<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastalık &#8211; Parents Dergisi</title>
	<atom:link href="https://parentsdergisi.com/tag/hastalik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parentsdergisi.com</link>
	<description>Sağlıklı çocuklar, mutlu aileler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Oct 2019 18:59:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çocuğumda gördüklerim acaba soğuk algınlığından fazlası mı?</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/cocugumda-gorduklerim-acaba-soguk-alginligindan-fazlasi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 18:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doktora ne zaman gitmeli?]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16499</guid>

					<description><![CDATA[Öksüren, burnunu çeken çocuğunuzun rahatsızlığını antibiyotik halledebilecekken (?) lüzumsuz yere acı çekmesini ebeveynler istemez. Ancak çocuğunuzu muayene edecek doktordan duyacağınız tek şeyin “Yalnızca bir virüs. Kendi kendine düzelir.” olduğu düşüncesine kapılıp doktora gitmemeyi de  tercih eden ebeveynler de ne yazık ki hala var. Öncelikle sağlık sorunu yaşayan çocuğunuza kendi başınıza teşhis koymayın. Bir pediyatrist olmadıkça da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öksüren, burnunu çeken çocuğunuzun rahatsızlığını antibiyotik halledebilecekken (?) lüzumsuz yere acı çekmesini ebeveynler istemez. <span id="more-16499"></span>Ancak çocuğunuzu muayene edecek doktordan duyacağınız tek şeyin “Yalnızca bir virüs. Kendi kendine düzelir.” olduğu düşüncesine kapılıp doktora gitmemeyi de  tercih eden ebeveynler de ne yazık ki hala var. Öncelikle sağlık sorunu yaşayan çocuğunuza kendi başınıza teşhis koymayın. Bir pediyatrist olmadıkça da duruma ilaç bazında müdahale etmeye de çalışmayın.  Beş çocuklu bir pediatristin bu yazısı belki size yardımcı olabilir.</p>
<h6><strong>Dr. DAVID L. HILL</strong>/ Fotoğraflar:<strong>PRISCILLA GRAGG</strong></h6>
<p>Çocuklarım olmadan önce hasta çocuklarını dışarıya çıkaran ebeveynlere karşı önyargılıydım. Burun deliklerinden aşağı mukusun aktığı bir yürüme çağı çocuğunu denizayısına benzettiğim için onları ne zaman görsem bende bir  gülme krizi başlar ve inanın etrafımda bu şekilde dolaşan çocukların “asla benim çocuklarım olamayacağı” gibi çok büyük sözler ederdim. Tahmin edin bakalım ne oldu? Eskiler der ya “keçinin sevmediği ot burnunun dibinde biter.” Benimkisi tam da bu! Bir doğa belgeseli dolduracak kadar fazla denizayıları anılarını kendi çocuklarımla bizzat yaşadım!</p>
<p>Ortalama olarak bir çocuk,  yaşamının ilk birkaç yılında 6 ila 8 soğuk algınlığı vakası yaşar. Ama sorun aslında bu sayıdan ibaret değil; soğuk algınlığı olarak kendini gösteren rahatsızlıklar daha kötü rahatsızlıkları da beraberinde getirebiliyor. Birçok havale öksürük ve burun akıntısı zararsızdır ancak bazı durumlar var ki daha ciddi sorunlar olan,  ihmal edilebilir görünen bazı belirtiler aslında bronşit, sinüzit, orta kulak iltihabı, grip ve hatta zatürrenin başlangıç belirtileri olabiliyor. Yine de hiçbirimiz kolay kolay fuzuli hasta randevularına zaman ve para saçmak, çocuklarımızı virüslerin cirit attığı klinik / hastane bekleme odalarında tutmak, ya da çocuklarımızın içinde oldukları belirtileri hafifletmek üzere  onların narin metabolizmalarına antibiyotik yüklemek istemeyiz. Bu tür senaryolardan kaçınmak için her bir belirtiyi ayrı ayrı sizler için incelemeyi faydalı buluyoruz.</p>
<p><strong>Ateş</strong></p>
<p>Yüksek ateş ebeveynleri en fazla endişelendiren belirti olarak belki de en yüksek sırada. Aynı zamanda, doktoru da endişelendirsin ya da endişelendirmesin, ateş çocuğun yaşına, rahatsızlığının ne kadar sürdüğüne ve bazı durumlarda da ateşin kaç derecede seyrettiğine bağlıdır. Genel olarak soğuk algınlığına yakalanmış çocukların ciltleri soluktur, yüzleri kızarmıştır ve onlara dokunduğunuzda ciltleri sıcaktır.</p>
<p>Ateşle ilgili yapılacak bir şey gerçekte ateşin çocuğunuzda olup olmadığını saptamaktır. Ellerimizin bu amaç için en doğru araçlar olmadığını bir kere kabul edelim. Bu yüzden endişeleriniz varsa bunları doğrulamak üzere gerçek bir termometreden faydalanın. Bu arada termometreyi nasıl kullandığınız ayrıca önemli bir husus. Küçük çocuklar için rektal termometre, büyük çocuklar için ise &#8211; onlar dilinin altında tutabilme yetisi kazanmışlar ise- bir oral termometre en doğru ısı ölçümü için isabetli seçeneklerdir. Öte yandan dijital alın- kulak termometreleri 6  aylıktan daha büyük çocuklar için faydalı olabilir ve bu tür termometreler gün geçtikçe yaygınlık kazanıyor. Her iki termometre de 37.7°’den yukarı sıcaklık göstergesini ateş olarak tanımlıyor. Aynı şekilde rektal termometre de 38°’yi ve üstü sıcaklığı, koltuk altı termometre ise 37.2° ve üstü göstergeleri ateş olarak tanımlıyor. Ancak ölçümlerinizin güvenilirliğini sağlamak amacıyla ateşi birden fazla ölçmenizde fayda var.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16501" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Resmi-2019-10-31-21.51.12.png" alt="" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Resmi-2019-10-31-21.51.12.png 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Resmi-2019-10-31-21.51.12-268x300.png 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Resmi-2019-10-31-21.51.12-300x336.png 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Resmi-2019-10-31-21.51.12-199x223.png 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Resmi-2019-10-31-21.51.12-120x134.png 120w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p>12 hafta altındaki bebeklerde doktorlar ciddi bir iltihap belirtisi olabileceği endişesi ile ateşlenen bebeği acil ünitesine sevk edebilir. 28 günlüğe kadar yeni doğanlar ateşlendiklerinde nerdeyse daima  2 günlük hastane kontrolüne alınır. 1 ila 3 aylık arası bebekler ise yeni doğanların aksine daima hastaneye yatırılmayabilse dahi, ivedilikle  doktor  muayenesine alınmalıdır.</p>
<p>Çocuğunuz 3 aylıktan daha büyükse ateşi olmasının önemi, mevcut başka belirtilerin olup olmadığına ve ateşin ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Soğuk algınlıkları sıklıkla aşağı yukarı 2 günlüğüne ateşlemeye sebep olabilir. (Bu, enfeksiyona karşı savaş açmak için bağışıklık sisteminin harekete geçişinin bir tezahürüdür.) 2 günden fazla süren ateşlenme ise bakteriyel sinüs enfeksiyonunun, orta kulak iltihabının ya da zatürrenin habercisi olabilir. Hiçbir başka belirti göstermeyen 2  yaş altı çocuklarda ise  idrar yolları iltihabından kaynaklanan ve doktoru öncelikle aramanızı, genellikle de çocuğunuzu viziteye götürmenizi gerektiren ateş ortaya çıkabilir. 2. yaşını doldurması sonrası çocuğunuz olağandışı hastalık belirtisi göstermiyorsa doktorunuzu arayıp kaygınızı iletmeden önce ateşin yaşandığı günden itibaren 3. günü beklemenizde fayda var.</p>
<p>Termometre göstergesindeki rakam çocuğunuzdaki enfeksiyonun viral mi yoksa bakteriyel mi olduğunu ya da enfeksiyonun ne derece kritik seyrettiğini size bildirmez. Pek çok ebeveyn yüksek ateşin beyin tahribatına neden olduğu kaygısıyla yatıp kalkıyor. Ancak 41.6° altındaki ateşlenenler için bu ciddi bir endişe kaynağı değildir. Sağlıklı çocuklar hastalıklardan dolayı bu derece yüksek havale geçirmezler. Bazen medyada okuduğumuz, otoparklarda ya da caddelerde araba içinde yaz günü bırakılan çocukların yaşadığı haşlanma gibi dışsal faktörler, çocuk ya da yetişkin insanlarda aşırı vücut ısınmasından kaynaklanır.</p>
<p><strong>Akan burunlar</strong></p>
<p>Tıp Fakültesi öğrencisi iken -ki o yıllarda Destiny’s Child grubu konserleriyle ABD’yi sallıyordu &#8211; genizsel mukusla ilgili saptamalar basitti: Mukus eğer yeşil ise enfeksiyon bakteriyeldir; viral değildir. Çocuğun ihtiyaç duyduğu ise antibiyotiklerdi. Ancak daha sonra anladık ki mukus ( sümük)  daima soğuk algınlığında yeşile dönüyor ve yeşil mukuslu çocukların sadece %7’si antibiyotikten  faydalanabiliyor. Artık 2 faktöre özel önem veriyoruz: Akıntının süresi ve şiddeti.</p>
<p>Süreyi belirlemek basit: pek çok soğuk algınlığı takriben 1 haftada iyileşiyor. Bu yüzden 10 günden uzun süren burun akıntısı olan çocukların akut bakteriyel sinüzite yakalanmış olma olasılığı yüksek olduğu için antibiyotik tedavisine doktor onayı ve gözetiminde başlanır. Ayrıca birkaç gün sonrası iyileşme görüp tekrar sağlık durumu kötüleşen çocuklarda da antibiyotik tedavisi gerekli olabilir. Tüm yaştan çocuklar için şiddetli belirtiler en az 3 gün süren sarı ve yeşil burun akıntısı ve 39° üzeri seyreden ateş olarak belirtilmiştir. Yetişkinlerin sahip olduğu dört çift sinüsüne  ikisi ile de doğmuş olsalar da ( Maksiler Sinüs ve Etimoid Sinüs) sinüs enfeksiyonu küçük çocuklarda da ortaya çıkmaktadır. (Diğer 2  çift sinüs ise çocuklukta daha sonraki evrelerde ortaya çıkmaktadır.)</p>
<p>Başka etkenler de  burun akıntısına sebep olabilir. Çevresel alerjilerin tetiklediği şeffaf ve sulu mukus, aksırma ile kendini gösterebilir. Sadece tek burun deliğinden gelen mukus, çocuğun burnunda burnu tıkayan yabancı bir madde olduğunun habercisidir. Ve daha da ciddi seyretmek üzere şiddetli bir baş ağrısını izleyen şeffaf geniz akıntısı, tehlikeli bir kafatası çatlağına işaret edebilir.</p>
<p><strong>Kulak ağrıları</strong></p>
<p>Akut Otitis Media da denilen orta kulak iltihapları diğer çocuk hastalıklarından daha fazla antibiyotik tedavisi gerektirebilir. Ancak tüm kulak ağrılarının gerisinde mutlaka bu tür kulak enfeksiyonları olmak zorunda da değil. Östaki borusu adı verilen minik bir geçit her bir orta kulaktan buruna bağlanmaktadır. Viral hastalıklar ve alerjiler ağrıya yol açan mukuslarla bu boruları tıkayabilir.</p>
<p>Soğuk algınlıkları, rahatsızlık verici bir durum olabilse de bakteriyel bir enfeksiyon olmayan akışkanların orta kulakta toplanmasına ( Serous Otitis Media) neden olabilir. Bu yüzden antibiyotik tedavisi gerektirmez aşırı nemliliğin dış kulakta birikmesiyle oluşan yüzücü kulağı ( External Otit- Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu ) korkunç ağrılı bir rahatsızlık olabilir. Ancak bu rahatsızlık mediadan çok  farklı bir tedavi ile ortadan kaldırılabilir.</p>
<p>Aslında irtifa farklılıklarından, kızarmış Adenoid bezlerine kadar soğuk algınlığı ya da kulak enfeksiyonlarıyla ilgisi olmayan birçok faktör  kulak ağrısına sebep sayılabilir. Ateşi olmayan 2 yaşından daha büyük olan ya da  yalnızca kulağının bir tarafında kulak  enfeksiyonu olan çocuklar, ağrı kesici dışında hiçbir tedaviye ihtiyaç duymayabilir. Ancak  bu tür durumları en iyi tektik edebilecek kişi yine bir doktordur. Bu yüzden çocuğunuzda şiddetli ya da gittikçe kötüleşen kulak ağrısı problemi varsa, kulakta akıntı ya da ateşli bir kulak ağrısı varsa acilen çocuğunuzu doktora gösterin.</p>
<p><strong>Öksürük</strong></p>
<p>Soğuk algınlığının en sinir bozucu belirtisi olarak çocukların ve yetişkinlerin sıklıkla uykularının mahvolmasına sebep olan öksürük, 2 ila 3 hafta etkisini sürdürebilir. Soğuk algınlığı virüsleri hava yollarını ısıtarak ve akciğerlere damlayan geniz  akıntısını dışarı atmak amacıyla hasta kişiyi öksürük nöbetlerine sevk eder. Normal öksürükler kuru, ıslak ya da hırıltılı ve şiddetli olabilir ancak diğer soğuk algınlıkları ile ilgili semptomları gözlemlediğinizde çocuğunuzu ivedilikle doktora gösterin.</p>
<p>Yeni doğmuş bebekler ve özellikle prematüre olanlar RSV’nin ( İngilizce “Respiratory Syncytial Virus “ kelimelerinin kısaltmasıdır ve Türk Tıp terminolojisinde  “ (Respiratuar Sinsityal Virüs” olarak geçmektedir. )  tetiklediği ve yaşamsal tehdit oluşturabilen hırıltılar olarak kendini gösterebilir. Bebeklerde bronşiti tetkik etmek için (genelde ilk yıl sonrası bronşit gelişmez.) doktorlar, nefes alma güçlüğünde 4 belirtinin altını çiziyor: Her bir solukta birlikte homurtulu ses, burun deliklerinin kızarması, kaburgalar arasında ya da altında deri çekilmesi ve çok hızlı nefes alıp vermeler (dakikada 60’tan fazla nefes alıp verme) Çok tiz hırıltılar duyuyorsanız, ya da  bu belirtilerden herhangi birisini fark ettiyseniz doktorunuzu hemen arayın.</p>
<p>Endişe edici diğer bir işaret ise hırıltının zıttı olan bir başka belirtidir: Stridor (Islığa benzer kaba, yüksek frekanslı ek solunum sesleri) Bir kimse nefes verirken meydana çıkan Stridor çocukların nefes alırken ortaya çıkardıkları  tiz ve kaba bir sestir. Kuşpalazı  rahatsızlığı olan bir çocuk ağlarken ya da üzgünken bahsettiğimiz Stridor ortaya çıkabilir. Ama çocuğunuz dinleniyorken Stridor duyuyorsanız hemen çocuğunuzu doktora ya da acil servis merkezine götürün. Aynı zamanda nefes  almak vermekte güçlük yaşıyorsa acil servis telefon hattını arayın.</p>
<p>Hırıltı ve öksürük birlikte seyrediyorsa bu, çocuğunuzda astımın habercisidir. Çocuğunuza astım teşhisi konduysa ve çocuğunuza 4 saat aralıktan daha fazla sıklıkta ilaç veriyorsanız doktorunuzu arama zamanı gelmiştir. Çocuğunuz ayrıca yürüme ya da koşma  gibi normal etkinlikleri yaparken nefes alıp verme güçlükleri içindeyse ya da nefesini tutmaksızın uzun cümleler kuramıyorsa doktoru aramanız aciliyet taşır.</p>
<p>Soğuk algınlığı aynı zamanda bir sinsi hastalık olan zatürrenin habercisi de olabilir. Zatürreli çocuklar bir hastalığın ilk 2 gününden uzun süren ateşli rahatsızlık gösterebilir ve aynı zamanda göğüs ağrısı ya da nefes almada vermede tıkanıklık şikâyetleri tecrübe edebilir. Zatürre oldukça tehlikeli olabilir. Bu yüzden bu semptomların kombinasyonu ile çocuğunuz karşı karşıyaysa derhal tedavi sürecini başlatın.</p>
<p><strong>Diğer Problemler</strong></p>
<p>Çocuğunuzun özellikle ateşi varsa soğuk algınlıklarında baş ağrısı yaygın bir belirtidir. Ancak  bu ağrılar şiddetli olmamalı, kusma,  ışık hassasiyeti ya da boğaz tutulmasını beraberinde getirmemeli. Bu tür işaretler beynin çevresindeki sıvının tehlikeli bir enfeksiyonu olarak tanımlanan menenjit hastalığı belirtileri olabilir. Çocuğunuzun bu tür belirtilerden herhangi birisini gösterip göstermediğini anlamak  üzere çocuğunuzu  derhal bir doktora götürün.</p>
<p>Öncelikle öksürükle birlikte daha da fazla acı veren gıcıklı öksürükler de var ise boğaz  ağrıları, soğuk algınlıklarında da yaygınca ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. 3 yaşından büyük çocuklarda boğaz enfeksiyonu da endişe kaynağımız olmaktadır. (3  yaşından küçüklerin boğaz enfeksiyonu olması olasılık dışı değildir; yalnızca onların yakalanma olasılığı daha düşük görülmektedir.) Boğaz enfeksiyonu genellikle ateş ve nadiren öksürükle kendini belli eder. Bu yüzden pek çok doktor, çocuğun belirtilerini başlangıçta tetkik  eder. Boğazındaki bakteriler için çocuğu teste sevk etmeden önce dahi boğazda kızarma ve lenf nodulunda şişme belirtilerinin olup olmadığını anlamaya çalışıyor.  Doktorun öncelikle hızlı bir boğaz enfeksiyonu testi, boğaz kültürü  almadan ya da ikisini birlikte yapmadan önce antibiyotik tedavisine başlamaması gerektiği esastır.</p>
<p>Soğuk algınlıkları bazı kas ağrıları ile birlikte seyredebilir. Ancak özellikle yılın bu mevsiminde grip habercisi olarak sayabileceğimiz karın ağrılarına,  kusmaya ya da  ishale sebep olmaz.  Çocuğunuzun grip testine ihtiyacının olup olmadığı  onun yaşına, ne zamandan bu yana hasta olduğuna, astım ve kalp rahatsızlıkları gibi başka problemleri olup olmadığına bağlıdır. Çocuğunuzun doktoru size vizitenin gerekli olup olmadığını bildirecektir. Bu yüzden yukarıda bahsettiğimiz belirtilerden herhangi birini çocuğunuzda gözlemlediyseniz doktorunuzla irtibata gecikmeden geçin.</p>
<p><strong>Çocuklarınıza ilaçlarını Nasıl aldırabilirsiniz? </strong></p>
<p>Her ebeveynin hayatında öyle bir zaman gelir ki çocuklarının ilaçlarını almalarında problemler yaşanır. Nadiren çocuklar gönüllüce ilaçlarını alırlar ve size sorun yaratmazlar. Çiklet aromalı olan Amoksilin gibi bazı ilaçların hoş tatları olabilir Ama steroid prednisolon gibi ilaçların tatları berbat şöhrette olabiliyor. Bazı çocuklar güvenli şekilde 4 yaşına geldiklerinde ilaçlarını kendi başlarına yutabilirken ya da alabilirken bazı çocukların daha sonraki yaşlarda bu işlerin üstesinden gelebildiğini gözlemliyoruz. Öte yandan bazı hapların boyutları fazla küçük ya da fazla büyük olabiliyor. Amoksilin büyük olmaya meyilli iken birçok antihistaminler minik olabiliyor. Çocuğunuzla ilaç kullanmasında cebelleşmek yerine ikiniz için de  işleri kolaylaştırabilecek bir “Ne yapmalı? / Yapmamalı?” listesini sizler için derledik:</p>
<p><strong>Ne yapmalı?</strong></p>
<p>-Doktorunuza ya da  eczacınıza çocuğunuzun kullanacağı ilaçların arasında aromalı seçeneklerin, ya da daha basit ilaç verme şekillerinin mevcut olup olmadığını sorun.</p>
<p>-Dozu yönetme zamanı geldiğinde olumlu  tavrınızı çocuğunuza gösterin. Ve çocuğunuza söz konusu ilaçları aldığında kendisini nasıl çok daha iyi hissedeceğini açıklayın.</p>
<p>-İlaç aldığı durumlarla ilgili ona bir miktar söz hakkı tanıyın. (İlaçlarını ne zaman, nerede ya da ne ile alabileceğine kendisi de bir miktar katkı yapabilsin.)</p>
<p>-Biraz dondurma çocuğunuzu tat alma ile ilgili acı ilaç direncini yumuşatabilir. Ya da alacağı ilacın acı / buruk tadını kamufle etmede bal ya da cüzi miktar kakaolu krema yardımcı olabilir. (Bazı ilaçlar yiyeceklerle karıştırılabilir. Ancak bu durumu eczanenizle konuşmanızda fayda var.)</p>
<p>-İlacı çocuğunuzun dilinin arka ya da yan tarafına bir damlalık ya da  şırınga yardımıyla damlatmayı deneyin. Ya da dozu daha küçük birimlere bölün.</p>
<p>-En sonunda çocuğunuza  kocaman sarılın ve mesela  bir sticker gibi minik  bir jestle onu ödüllendirin.</p>
<p><strong>Ne yapmamalı? </strong></p>
<p>-Doktorun ya da eczacının onayı olmadan  çocuğunuza ilacını vermeyi çalıştığınızda ilk girişiminiz başarısızlıkla sonuçlandıysa ikinci defa ilacı vermekte ısrarcı olmayın.</p>
<p>-Çocuğunuzun bir sonraki seferde daha şiddetli direnmesini engellemek istiyorsanız ona her  ilacın şeker falan olduğunu sakın söylemeyin. Düşünün ki evinizde ya da bulunduğu yerde çocuğunuz  ilaçlarla karşılaştı. İlaçların şeker olduğu yanılgısına düşen bir çocuk bu sebeple ilaçları yemeye ya da yutmaya çalışabilir, zehirlenebilir hatta hayatını kaybedebilir.</p>
<p>-İlaçların tatlarının nasıl olduğu konusunda ona yalan söylemeyin.</p>
<p>-Doktorunuz aksini özellikle size önermedikçe çoklu belirtili soğuk algınlığı ve öksürük  ilaçlarını gelişigüzel ne siz kullanın ne de çocuğunuza kullandırın.</p>
<p>-Şurup gibi akışkan bir ilacı mutfak kaşıkları gibi gereçlerle almayın.</p>
<p>-Kullanma tarihi geçmiş ya da bir kenara atılmış ilaçları veya diğer çocuğunuzun/ çocuklarınızın kullandığı ilaçları çocuğunuza gelişigüzel vermeyin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salgın var!- Dr. Sinem Karaca Atakan</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/yazarlar/salgin-var-dr-sinem-karaca-atakan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2017 05:50:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DR. SİNEM KARACA]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[bahar hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kusma]]></category>
		<category><![CDATA[salgın hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[yaz hastalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=10433</guid>

					<description><![CDATA[Çocuk hastalıkları için yılın hangi döneminde olduğumuz her zaman öncelikli oluyor. Genellikle enfeksiyon hastalıkları sık görüldüğü için mevsimsel değişiklikler her zaman önemli etkenlerden biridir. Geçtiğimiz ay yine birkaç hastalık salgınıyla karşı karşıya kaldık. Bunların en önemlilerinden biri halk arasında beta mikrobu diye bilinen, bilimsel adı A grubu beta hemolitik streptokok olan bakterinin yaptığı boğaz enfeksiyonuydu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk hastalıkları için yılın hangi döneminde olduğumuz her zaman öncelikli oluyor. Genellikle enfeksiyon hastalıkları sık görüldüğü için mevsimsel değişiklikler her zaman önemli etkenlerden biridir. Geçtiğimiz ay yine birkaç hastalık salgınıyla karşı karşıya kaldık. Bunların en önemlilerinden biri halk arasında beta mikrobu diye bilinen, bilimsel adı A grubu beta hemolitik streptokok olan bakterinin yaptığı boğaz enfeksiyonuydu. “Beta mikrobu” diye bilinen mikroorganizma boğazda iltihaplanma yapan bir çeşit bakteridir. Bulaşıcıdır ve bazı ciddi komplikasyonlara yol açabildiği için önemlidir. Altı aydan küçük bebeklerde genellikle hafif burun akıntısı ve düşük düzeyde ateş ile birlikte nezle yapar. 6 ay ile 3 yaş arası olanlarda, düşük dereceli ateş, eklem ve kas ağrıları ve nezle bulguları vardır. Şeffaf burun akıntısı, boyunda hafif ağrılı beze (lenf nodları), sinüzit, bazen de bunlara eşlik eden orta kulak iltihabı görülebilir. 3 yaş ile 12 yaş arasında ise, genellikle hızlı bir şekilde bademcik iltihabı (tonsillit), nezle (nazofarenjit) ve bazen de kızıl hastalığı görülür. Genellikle yüksek ateş, kusma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, terleme ve yorgunluk ile bazen de bu belirtilere eşlik eden karın ağrısı ile kendisini gösterir. Hastalık başladıktan 12 ile 48 saat sonra çok bilindik olan döküntüleri ortaya çıkar. Bademcik, dil ve damakta görülen döküntüleri, büyük, şiş, kırmızı ve iltihap doludur. Beta enfeksiyonu çocuk ve genç erişkinlerde görülür. Okul gibi kalabalık ortamlarda yakın temasla salgınlar oluşturabilir. Enfeksiyon hastalıklarının yaygın olduğu sonbahar ve kış aylarında daha sık görülür. Damlacık enfeksiyonu denilen öksürük, hapşırık ve yakın konuşma ve öpme gibi yakın temas ile ve solunum yoluyla insandan insana çok kolay bulaşır. Özellikle kış aylarında ortamların yeterli havalandırılmamaları sonucu daha sık rastlanır. Ancak her boğaz iltihabı beta değildir. Ateşli boğaz yakınmalarının % 10-15 kadarında A grubu beta hemolitik streptokok mikrobu vardır. Beta mikrobunu hızlı saptayan testler ve boğaz kültürü ile tanı konulabilir. Tablonun durumuna göre ağız yoluyla ya da enjeksiyonla kullanılan penisilin grubu antibiyotikler verilir. Tedavi süresi en az on gündür, tamamlanması çok önemlidir. Tedavi sonrası kültür ile kontrol edilebilir. A grubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonunun en önemli yönü tedavi edilmezse ortaya çıkabilecek sonuçlardır. Yeterli veya uygun şekilde tedavi edilmeyen mikrop vücutta daha sonra ateşli romatizma, kalp romatizması, eklem iltihapları ve böbrek iltihapları ortaya çıkarabilir. Bunlar antibiotik çağında çok seyrek<br />
görülseler de ürkütücü sonuçlardır. Tüm çocuk hekimleri gibi yaşadığım kötü tecrübeler ve ailesinde bu sıkıntıyı yaşayan biri olarak bu kalp ve böbrek komplikasyonlarını ben çok önemsiyorum. Bu nedenle her boğaz ağrısı ve ateşli tablo mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli ve gerekli tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Bazı kişilerde hastalık belirtileri olmaksızın mikrop bulunur. Bunlara taşıyıcı denilir, hastalığı bulaştırma ihtimalleri düşüktür. Eğer tedavisi yapılmaz veya gecikilirse erken veya geç komplikasyonlara neden olabilir; Erken komplikasyonları, streptokok enfeksiyonunun yayılması, genellikle ilk haftada olur, bunlar, bölgesel lenf nodlarının (beze) iltihaplanması, orta kulak iltihabı, sinüzit, az görülen zatürre, mastoidit, septisemi (kana karışması), kemik iltihabı ve toksik şok sendromu ile kendisini gösterebilir. Geç komplikasyonları, Akut romatizmal ateş ve böbrek iltihabıdır. Betadan korunmak için tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi genel hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Okul, kreş gibi toplu yaşanan yerlerde, belirli aralıklarla boğaz kültürü alınmalıdır, enfeksiyon saptanan çocuklar eve gönderilmelidir. Hasta çocuklar tam olarak tedavi edilmelidir. Sağlıklı beslenme düzeni oluşturulmalı, C Vitamini tüketimi artırılmalıdır. Modern tedavi yöntemleriyle önlenebilecek ciddi komplikasyonlara neden olan ve sık karşılaşılan bu hastalıklarla ilgili bilgi ve farkındalığın artması önemli.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar için bahar hastalıklarına karşı 10 önlem</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/cocuklar-icin-bahar-hastaliklarina-karsi-10-onlem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2017 13:23:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[bahar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ıshal]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=10222</guid>

					<description><![CDATA[Bahar ayları yenilenen doğayla birlikte çocuklara apayrı bir enerji ve zindelik getirirken, mevsim geçişinde yaşanan değişiklikler ise karşılarına çıkardığı hastalıklar nedeniyle çoğu zaman sevinçlerini gölgeleyebiliyor. Alerjiden üst solunum yolu enfeksiyonlarına, ishalden kızamık ve su çiçeğine bir çok hastalık çocuklarda bahara özgü artış gösteriyor. Bahar döneminde çocuk poliklinikleri mevsim hastalıklarının getirdiği yoğunluk yaşarken, Acıbadem Altunizade Hastanesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10310 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/cocuk_bahar_hastaliklarindan_korunmak-8.jpg" alt="" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/cocuk_bahar_hastaliklarindan_korunmak-8.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/cocuk_bahar_hastaliklarindan_korunmak-8-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/cocuk_bahar_hastaliklarindan_korunmak-8-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/cocuk_bahar_hastaliklarindan_korunmak-8-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/05/cocuk_bahar_hastaliklarindan_korunmak-8-120x134.jpg 120w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /><br />
Bahar ayları yenilenen doğayla birlikte çocuklara apayrı bir enerji ve zindelik getirirken, mevsim geçişinde yaşanan değişiklikler ise karşılarına çıkardığı hastalıklar nedeniyle çoğu zaman sevinçlerini gölgeleyebiliyor. Alerjiden üst solunum yolu enfeksiyonlarına, ishalden kızamık ve su çiçeğine bir çok hastalık çocuklarda bahara özgü artış gösteriyor. Bahar döneminde çocuk poliklinikleri mevsim hastalıklarının getirdiği yoğunluk yaşarken, Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Değerli bu hastalıklardan korunmanın, hastalığın kapıyı çalması durumunda ise en hafif şekliyle atlatabilmenin mümkün olduğunu belirterek “Önemli olan hastalık kapıyı çalmadan önlem almak. Ellerini yıkamasından abur cuburdan kaçınmaya dek çocuklarımıza küçük yaşlarda kazandıracağımız bazı alışkanlıklar, onları hem çocukluk döneminde hem de yetişkin bir birey olduklarında yaşam boyu olası risklere karşı büyük ölçüde koruyacaktır. Elbette aşılarını ihmal etmemek de son derece önemli” diyor. Dr. İlkay Değerli, baharda çocukları gözetleyen hastalıkları ve bu hastalıklara karşı basit ama etkili önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Çağı Skolyozu nasıl tespit edilir?</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/cocukluk-cagi-skolyozu-nasil-tespit-edilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2017 20:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk skolyoz]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk çağı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[skolyoz]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=9192</guid>

					<description><![CDATA[Normal sağlıklı bir bireyde baş, omurga, pelvis(leğen kemiği) ve ayakların orta noktası aynı dikey hizada  bulunmaktadır ve normal bir omurganın önden görünümünde sağa veya sola doğru bir eğimi yoktur. Omurganın önden bakışta sağa veya sola doğru eğrilmesi ve çoğunlukla beraberinde kendi ekseninde dönmesine skolyoz adı verilir. Medistate Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr İlker Garipoğlu, 10 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9193 alignright" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/cocukluk_cagi_skolyozu.jpg" alt="cocukluk_cagi_skolyozu" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/cocukluk_cagi_skolyozu.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/cocukluk_cagi_skolyozu-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/cocukluk_cagi_skolyozu-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/cocukluk_cagi_skolyozu-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2017/01/cocukluk_cagi_skolyozu-120x134.jpg 120w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /><br />
Normal sağlıklı bir bireyde baş, omurga, pelvis(leğen kemiği) ve ayakların orta noktası aynı dikey hizada  bulunmaktadır ve normal bir omurganın önden görünümünde sağa veya sola doğru bir eğimi yoktur. Omurganın önden bakışta sağa veya sola doğru eğrilmesi ve çoğunlukla beraberinde kendi ekseninde dönmesine skolyoz adı verilir. Medistate Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr İlker Garipoğlu, 10 yaş altında görülen skolyozun yetişkinlik çağındakinden farklı özellikler taşıdığını ve genellikle devam ettiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Her 100 Çocuktan 3’ünde Görülüyor<br />
</strong>Küçük yaşta başlayan skolyozun genellikle devam eder. Skolyozun ilerlemesini belirleyen en önemli faktör çocuğun fiziksel gelişim hızıdır. Her 100 çocuktan 3’ünde çocukluk çağı skolyozu görülebilir, kalçaların asimetrisi, sırtta kaburgaların bir tarafta daha fazla kıvrılmış olması, bir omuzun daha alçak seyirli olması gibi dış görünümde erkenden göze çarpan bulgular ile şüphelenilebilir.</p>
<p>Çocuklarda en sık görülen skolyozun nedeni belli olmayan idiopatik skolyozdur. Skolyozun tedavi edilmediği takdirde akciğer ve solunum problemleri, kalp problemleri, yeti kayıpları, nadiren çok ileri deformitelerde omurilik basısı ve felç, ciddi kozmetik ve psikolojik sorunlara yol açabilir.</p>
<p><strong>Küçük yaşta ortaya çıkan Skolyoz&#8217;un tedavi süreci nasıldır?<br />
</strong>Çocuklarda skolyozun tedavi şeklini belirleyecek olan kriterlerin hastada var olan skolyoz eğriliğinin ve rotasyonun derecesine ve yerine bağlıdır.20 º’ nin altındaki eğriliklerde fizik tedavi ile egzersiz tedavisi ve ev programı ağırlıklı olarak tercih edilir. 20 º’ nin üzerindeki açılarda rijit korse kullanımı yanı sıra fizik tedavi ile konservatif olarak tedavi öneriliyor. Açı 40 º’ nin üzerinde ise amaç seri alçılama veya rijit korse kullanımı ile 40 º’ nin altına indirmektir. 60 º ve daha yüksek ilerleyici derecelerde ise cerrahi müdahale ve ardından fizik tedavi tercih edilir. Çocukluk döneminde ortaya çıkan skolyozda erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis edilen vakaların tedavisinin çoğu zaman başarılı olduğunu, aileler tarafından yapılabilecek küçük testlerle skolyozu tespit edilen çocukların en kısa sürede Fizik Tedavi Kliniği’ne başvurmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Skolyozu tespit etmenin 8 yolu</strong></p>
<p><em>• Ayakta duruş pozisyonunda sırt duvara yaslı iken omuzların yükseklikleri farklı mı? </em></p>
<p><em>• Çocuk dizleri düz bir şekilde öne eğildiğinde sırt kısımları farklı yükseklikte mi?</em></p>
<p><em>• Kürek kemiklerinden biri diğerinden belirgin mi?                             </em></p>
<p><em>• Kalça kemiklerinde asimetri var mı?                       </em></p>
<p><em>• Ayakta iken kollar yavaşça öne sarkıtıldığında, bir taraf diğer tarafla karşılaştırıldığında kol ve vücut arasında daha fazla mesafe mi mevcut?                              </em></p>
<p><em>• Çocukta belirgin bir sırt kamburu mevcut mu?                    </em></p>
<p><em>• Bel çukurları kıyaslandığı zaman doku kıvrımları asimetrik mi? </em></p>
<p><em>• Çocuk otururken ya da ayakta iken bir tarafa doğru eğik mi duruyor?</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebeveynlerin yaptığı 5 tedavi yanlışı</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/ebeveynlerin-yaptigi-5-tedavi-yanlisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2016 07:15:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=6949</guid>

					<description><![CDATA[Bu hatalar, en dikkatlimizin bile yapabileceği kadar kolay. Aralarında size tanıdık gelenler var mı? Kumsal Demirci 6 yaşındaki kızının göz iltihabını tedavi etmek için eczaneden ilaçla döndüğü gibi Eliz’in gözlerine birkaç damla damlattı. Sonra şişeyi iyice incelemeye koyuldu. İzmir’de yaşan üç çocuklu anne “Etikette ‘kulak damlası’ ifadesini görünce başımdan kaynar sular döküldü,” diye diyor. Panikle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu hatalar, en dikkatlimizin bile yapabileceği kadar kolay. Aralarında size tanıdık gelenler var mı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6950 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/05/ilac_yanlislari_1.jpg" alt="ilac_yanlislari_1" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/05/ilac_yanlislari_1.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/05/ilac_yanlislari_1-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/05/ilac_yanlislari_1-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/05/ilac_yanlislari_1-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/05/ilac_yanlislari_1-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p>Kumsal Demirci 6 yaşındaki kızının göz iltihabını tedavi etmek için eczaneden ilaçla döndüğü gibi Eliz’in gözlerine birkaç damla damlattı. Sonra şişeyi iyice incelemeye koyuldu. İzmir’de yaşan üç çocuklu anne “Etikette ‘kulak damlası’ ifadesini görünce başımdan kaynar sular döküldü,” diye diyor. Panikle aradığı eczane, Demirci’nin korktuğunun başına geldiğini gösterdi. Eczacı ona yanlış ilacı vermiş, o da çocuğunun gözlerine kulak ilacı damlatmıştı.</p>
<p>Neyse ki artık 10 yaşında olan Eliz’e bir şey olmadı, ancak her yıl 71.000 çocuğun acilde yanlış ilaç zehirlenmesi tedavi gördüğü tahmin ediliyor. Uzmanlar pek çok ebeveynin çocuklarına ilaç verirken farkında olmadan hata yaptığını söylüyor. Ama Eliz’in durumunun gösterdiği gibi, eczacılar hatta doktorlar bile, ilaç verirken veya reçete yazarken hata yapabiliyor.</p>
<p>Hatalar, özellikle bebekler ve küçük çocuklarda hastalıkların süresinin uzaması kadar potansiyel ciddi yan etkilere de neden olabilir; bu yüzden uzmanlar 6 yaşından küçük çocuklar için reçetesiz nezle ve öksürük ilaçları tavsiye etmiyor. Küçük çocukların ufak boyutları ve gelişmemiş olan metabolizmaları onları tedavi hatalarına karşı daha duyarlı hale getiriyor.</p>
<p>Hala eczanedeyken ilacın etiketini okumak gibi basit bir adım, Kumsal Demirci’nin başına gelen gibi aksilikleri önleyebilir. Etiketteki bir kelime veya kullanım dozlarından emin değilseniz, açıklaması için eczacınıza danışın. Biz de ilaçlarla ilgili kaçınılması gereken şeylere dair birkaç yöntem daha sıralayacağız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde reflü gelişme geriliğine neden olabilir</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/bebeklerde-reflu-gelisme-geriligine-neden-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Apr 2016 10:54:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gelişme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[reflü]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=6790</guid>

					<description><![CDATA[Reflü, yetişkinlerden çok bebeklerde görülüyor. Özellikle beklenenden erken doğan bebeklerde reflü riski daha yüksek oluyor. Bebekler için reflü normal kabul edilse de, sağlıklı gelişim için altta yatan nedenin araştırılması ve doğru tedavinin uygulanması büyük önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ercan Tutak, bebeklerde reflünün nedenleri ve tedavisi hakkında bilgi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6792 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/04/bebeklerde_reflu.jpg" alt="bebeklerde_reflu" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/04/bebeklerde_reflu.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/04/bebeklerde_reflu-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/04/bebeklerde_reflu-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/04/bebeklerde_reflu-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/04/bebeklerde_reflu-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p>Reflü, yetişkinlerden çok bebeklerde görülüyor. Özellikle beklenenden erken doğan bebeklerde reflü riski daha yüksek oluyor. Bebekler için reflü normal kabul edilse de, sağlıklı gelişim için altta yatan nedenin araştırılması ve doğru tedavinin uygulanması büyük önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ercan Tutak, bebeklerde reflünün nedenleri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alerjiden korunmak için sağlıklı beslenmek şart</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/alerjiden-korunmak-icin-saglikli-beslenmek-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2016 21:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[d vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=6282</guid>

					<description><![CDATA[Son dönemlerde, çocuklarda görülen alerjik hastalıkların hızla artıyor. Özellikle dengesiz beslenme ve kalitesi bozulmuş gıdalar, alerjik hastalıkların artmasının nedenleri arasında gösteriliyor. Alerjik hastalıklardan korunmak için sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, Mart ayının Amerika’da ‘Sağlıklı Beslenme Farkındalık Ayı’ olarak kutlandığını belirtiyor. Çocukları alerjiden korumak için tavsiye edilen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-6289 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/besin-alerjisi.jpg" alt="besin-alerjisi" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/besin-alerjisi.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/besin-alerjisi-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/besin-alerjisi-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/besin-alerjisi-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/besin-alerjisi-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p>Son dönemlerde, çocuklarda görülen alerjik hastalıkların hızla artıyor. Özellikle dengesiz beslenme ve kalitesi bozulmuş gıdalar, alerjik hastalıkların artmasının nedenleri arasında gösteriliyor.</p>
<p>Alerjik hastalıklardan korunmak için sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, Mart ayının Amerika’da ‘Sağlıklı Beslenme Farkındalık Ayı’ olarak kutlandığını belirtiyor. Çocukları alerjiden korumak için tavsiye edilen sağlıklı beslenme önerileri;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerinizi sık sık ovuşturuyorsanız dikkat!</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/anne/gozlerinizi-sik-sik-ovusturuyorsaniz-dikkat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2016 11:34:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANNE]]></category>
		<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[göz ovuşturma]]></category>
		<category><![CDATA[göz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Keratokonus]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=6148</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Gözleriniz sık ve sürekli kaşınıyorsa, ovuşturma ihtiyacı hissediyorsanız,  gözlük numaranız değişiyor ama şikâyetleriniz azalmıyorsa “Keratokonus” hastalığına yakalanmış olabilirsiniz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6149 aligncenter" src="http://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/Goz-ovusturma.jpg" alt="Goz-ovusturma" width="420" height="470" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/Goz-ovusturma.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/Goz-ovusturma-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/Goz-ovusturma-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/Goz-ovusturma-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2016/03/Goz-ovusturma-120x134.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p>Gözleriniz sık ve sürekli kaşınıyorsa, ovuşturma ihtiyacı hissediyorsanız,  gözlük numaranız değişiyor ama şikâyetleriniz azalmıyorsa “Keratokonus” hastalığına yakalanmış olabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Bulaşıcı Hastalıklar Artıyor!</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/beslenme/yaz-aylarinda-bulasici-hastaliklar-artiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2015 06:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BESLENME]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[parents dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yazayları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=4768</guid>

					<description><![CDATA[Besinler ve sular yoluyla bulaşan hastalıklar Mikroplarla kontamine olmuş gıdaların ve başta su olmak üzere diğer içeceklerin ağız yoluyla alınması ile, bulantı, kusma, ishal, ateş ve dehidratasyon ile seyredebilen &#8220;Gıda Zehirlenmesi&#8221; ve “Gastroenterit” adını verdiğimiz genel rahatsızlık tabloları ortaya çıkar. Özellikle hijyen koşullarına dikkat edilmeden hazırlanan süt ve süt ürünleri; (Sütlaç, kazandibi, muhallebi, dondurma) kremalı gıdalar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Besinler ve sular yoluyla bulaşan hastalıklar</p>
<p>Mikroplarla kontamine olmuş gıdaların ve başta su olmak üzere diğer içeceklerin ağız yoluyla alınması ile, bulantı, kusma, ishal, ateş ve dehidratasyon ile seyredebilen &#8220;Gıda Zehirlenmesi&#8221; ve “Gastroenterit” adını verdiğimiz genel rahatsızlık tabloları ortaya çıkar.</p>
<p>Özellikle hijyen koşullarına dikkat edilmeden hazırlanan süt ve süt ürünleri; (Sütlaç, kazandibi, muhallebi, dondurma) kremalı gıdalar (yaş pasta, ekler, puding vs), yumurtalı yiyecekler (mayonez içeren soslar), vakumlu paketi açılıp kısa sürede tüketilmeyen salam, sosis, sucuk, peynir gibi gıdalar ve uygun koşullarda saklanmayan kırmızı et ( ızgara köfteler vb) , beyaz et (tavuk), deniz ürünleri (midye, istiridye ve kabuklu deniz hayvanları) sıcakların artması ile birlikte kısa sürede bozularak mikroorganizmaların daha kolay üremesine yol açar.</p>
<p>Ayrıca marul, salata, maydanoz gibi sebzeler de iyi yıkanmadığında riskli olabilmektedir.</p>
<p>İnsan sağlığını tehdit eden bu mikroorganizmalar arasında en önemlileri Salmonella ve Shigella türü bakteriler, halk arasında &#8220;amip&#8221; olarak bilinen Entamoeba hystolitica ile Giardia intestinalis gibi parazitler, Hepatit A, Rotavirüs gibi virüslerdir.</p>
<p>Su ve gıdalarla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada en önemli yöntem “El Hijyeni”&#8217;dir. Ellerin sık sık ve doğru teknikle yıkanmasına mutlaka dikkat edilmelidir.</p>
<p>Yiyecek ve içeceklerin hazırlanma, uygun koşullarda saklanma ve sunum aşamalarında genel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, yukarıda belirtilen riskli gıdaların tüketiminin azaltılması, dışarıdan veya açıktan alınan gıdaların tüketilmemesi, gözle görünür kirliliği olan, veya kirli görünmese bile durgun birikintilerden su içilmemesi de, su ve gıdalarla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada etkin yöntemlerdir</p>
<p>HAVUZDAN VEYA DENİZDEN BULAŞABİLEN HASTALIKLAR</p>
<p>Havuz temizliği ve dezenfeksiyonunun yetersiz olması nedeni ile bu mikroorganizmalara bağlı olarak, göz, kulak ve cilt enfeksiyonlarının yanı sıra, sindirim- solunum sistemi enfeksiyonları, idrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara rastlanabileceğine dikkat çeken Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Yavuz; “ <em>Özellikle yüzme havuzları birçok kişinin ortak kullanım alanıdır. Bu nedenle birçok bakteri, virüs, parazit mantar etkenleri ile kolayca kontamine olabilirler. Dışkı ile kontamine olmuş havuz sularının yutulması ile bulantı, kusma ve ishal ile seyreden “Gastroenterit” tablosu görülebilir. Her ne kadar klorlama dahil pek çok yöntemle havuzlar dezenfekte edilmeye çalışılsa da, bir tek kişinin dışkı veya diğer bir vücut salgısıyla milyonlarca mikrobu suya yayması riski hep vardır.</em></p>
<p><em>Lağım suları ve insan dışkısı ile kirlenmiş deniz ve havuzlardan, suyun ağızdan/ burundan girmesi ve yutulması ile A tipi sarılık (Hepatit A) hastalığı da bulaşabilir.</em></p>
<p><em> İdrar veya dışkı ile kontamine olmuş havuzlar yolu ile özellikle kadınlarda sık idrar yolu enfeksiyonları görülebilmektedir. Ayrıca, klorlu ortamlara direnç gösteren, klorlu ortamda bölünebilen pek çok Mantar türü mikroorganizma ile vajinal bölge enfeksiyonlarının ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle havuzdan çıktıktan sonra mutlaka sabun ve su ile duş alınması, ıslak mayonun değiştirilmesi, el, ayak parmak araları ve genital bölgenin nemli kalmamasına özelllikle dikkat edilmelidir.</em></p>
<p><em>Yine kontamine havuz suyunun kulak ile teması sonucu, Özellikle Pseudomonas türü mikropların neden olduğu, genelde çok ağrılı ve kaşıntılı seyreden dış kulak yolu enfeksiyonuna rastlanmaktadır. Deniz veya havuz suyuna sık dalışlar sinüzit riskini artıracağı için, burun ve kulak tıkaçları kullanılmalıdır.</em></p>
<p><em>Ayrıca havuzlarda dezenfeksiyon amacı ile kullanılan klorun, kimyasal konjonktivit dediğimiz göz hastalığına da neden olduğu unutulmamalıdır.</em>” dedi</p>
<p>Havuz yolu ile bulaşan enfeksiyonlardan Korunma ve Tedavi Yolları;</p>
<ul>
<li>Havuz ve deniz ortamlarının temiz olmasına dikkat edilmelidir.</li>
<li>Durgun ve kirli sularda, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümde olan denizde yüzülmemelidir.</li>
<li>Suya atlarken burnun kapatılması ve mümkünse tıkaç kullanılması önerilir.</li>
<li>Havuz ve deniz suyunun yutulmamasına dikkat edilmelidir.</li>
<li>Ciltte sıyrık ve kesik alanları varsa, yüzme sonrasında temiz su ve sabunla yıkanmalıdır.</li>
<li>Kulak enfeksiyonlarını önlemek için kulak tıkaçları kullanılmalıdır.</li>
<li>Göz enfeksiyonlarını önlemek için sualtı gözlüğü veya maskeleri kullanılabilir.</li>
<li>Lağım karışan alanlara yakın bölgelerde ve şiddetli yağmurlar sonrasında yüzülmemelidir.</li>
<li>Gelişebilecek ishal, solunum sistemi, cilt, kulak ve göz enfeksiyonlarının tedavileri    mutlaka uzman doktorlara danışılarak yapılmalıdır.</li>
<li>Havuz veya denizden çıkar çıkmaz mutlaka duş alınmalı ve vücudu sabunlayarak mikropların ciltten atılması sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tatil keyfiniz hastalıkla son bulmasın!</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/anne/saglik/tatil-keyfiniz-hastalikla-son-bulmasin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2015 06:00:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[parents dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaz sıcağı]]></category>
		<category><![CDATA[yaz tatili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.parentsdergisi.com/?p=4729</guid>

					<description><![CDATA[Bütün yıl heyecanla beklenen yaz tatili ortam değişikliği, hijyen ve dikkat eksikliği gibi nedenlerle hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Ortak kullanılan eşyalar, kuma serilen havlu ya da kalabalık havuzlar tatilin erken sonlanmasına neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Şirin Elmi, yaz tatilinde enfeksiyon risklerinden korunma yolları hakkında bilgi verdi. Plajlardaki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün yıl heyecanla beklenen yaz tatili ortam değişikliği, hijyen ve dikkat eksikliği gibi nedenlerle hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Ortak kullanılan eşyalar, kuma serilen havlu ya da kalabalık havuzlar tatilin erken sonlanmasına neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Şirin Elmi, yaz tatilinde enfeksiyon risklerinden korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Plajlardaki mikroplara dikkat</strong></p>
<p>Plajlar da deniz ve özellikle de havuz gibi ortak kullanım alanı olduklarından temiz ortamlar değildir. Kuma serilen havlu ile kurulanmak enfeksiyon etkenleri ile temas riskini artırır. Bu nedenle kurulanmak için kullanılan havlu ile şezlong üzerine ya da kuma serilen havlunun ayrı olmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>Havlunuzu sermeden şezlonga oturmayın</strong></p>
<p>Tatilde enfeksiyon kapmamak için havuz çevresi, duşlar, soyunma kabinleri ve şezlongların temizliğine dikkat edilmelidir. Günde en az bir kez bu alanların temizliği yapılmalıdır. Şezlonglar da ortak kullanım alanında olduğu için direkt temastan kaçınılmalıdır. Mutlaka üzerine örtü veya havlu serilmeli, şezlong için kullanılan havlularla yüz ve vücut kurulanmamalıdır.</p>
<p><strong>Durgun ve köpüklü deniz hasta edebilir</strong></p>
<p>İyi temizlenmeyen ve sirkülasyonu fazla olmayan durgun havuzlarda birçok hastalık tehlikesi vardır. Genital mantar enfeksiyonları, ishal, idrar yolu enfeksiyonu, hepatit A, göz, kulak ve cilt enfeksiyonları havuz suyunun neden olduğu hastalıklardır. Deniz suyu tuzlu olduğu için hastalık yapıcı mikroorganizmaların yaşaması daha zordur. Ancak durgun, kirli ve yüzeyi köpüklü denizler de aynı havuzlar gibi enfeksiyon riski taşır.</p>
<p><strong>Havuz kalabalıksa kenarda oturmayı tercih edin</strong></p>
<p>Hepatit A, birçok ishal ve bağırsak paraziti etkeni ağız yolu ile bulaşır. Kirlenmiş havuz ve deniz suyunun yutulması ile mikroplar sindirim sistemine ulaşmakta ve hastalıklar oluşmaktadır. Özellikle kapasitesini aşan havuzlarda ve çocuk havuzlarında bu risk çok fazladır. Tatilden son birkaç gün içinde ishal olanların ve özellikle de çocukların havuza girmemesi gerekir.</p>
<p><strong>Her suya girip çıktığınızda mayonuzu değiştirin</strong></p>
<p>Genital mantarların en önemli nedeni nem ve ıslaklıktır. İyi temizlenmeyen ortak kullanım alanlarında bu hastalıklar çok daha kolay bulaşır. Islak mayo ile beklememek, havuzdan çıktıktan sonra duş alıp iyi kurulanmak ve mayoyu değiştirmek olası enfeksiyon riskini azaltacaktır.</p>
<p><strong>Açık büfe yiyeceklerin cazibesine kapılmayın</strong></p>
<p>Tam pansiyon ya da her şey dahil otellerde açık büfelerde sunulan yiyeceklere dikkat edilmelidir. Uzun süre açıkta kalan özellikle sütlü, kremalı, mayonezli, etli yiyeceklerde sıcağın etkisiyle çoğalan bakteriler gıda zehirlenmesi ve ishale sebep olabilir. Su tüketimine de özen gösterilmelidir. Kapalı kapaklı su şişeleri kullanılmalıdır. İçeceklere konulan buzların da temiz sulardan hazırlandığından emin olunmalıdır. Havuzlarda bulaşabilecek hastalıkların yanı sıra; sauna, hamam gibi ortamların da temizliği ve bakımı uygun koşullarda yapılmadığında; mantar gibi enfeksiyonlara zemin hazırlar. Bunun için havlu ve terlik gibi kişisel malzeme kullanımına dikkat etmek gerekir. Grip tehlikesi yazın da devam etmektedir. Farklı iklim, kalabalık, plajlar, klimaların da etkisi ile özellikle çocuklar, yaşlılar ve gebeler daha fazla risk altındadır. Buna sebep olan virüsler kışın görülen grip virüslerinden farklı değildir. Bu durumda bol sıvı tüketimi ve yatak istirahatı çok önemlidir.</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
