışları karşısında bedel ödettirmemeyi de içerir. Bedel ödetmek, bir üstünlük ilişkisidir ki, çocuk ile kurulacak üstünlük ilişkisi çocuğun edilgenleşmesinin ve itaate yatkın hale gelmesinin en belirgin sebebidir. Çocuk eğitiminin ana amacı, edilgen değil, etken, itaate yatkın değil, kendi gibi olan çocuk yetiştirmektir. Yetişkinin, çocuğun üzerinde tasarrufa sahip olduğunu bilmesi (zannetmesi) çocuğa yönelik şiddetin oluşmasına köken teşkil eden en derin duygudur. Çocuk yanlış davranışlar karşısında bedel ödettirilmeye değil, yanlış davranışın nasıl düzeltileceğini bilmeye ihtiyacı vardır. Çocuğun ortaya koyduğu her yanlış davranışın zaten doğal bir bedeli vardır. Bu bedel, bazen üzüntü, bazen kızgınlık, bazen ise korku ile çocuğa yansır. Çocuğun ödediği doğal bedellerin yanında bir de yetişkinin, ekstra bedel ödetmeye kalkması pedagojik bir yanılgıdır.</p>
<p><strong>Eğitimin amacı;</strong><br />
Eğitimin amacı, yaşama yeni gelmiş insan yavrusunu bu yaşam hakkında bilgilendirmektir. Onun yardıma en çok ihtiyaç duyduğu dönemde ‘minnet duygusu’ ve ‘aşağılanma hissi’ yaşatmadan yardımcı olmaktır. Çocuğun bilmeye ihtiyacı ve daha önemlisi öğrendiği şeyleri yanlış yapmaya yatkınlığı vardır. Yetişkinin görevi yanlışları ceza vererek, şiddet uygulayarak ve bedel ödettirerek düzeltmek değil, çocuğun yanlış yaptığı durumlarda yaşadığı, utanç, mahcubiyet ve korkuyu yönetmesini sağlamaktır.<br />
<strong>PEDAGOJİDE ŞİDDET, DUYGUSAL ACI VERİCİ HER TÜRLÜ EYLEMİN ADIDIR. FİZİKSEL BİR KARŞILIĞIN OLMASI ŞART DEĞİLDİR.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8492 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-1.jpg" alt="adem_gunes" width="566" height="382" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-1.jpg 566w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/12/adem_gunes-1-300x202.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 566px) 100vw, 566px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
