<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aslıhan gündüz &#8211; Parents Dergisi</title>
	<atom:link href="https://parentsdergisi.com/tag/aslihan-gunduz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://parentsdergisi.com</link>
	<description>Sağlıklı çocuklar, mutlu aileler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Apr 2023 16:52:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Aile arabası nasıl seçilir?</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/anne/otomobil/aile-arabasi-nasil-secilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 16:52:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[OTOMOBİL]]></category>
		<category><![CDATA[aile otomobili]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil dübyası]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://parentsdergisi.com/?p=18956</guid>

					<description><![CDATA[Çoğunuz biliyorsunuz; @aslihangunduz hesabımdan #KadinGozuyleAslihanKesifte içeriklerimi yazarken özellikle aile arabası için uygun/uygun değil diye belirtiyorum. Peki bunu neye göre yazıyorum, aile arabası nasıl seçilir? Hadi gelin detaylara… Eskiden iki kişiydiniz, arabanızın boyutu sizin için o kadar da önemli değildi. Sizi istediğiniz yere ulaştırma konusunda ayağınızı yerden kesmesi ona duyduğunuz sevgi için yeterliydi öyle değil mi? [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çoğunuz biliyorsunuz; <a href="https://www.instagram.com/aslihangunduz/">@aslihangunduz</a> hesabımdan <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/kadingozuyleaslihankesifte/">#KadinGozuyleAslihanKesifte</a> içeriklerimi yazarken özellikle aile arabası için uygun/uygun değil diye belirtiyorum. Peki bunu neye göre yazıyorum, aile arabası nasıl seçilir? Hadi gelin detaylara…</strong></p>
<p>Eskiden iki kişiydiniz, arabanızın boyutu sizin için o kadar da önemli değildi. Sizi istediğiniz yere ulaştırma konusunda ayağınızı yerden kesmesi ona duyduğunuz sevgi için yeterliydi öyle değil mi?</p>
<p>Yeterliydi diyorum çünkü bir bebek haberi aldığınızda aileniz üç kişi olduğunda ayaklarınızı yerden kesiyor olması durumuna göstereceğiniz sevginin boyutu yarıya inecek. Malum artık geniş bir arabaya ihtiyacınız olacak. Hele üçken dört kişi olacaksanız, sevgi komple yok olacaktır.</p>
<p>İşte tam da bu noktada arabanızı değiştirirken size yardımcı olacak detaylardan bahsetmek istiyorum.<br />
<strong><br />
Oto koltuğu için mesafe önemli</strong><br />
Kaç kişilik bir ailesiniz; 3 mü 4 mü? Bir kişiden ne olur demeyin, arkaya iki oto koltuğu koyacaksınız oto koltuklarının boyutunu düşününce ön koltuk mesafesi ile arka koltuk mesafesinin uygun genişlikte olması sizin için önemli olmalı.</p>
<p>Geniş olması açısından SUV ya da Sedan tercihleriniz arasında olabilir.</p>
<p><strong>Çocukların alanı ferah olmalı<br />
</strong>Cam tavan ya da açılır cam tavan oto koltuğunda oturan miniğiniz veya minikleriniz için önemli, çünkü iç mekana ferahlık vermekle birlikte aynı zamanda renksiz bir tavana bakmasından arada kuşları görmesi sizce de daha iyi değil mi?</p>
<p>Geniş kabin olmazsa olmazlardan.</p>
<p><strong>Geniş bagaj dememe gerek yok ama…</strong><br />
Bagaj boyutu iki kişilik bir aile için bile bence önemliyken aile fertlerinin de artışı ile ultra önem kazanıyor. Çocukların oyuncakları, yedek eşyaları, bazen yastığı, battaniyesi derken alınacakların sayısı artıyor. Bir de tatile çıktığınızı düşünün o bavullar birken üç, üçken beş kat olacak şekilde arttıkça artınca bagaj boyutunun büyüklüğünün öneminin altını bir kez daha çizmeme gerek yok sanırım.</p>
<p>Bagaj konusundan devam edeceğim. Otomatik olarak açılması sizin için çok çok önemli olmalı. Bebeğiniz kucağınızda ya da çocuğunuzun elini tutarken bi elinizde de marketten aldığınız alışveriş poşetinin olduğunu düşünürsek bagajın sensöre duyarlı şekilde açılması tercihleriniz arasında olmalı. Kapatırken de yine tuşlu olması sizin faydanıza.</p>
<p><strong>Anahtarsız çalıştırma çok pratik</strong><br />
Gelelim anahtarsız çalıştırma olayına, çantanızın içinde makyaj malzemenizden emziğe kadar pek çok şey olduğundan o çantanın içinden anahtarınızı bulmanız biraz zaman alabilir. Bu bakımdan bu özellikte listenizde yer almalı.</p>
<p><strong>Güvenlik olmazsa olmazınız olmalı</strong><br />
En ama en önemli konu ise güvenlik. Bu konuda en bonkör olanı şüphesiz tercih etmelisiniz.</p>
<p><strong>Teknoloji dostu olmasını önemseyin</strong><br />
Yine teknoloji konusunda açık görüşlü olması bir diğer önemli unsur.  Ön &amp; arka park sensörü, kör nokta uyarı sistemi ve geri görüş kamerası gibi asistanlarının olması yolculuğunuzun konforunu arttıracaktır.</p>
<p><strong>Çanta düzenleyiciler işinize yarayabilir</strong><br />
İç alanın konforu kadar, kolçağın ergonomik olmasından, bardaklık alanlarına kadar her detay sizin için önemli… Bunun için size belki çanta düzenleyiciler yardımcı olabilir. Bagaja koyacağınız filelerde mesela eşyalarınızın bagajda dağılmadan sizinle birlikte varış noktasına geleceğine işaret olacak.</p>
<p>Ekonomik olması ise hepimizin tercihi.</p>
<p>Benden şimdilik bu kadar, beni<strong><a href="https://www.instagram.com/aslihangunduz/"> instagram hesabımdan</a> </strong>takip edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pınar Erbaş: “Çocuklar kırmızı çizgim”</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/bebekcocuk/pinar-erbas-cocuklar-kirmizi-cizgim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2020 12:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BEBEK / ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Erbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16745</guid>

					<description><![CDATA[Konuğum ana haberin içinden ama konumuz ana haber bülteninden çok daha başka… Sevgili Pınar Erbaş’ı hepimiz hafta sonu ana haber saatinden tanıyor olsak da o aynı zamanda “İnek Möli Asla Unutmaz ve Tavuk Rola Şarkı Söylemek İstiyor” çocuk kitaplarının yazarı. Konumuz ortak olunca bir araya geldik ve kitaplardan, okuma alışkanlığından, kendi çocukluğundan, neden çocuk kitabı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong>Konuğum ana haberin içinden ama konumuz ana haber bülteninden çok daha başka… Sevgili Pınar Erbaş’ı hepimiz hafta sonu ana haber saatinden tanıyor olsak da o aynı zamanda “İnek Möli Asla Unutmaz ve Tavuk Rola Şarkı Söylemek İstiyor” çocuk kitaplarının yazarı. <span id="more-16745"></span>Konumuz ortak olunca bir araya geldik ve kitaplardan, okuma alışkanlığından, kendi çocukluğundan, neden çocuk kitabı yazmasına kadar pek çok konuyu konuştuk…</p>
<p><strong>Röportaj: </strong>Aslıhan GÜNDÜZ<br />
<strong>Fotoğraf:</strong>Dokuphotography</p>
<p><strong>Senin okul döneminin hepsi Galatasaray’da geçmiş. Üstelik liseyi de yatılı okumuşsun…</strong><br />
Evet, İstanbul’da oturmama rağmen lise dönemim yatılı geçti… Bu okulun tadı bu şekilde geçecek diye düşündüm. Şimdi ileride -inşallah kendi çocuğum olduğunda- bunu kendi çocuğum için de isterim.<br />
<img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16746" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap9.jpg" alt="" width="382" height="428" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap9.jpg 418w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap9-268x300.jpg 268w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap9-300x336.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap9-199x223.jpg 199w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap9-120x134.jpg 120w" sizes="(max-width: 382px) 100vw, 382px" /><strong><br />
Neden?<br />
</strong>Çünkü o yaşta bir çocuğun yatılı okuyor olması çok önemli deneyimler kazandırıyor, kişiliğini şekillendiriyor.<strong></p>
<p>Başka neler katıyor?<br />
</strong>Topluluk içindesiniz ve komün hayatı yaşıyorsunuz. Her şeyi aynı anda yapıyorsunuz. O bütünlük içerisinde herkesle beraber hareket ederken öyle bir birey olmayı öğreniyorsunuz ki. Karakteriniz o kadar iyi gelişiyor ki. Üstünüzü örtmeniz şart, yoksa hasta olursunuz, bunun bilincindesiniz. Sabah sizi kimse kaldırmayacak, kimse size o dersler bitecek demeyecek… Tüm bu sorumlulukları o yaşlarda üstünüze almak basit şeyler belki ama sizi hayata çok iyi hazırlıyor. İşte bu yüzden iyi ki yatılı bir okul deneyimim olmuş diyorum hep.</p>
<p><strong>Peşine yine Galatasaray ve İletişim Fakültesi… Üniversite ile birlikte iş hayatına da aynı anda başlamışsın…</strong><br />
Ne olacağıma çocukken karar vermiştim. Üniversiteye girdiğim anda çalışmaya başladım.<br />
<strong><br />
İlk iş nasıl oldu?</strong><br />
O zamanlar Fatih Altaylı gazetenin başındaydı, gazete de yeni kurulacaktı. Mail attım staj için ve geldim, görüştüm başladım. İki sene boyunca da stajyerlik yaptım. Sonunda da çalışan olarak başladım artık. Zaten staj dönemimde de işleyişin çok içindeydim röportajlarım ve haberlerim yayınlanıyordu. Beş sene boyunca hafta sonu eklerinde muhabir olarak çalıştım, özel röportajlar yapmaya başladım.</p>
<p><strong>Gazete röportajlarından ana habere geçiş nasıl oldu?</strong><br />
Çalıştığım kurum Show Tv’yi satın alınca deneme çekimleri başladı… Derken bir telefon “Pınar ana haber sunacaksın” inan, algılayamadım ne demek istediklerini o kadar beklemediğim bir şeydi… Hatta ilk haberimi aileme bile söylemedim, ben de emin değildim çünkü o kadar ani oldu o süreç ve yedi yıldır devam ediyorum. Tam bir tesadüfler silsilesi oldu aslında. En büyük kolaylık habercilikten geliyor olmamdı elbette.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuklarla ilgili içimizi mahveden o haberleri sunarken nasıl profesyonel olabiliyorsun?</strong><br />
İlk başlarda çok sarsıldığınız, nefesinizi kesen haberleri zamanla içselleştirmeden empati yapmayı öğreniyorsunuz. Hala olayın farkındasınız, duyarlılığınız devam ediyor ama artık onu çok içselleştirmeden hayata devam ediyorsunuz. Haber nedir? Haber olanı vermek değil, neden o hale geldiğini sorgulamaktır ya işte orayı sorgulayabilmek için “Olana tamam üzüldük evet, hadi şimdi devam ediyoruz” u yaşatmak lazım… Elbette bazı durumlarda alışamıyorsunuz. Kırmızı çizginiz oluyor iyi ki de oluyor, çünkü duyarlılığınızı kaybetmemeniz gereken konular var. Nedir bunlar dersen benim için çocuklar.</p>
<p><strong>Ve bu kırmızı çizgin olan çocuklar için iki kitap çıkardın…</strong><br />
Çocuk kitabı çıkarmaya çok meyilliydim. İstedim ki Pınar ablaları olarak çocuklara ne sağlayabilirim, bu hayatta benim de bazı tecrübelerim var ve ben bunları anlatırsam belki çocukların akıllarının bi köşelerinde kalır ve belki hayatlarında onlara yardımcı olur. Hayatta herkesin başına pek çok şey geliyor ama bazı durumlar var orda pes etmemeleri, yollarına devam etmeleri gerekiyor… Bunları da kitaplarıma didaktik bir dilden uzak, tamamen çocuk kafası ile yazdım.<br />
<strong><br />
Mesela?</strong><br />
Tavuk Rola; şarkı söylemeyi çok seven, her bulduğu yerde şarkı söyleyen, öyle çok da hoş karşılanmayan, başına türlü sıkıntı gelen ama kendine inancını hiç yitirmeyen ve hayalinin peşinden koşan bir tavuk. Peki bu hayatta da böyle mi? Evet! Ben de staj yaptığım dönemde her şey muhteşem değildi, çok kez pes edebilirdim ama hayat öyle değil maalesef, kendinize inancınızı yitirip “Acaba ben mi yanlış düşünüyorum?” dediğiniz zamanlar bile oluyor ama pes etmediğinizde, gayret ettiğinizde hedefinize ulaşıyorsunuz.</p>
<p><strong>Aslında kitaplarının ana teması da burdan yola çıkarak oluşmuş anladığım…</strong><br />
Evet, ben aslında size bunları anlatmak istiyorum çocuklar, bu da aklınızın bir köşesinde kalırsa ileride belki hatırlarsanız, -ki çünkü aşinalık böyle bir şey- belki bir faydam olur düşüncesiyle yola çıktım.</p>
<p><strong>Peki İnek Möli?</strong><br />
Karakterimiz biraz kibirli. İnsanlara tepeden bakıyor. Kötü niyetli mi hayır. Az kalsın kendi doğum gününü kaçıracaktı, neden? Asla unutmam diyordu. Unutabilirsin, hata yapabilirsin. Hepimiz hata yapabiliriz, bundan korkmamak lazım diyorum Moli ile.<br />
<strong><br />
Gönül rahatlığıyla her iki kitabının da proje kitap olmadığını söyleyebilirsin bu durumda…<br />
</strong>Kesinlikle! Çok uzun zamandır hayalimdi. Peki neden şimdi dersen dört yıl önce hayatıma yeğenim Arya girdi. Ben zaten oldum olası çocuk seven biriydim. Onunla birlikte o çocuk dünyasının içinde çok daha fazla severek ve isteyerek dahil oldum.</p>
<p><strong>Bol çizimlerden oluşuyor, neden?</strong><br />
Kitapların çizimlerini Çağrı Odabaşı yaptı. Bu çizimleri yaptırırken bilerek kahramanlara objeler de çizdirdim, çünkü ben Arya’ya bir şey okurken salt yazıları okumuyorum. Kitabın çizimleri üzerinden de hikayeler oluşturuyoruz. İşte bu yüzden kahramanın peruğu var, gözlüğü var. Yağmur yağdığı için o sayfada küçük bir şemsiye var… Benim yazdıklarımın dışında da hayal dünyalarında onlarla buluşmak istediğim için, kitaptan sıkılmamaları için, onlarda anlatırken o detayları görüp hikayeler oluştursun diye çizimleri en az hikayem kadar önemsedim.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16747" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap12.jpg" alt="" width="470" height="318" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap12.jpg 470w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2020/02/ap12-300x203.jpg 300w" sizes="(max-width: 470px) 100vw, 470px" /><br />
<strong><br />
Ailelerimize neler söylemek istersin?</strong><br />
Bütün günün yorgunluğunu çocukların üzerinden çıkarmayalım, bi kitabı sevmediyse zorlamayalım, parklarda çocuklarımızın salıncak sırasına karışmayalım, bırakalım kendi aralarında halletsinler…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nurdan Beşen Büyükak: “Mükemmel değil, yeterince iyi!”</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/genel/nurdan-besen-buyukak-mukemmel-degil-yeterince-iyi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 12:12:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nurdan Büyükak]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16631</guid>

					<description><![CDATA[&#160; &#160; Çoğumuz kendisini İbrahim Büyükak’ın sevgilisi sonra da eşi olarak tanıdık belki ama aslında röportajımızın konusu bambaşka. Bir bebeğimiz var elimizde yok yok bu ilk göz ağrısı başka türden. 0-6 yaş arası çocuklar için annelere rehberlik edecek olan, uzman kimliği ile ele aldığı “Çocuğumla Büyüyorum” kitabı için bir araya geldik. Şu sıralar özel bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çoğumuz kendisini İbrahim Büyükak’ın sevgilisi sonra da eşi olarak tanıdık belki ama aslında röportajımızın konusu bambaşka. Bir bebeğimiz var elimizde yok yok bu ilk göz ağrısı başka türden. 0-6 yaş arası çocuklar için annelere rehberlik edecek olan, uzman kimliği ile ele aldığı “Çocuğumla Büyüyorum” kitabı için bir araya geldik. Şu sıralar özel bir üniversitede yüksek lisans eğitimi veren Uzman Psikolog Nurdan Beşen Büyükak ile çocukluğunu, eğitimini, mesleğini, kitabını ve evliliğini konuşurken 2020 planları içinde çocuk fikrine de sıcak bakıp bakmadıklarını sordum elbette. Son derece samimi cevaplar aldığım, “ne de iyi oldu bir araya gelmemiz” dediğimiz bir röportajı biz ardımızda bıraktık. Bize eşlik etmek ister misiniz?<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Röportaj: Aslıhan Gündüz</strong></p>
<p><strong><br />
Nurdan Beşen Büyükak Diyor ki<br />
</strong>Samimiyetsizliğe ve saygısızlığa da tahammül edemem.<br />
İbo’nun gördüğüm diğer insanlardan farklı bir enerjisi vardı.<br />
Mükemmel anne olma düşüncesini yeterince iyi anne kavramı ile yer değiştirin.<br />
Bizler de psikoloğa gidiyoruz.<strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16633" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/12/Aslıhan-15-copy-kopyası.jpg" alt="" width="420" height="280" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/12/Aslıhan-15-copy-kopyası.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/12/Aslıhan-15-copy-kopyası-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" /><br />
</strong></p>
<p><strong>Ayın sonu yeni bir yıl. 2020 beklentileri için neler dersin?<br />
</strong>Önünüze gerçekçi hedefler koyun!<br />
Beklentiyi yüksek tutmayın!<br />
Çok gezin, yeni yerler görün.<br />
Çok okuyun!</p>
<p><strong>Karşımda çok sakin ve naif biri duruyor. Hiç sinirlenmeyecek gibisin, doğru mu?<br />
</strong>Kısmen… Sakin biriyimdir, kimseyle tartışmam, çok gözlemciyimdir, az konuşurum, çok dinlerim. Az konuşsam da sıkıcı değilimdir, eğlenceliyimdir ama. Sanırım İbo’da bu yüzden bana iyi geliyor.<br />
Samimiyetsizliğe ve saygısızlığa da tahammül edemem. Bak bu benim için çok önemli.<strong></p>
<p>İbo demişken, 19 yıllık bir sevgililik döneminiz var. Yeni nesil birliktelikleri için hayal bile edilemeyecek uzunlukta&#8230; İşin sırrı ne?<br />
</strong>Doğru…Karşılıklı değişerek büyümek sanırım. Huylarınızı ilişkiyi pozitif yönde etkileyecek şekilde değiştirebiliyorsanız, süreklilik sağlayabiliyorsunuz ama biri aynı kalırken diğeri sürekli iyi anlamda değişim içindeyse o zaman çatışma oluyor. İlla ki bir sır istersen benden; karşılıklı dönüşebilmek, sorunları birlikte çözebilmek, çözüm odaklı olmak, birlikte eğlenmek diyebilirim… İşin özü elbette birbirini sevmekten geçiyor.<strong><br />
</strong><br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16635" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/12/Aslıhan-21-copy.jpg" alt="" width="360" height="262" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/12/Aslıhan-21-copy.jpg 420w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/12/Aslıhan-21-copy-300x219.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p><strong>Hadi 19 yıl öncesine gidelim, nasıl tanıştınız?</strong><br />
İkimiz de Bursa’lıyız. Ben lise bir, İbo lise son sınıftaydı sevgili olduğumuzda. Okulumuzun yaptığı yıl sonu gösterisinde tanıştık.</p>
<p><strong>Oyunculuk hikayesi o zamanlardan geliyor yani?</strong><br />
Evet. İbo o zamanlarda da çok iyi oynuyordu, ben de küçük bir roldeydim orda ama onunla kıyaslanamaz bile.<strong></p>
<p>Peki sen de düşünmedin mi oyuncu olmayı?<br />
</strong>Hayır, sadece okul dönemi aktivitesiydi benimkisi.</p>
<p><strong>Psikolog olana kadar aklında hangi meslekleri eledin?<br />
</strong>Doktor olacağım diyordum aileden gelen istek üzerine. Bilime de merakım vardı. Bilim teknik dergilerini alır, okurdum. Sonrasında edebiyata yöneldim ki derslerim de çok çok iyiydi. Felsefe okumak istedim, sonra edebiyat ve felsefe arasında gidip geldim. Öğretmen de olmak istemiyordum. Aldığım puan felsefenin de üstündeki bölümlere yetiyordu. Psikolojinin de hepsini yani sosyolojiyi, felsefeyi kapsamasından ötürü tercihimi bu yönde yaptım. İyi ki de öyle yapmışım. Çok severek okudum bölümümü. Peşine de yüksek lisans yaptım hemen.</p>
<p><strong>Kendini eğitimlerle sürekli desteklemişsin…</strong><br />
Evet, çünkü psikolog olmak demek sürekli bi eğitim almak demek. Sadece psikoloji mezunu olduğunuzda psikolog ünvanını alıyorsunuz.  Ama  “Psikoloji mezunu terapisttir, tamam.” demek doğru değildir. Bunlar çok farklı kavramlar. Psikolog ünvanını alıyoruz ama psikoterapist olmamız içinbunun da eğitimini almamız gerekiyor. Ben de bilişsel davranışçı terapi, psikanalitik psikoterapi başta olmak üzere birçok eğitim aldım. Londra’da da kaldığım bir yıllık dönemde yine Anna Freud Center’da mesleğimle ilgili eğitimler aldım.</p>
<p><strong>Sevgilinin, bir gün Türkiye’nin en popüler ve sevilen isimlerinden olacağını tahmin eder miydin?<br />
</strong>Gördüğüm diğer insanlardan farklı bir enerjisi vardı ve ona kafamda tam olarak bir mesleğe oturtamasam da “Çok değişik bir şey olacaksın ama acaba ne olacak?” derdim hep.<strong></p>
<p>Evde çok hareket var yani?<br />
</strong>Evet. Sürekli hareketli geçiyor bizde durumlar. Birlikte çok eğleniyoruz. Burada eğlenirken illaki birinin çok komik olmasına gerek yok, bunun altını çizmek isterim. Ortak zevkler çok önemli.<strong></p>
<p>Bursa’dan İstanbul’a geçiş nasıl oldu?<br />
</strong>2004 yılında İstanbul’a geldim, İbo da o sırada Bursa’da Olay Gazetesi’ne ve çeşitli dergilere yazıyordu…Benim Üniversite ve yüksek lisans dönemim, onun işlerinin İstanbul’da olması derken iki Bursalı bir baktık İstanbullu olmuşuz.<strong></p>
<p>Senin psikoloji seminerlerin onun çekimleri… Yoğunluklarınızın ilişkinizi arada raydan çıkardığı oluyor mu?<br />
</strong>Hiç olmadı, olmuyor. Hep bir hareket halindeyiz. Bu bize iyi geliyor. Aslında biz üniversite dönemi itibariyle böyle bir sürecin içindeydik zaten. Bu yüzden yoğunluklara alışkınız.<strong></p>
<p>Yazma merakını, okuduğun alanla birleştirip annelere kurtarıcı bir kitap hazırladın… Ne zaman ve nasıl “Tamam artık çıksın kitap.” dedin?<br />
</strong>Mesleğimde on birinci yılım artık. On bin saat kuralı vardır, ben de bu kurala çok inanırım. Bi konu hakkında on bin saat çalışmışsan artık uzmansın demektir. On yıl boyunca çok fazla danışan gördüm… Nasıl kısmını en çok harekete geçiren; zihnimdeki içindekiler kısmı, youtube üzerinden çektiğim videolara gelen ilgi, zaman zaman dergilerin istediği içerikler oldu. Başka kitapları öneriyordum, çok daha fazlasını yazabilirim diye düşünürken yayınevinden teklif geldi. Bir buçuk yıla yakın sonunda da kitap çıktı.<strong></p>
<p></strong><strong>Devamı gelecek mi?<br />
</strong>Evet, planlarım dahilinde. İlkokul ve ergenlik dönemlerini de yazınca üçleme olacak. Birkaç hikayem var, çocuk kitapları yazmak da planlarım arasında.<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Kitapta çok sorulan soruları bir araya getirdin ama bize içlerinden en popülerlerini söyler misin? Annelerin isyanı neye?</strong><br />
Dönemden de kaynaklı; ekran ve teknoloji bağımlılığı diyebilirim. Peşinden duygu yönetimi onu takip ediyor. Yaş grubuna göre de sık sorulan sorular değişiyor elbette. Kitapta çok kapsamlı işledim hepsini.</p>
<p><strong>Çocukluk dönemini ve şimdiki çocukların dönemini kıyaslamanı istesem senden…</strong><br />
Tam seksenler çocuğu olarak sokakta büyüdüm. Muhteşem bir çocukluk dönemi geçirdim. Büyük bir ailede büyüdüm. Ben şimdiki çocuklar için çok olumsuz düşünmüyorum. Bu süreç de evrilip yolunu buluyor. Biz sokakta oynuyorduk onlar da kafelerin onlara ayrılan alanlarında.</p>
<p><strong>Konu çocuklara dönünce sormasam olmaz elbette 2020 planlarınız arasında çocuk sahibi olmak da var mı?<br />
</strong>İkimiz de istiyoruz artık aslında.<strong></p>
<p>Yani bir sonraki röportajımızın konusu belli oldu bu durumda…<br />
</strong>Biz istiyoruz elbette ama bakalım neden olmasın.<strong></p>
<p>Hep annelere okuyun diyoruz kitabını ama babaları da unutmamak gerek değil mi?<br />
</strong>Kesinlikle, babalar, mesleğe yeni başlayanlar, öğrenciler, ana okul öğretmenleri için çok yararlı olacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Uzman gözüyle anne adaylarımıza önerin ne olur?</strong><br />
“Mükemmel anne” olma düşüncenizi “yeterince iyi anne” kavramı ile yer değiştirin. Kitapta buna da değindim. Hepimiz hata yapıyoruz. Önemli olan bunun farkına varmak. İçgüdülerinize güvenin. Kendi doğrularınıza bilgiyi alarak ama yanına da iç sezilerinizi de ekleyerek ulaşabilirsiniz. Çocuğunuzun ihtiyacını iyi anlayın.</p>
<p><strong>Hala psikolağa gitme olayının içinde eskisi kadar olmasa da “deli” kelimesi de geçiyor ve hala çekinilen durum gibi. Neler dersin?</strong><br />
Bir psikoloğa gitmek için illa ki çok ciddi bir problem olmasına gerek yok. Bizler de gidiyoruz bu arada. Kendimizi anlamak adına buna da ihtiyacımız var. İlk başlarda başka bir ekolden gidiyordum, şimdi başka bir ekolden. Ben kendimi anladığımda ve daha iyi hissettiğimde danışana daha da yardımcı olabiliyorum. Burdan yola çıkarak anne babalar da geldiklerinde bu kapıdan daha farklı çıktığından kendilerine de iyi geliyorlar, haliyle çocuklarıyla da iletişimleri farklı oluyor. Dolayısıyla anne babalarda kendilerini tanıdığında çocuğa daha yardımcı olabiliyor.</p>
<p><strong>Ailelerin sizlere danışması bir yandan da olası sorunlar için bir önlem aslında…</strong><br />
Çocuğun öfkesini kontrol edememek ciddi bir sorun değil, 0-6 yaş arası olabilecek bir durum ama bunu yönetemiyorsanız bu bir sorun, çünkü sorunları da beraberinde getirecek demektir. 0-6 yaş arası çözülmüş gibi görünen sorunlar ergenlikte farklı boyutlarda ve şiddetli olarak tekrarlayabiliyor. Ergenlikte halledilemeyen davranışlar da ne yazık ki genç yetişkinlikte problem olarak ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><strong>Kitap tam da bu dönem için rehber değil mi?</strong><br />
0-6 yaş arası dönemde gelişim aşamasında her türlü yaşanılan, normal olarak yaşanılacak olan problemler ve çözüm önerileri, gelişimler, gelişimleri destekleyecek oyun önerileri, çocuk kitabı önerileri var.</p>
<p><strong>Bu kadar bilginin üstüne hazır planlarınız arasında da varken elbette soracağım. Sence nasıl bir anne olursun?</strong><br />
Teorik yaklaşmam elbette. Yapabileceğim kadarıyla çocuğa odaklı olmak isterim. Yeterince annelikten bahsettik ya öyle olurum. Hata yapabilirim, oraya takılmam şimdi bununla ilgili ne yapabilirimi düşünürüm. Anlamaya yönelik, rahat anne olmak isterim. Helikopter model olarak düşünemiyorum kendimi.</p>
<p><strong>Peki ya eşin? Gözünde nasıl bir baba modeli var?</strong><br />
Çok eğlenceli. İbo çocukları çok seviyor.</p>
<p><strong>Sosyal sorumlulukların da var… Sosyal Ben Vakfı’nın yönetim kurulundasın. Neler yapıyorsunuz?</strong><br />
Taşımalı eğitimle eğitim veren okullara gidip atölyeler düzenliyoruz. Bu eğitimlerin içerikleri de çocukların mesleki farkındalıklarını arttırmakla ilgili. Üniversite öğrencileri de gönüllü olarak çalışıyor bizlerle. Gittiğimiz yerlerde bi hafta boyunca kalarak atölyeler düzenliyoruz… İnternet sayfamızdan bağış yapabilir ya da store kısmımızdan da alışveriş yaparak destek olabilirsiniz. <a href="http://www.sosyalben.com/">www.sosyalben.com</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ah şu öfke nöbetleri</title>
		<link>https://parentsdergisi.com/genel/ah-su-ofke-nobetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 19:33:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[öfke nöbeti]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.parentsdergisi.com/?p=16505</guid>

					<description><![CDATA[&#160; İnsanız, etten kemikten olan yapımız zaman zaman öfke duygumuzu elbette ortaya çıkıyor ama marifet öfkeyi kontrol etmekte. Hazırlayan: Aslıhan Gündüz Uzmanlarımıza çocukların neden öfkelendiğini, öfkeyi kontrol altına almak için neler yapılması gerektiğini, bağırmadan yumuşak yumuşak mesajların nasıl verilebileceğini ve çok daha fazlasını sordum. Uzmanlardan nelerin yapılması gerektiğini öğrenirken, annelerin de deneyimlerine kulak verdim. Bakalım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İnsanız, etten kemikten olan yapımız zaman zaman öfke duygumuzu elbette ortaya çıkıyor ama marifet öfkeyi kontrol etmekte.<span id="more-16505"></span></p>
<p>Hazırlayan: Aslıhan Gündüz</p>
<p>Uzmanlarımıza çocukların neden öfkelendiğini, öfkeyi kontrol altına almak için neler yapılması gerektiğini, bağırmadan yumuşak yumuşak mesajların nasıl verilebileceğini ve çok daha fazlasını sordum. Uzmanlardan nelerin yapılması gerektiğini öğrenirken, annelerin de deneyimlerine kulak verdim. Bakalım benzer yollardan sizler de geçmiş misiniz? Unutmayın, çocuğunuzun öfkesinden önce kendi öfkenizi kontrol altına almalısınız.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16507" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Uzm.-Psk.-Nurdan-Buyukak-1024x576.jpeg" alt="" width="389" height="219" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Uzm.-Psk.-Nurdan-Buyukak-1024x576.jpeg 1024w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Uzm.-Psk.-Nurdan-Buyukak-300x169.jpeg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Uzm.-Psk.-Nurdan-Buyukak-768x432.jpeg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Uzm.-Psk.-Nurdan-Buyukak-900x506.jpeg 900w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Uzm.-Psk.-Nurdan-Buyukak.jpeg 1280w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" /></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Nurdan Büyükak</p>
<p>Öfke nedir?</strong></p>
<p>Öfke tıpkı mutluluk, korku, kaygı, hüzün gibi hissedilmesi normal, sağlıklı evrensel bir duygudur. Dünyanın her yerinde her canlı öfke duygusunu hisseder ancak herkes öfkesini farklı bir şekilde gösterir.</p>
<p><strong>Çocuklar neden öfkelenir?</strong></p>
<p>Çocuklar derdini anlatamadığında, istediği şey verilmediğinde ya da oyuncağı elinden aldığında, aç/yorgun/hasta olduğunda, beklemesi, sabretmesi gereken durumlarda, bir şeyleri kendisi yapmayı isteyip yapamadığında (Yürümeye yeni başlayan çocuk bağımsız olmaya çabalar. Çoğu zaman “Ben yapacağım!” diye tutturur), duygularını ifade etmesine izin verilmediğinde (‘Bunda ağlayacak/ korkacak ne var ağlama/korkma’ denildiğinde), anne/baba ya da diğer çocuğa bakan kişiler öfke ve saldırgan davranışlar göstererek model olduğunda,okulda akran zorbalığına maruz kaldığında (aşağılanma, küçük düşürme, fiziksel taciz, dışlanmak, alay edilme), yaşına uygun olmayan televizyon, sinema ve bilgisayar oyunlarındaki öfke ve şiddet unsurlarına maruz kaldığında ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Bu öfkeler karşısında ne zaman paniklemeli?</strong></p>
<p>Öfkelenen her çocuğun mutlaka ihtiyacını engelleyen bir şey vardır. Burada ebeveynlerin yapması gereken; ihtiyacının ne olduğunu anlayıp duruma uygun öfke kontrol becerilerini çocuğa öğretmektir. Tabi ki bunu yapabilmek için anne-babanın da uygun öfke kontrol bilgi ve becerilerine sahip olmaları gerekir. Eğer yaptığınız hiçbir şey işe yaramıyorsa, çocuğunuz kendine ya da başkasına fiziksel zarar veriyorsa bununla ilgili bir uzmandan yardım almanız gerekir.</p>
<p><strong>Yanlış ebeveyn tutumları neler?</strong></p>
<p>Duygusunu görmezden gelmek, cezalandırmak, bağırmak, vurmak, aşağılamak, duygu sömürüsü yapmak (bağırdığın için seni sevmiyorum), küsmek (hiç konuşmamak ya da ‘böyle davrandığın için seninle bugün konuşmayacağım’ gibi bir söylem de bulunmak), tutarsız davranışlar, sınır koymamak (her şeye tamam demek) gibi davranışlar…</p>
<p><strong>Çocukların öfkesini nasıl kontrol altına alabiliriz?</strong></p>
<p>Öfke anında ilk adım çocuğa: ‘Arkadaşın oyuncağını aldığı için çok sinirlendin şu an çok öfkelisin, istediğin kadar ağlayabilirsin, bak ben yanındayım.’ diyerek gerginliğini atmasını sağlamak. Eğer bu sırada arkadaşına, kendine vuruyorsa; ‘Ellerinden tutup hayır canlıya vurulmaz, insana, hayvana, bitkilere vurulmaz, arkadaşına vurmana izin vermiyorum bu doğru değil.’ deyip kolunun iki yanından tutabilirsiniz. ‘Çok öfkelisin, öfken elinde birikmiş bir yere vurmak istiyorsun bak o zaman şu yastığa vurabilirsin.’ ‘Bu kimseye zarar vermez’ diyerek başka bir seçenek sunabilirsiniz. Böyle durumlar için; doğru nefes alma tekniklerini öğretebilir, 10’a kadar saymayı, oradan biraz uzaklaşıp isterse dışarı çıkmayı önerebilirsiniz. Bunu ceza gibi yapmak yerine ‘Gel bak biraz sakinleşmeye ihtiyacın var dışarda hava alıp gelelim’ gibi. Sakinleştikten sonra bunu konuşun ‘Biraz önce öfkelendin ne oldu gel konuşalım.’ gibi bir yaklaşım uygun olacaktır. Bunun yanı sıra öfkeyle ilgili yaşına uygun öykü kitapları, oyunlar, çizgi filmler izleyebilir. Özellikle duyguları öğrenme konusunda önerim inside/out filmini çocuklarınızla izleyebilir üzerine konuşabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16508" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog-serap-duygulu-576x1024.jpg" alt="" width="273" height="486" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog-serap-duygulu-576x1024.jpg 576w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog-serap-duygulu-169x300.jpg 169w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog-serap-duygulu.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 273px) 100vw, 273px" /></p>
<p><strong> Psk. </strong><strong>Serap Duygulu</strong><strong></p>
<p>Çocuklar öfkeyi kullanmayı mı öğreniyor?</strong><br />
Çocuğun kendisini önemsiz ve güvensiz hissettiği, kendisini ifade etmekte zorlandığı, iyi dinlenmediği ailelerde büyüyen çocuklar ciddi ve kontrol edilmesi güç olan öfke nöbetleri yaşarlar. Öfkelenerek dikkatinizi çektiğini ve öfkelendiğinde isteklerinin yerine getirildiğini fark eden çocuklar zamanla öfkeyle neler yapabildiğini keşfeder ve öfkeyi kullanmayı öğrenirler. Özellikle1-2 yaşında yaşanan öfke nöbetlerinin nedeni çocuğun yaptığı işin durdurulması ve engellenmesidir. Sürekli dolapları karıştıran, koltuk tepelerinden inmeyen çocuğu engelleyen annenin karşılaştığı ilk tepki öfkedir. Tıpkı biz yetişkinlerin işleri engellendiğinde verdiğimiz tepkiler gibi…</p>
<p><strong> </strong><strong>Doğru iletişimi nasıl kurabiliriz? (Öfkelendiğinde, ağladığında…)</strong><br />
Ebeveynler öfke nöbetleri sırasında doğru tutum ve davranışlar geliştirememişlerse çocuğun öfke nöbetleri sıklıkla artar ve hemen her şeye karşı bir tepki gösterme biçimi olarak ortaya çıkar. Bu durumda bilinmesi gereken 2 önemli nokta vardır. Birincisi sabır. Sabır burada bir sonuç değil süreçtir. Çocuğa kurallar koyma bunları ona onaylatma ve uygulatmaktır. Karşılaşılan birçok problemde sakinliğini koruyup büyük bir sabırla yanıt vermektir.  İkincisi ise sınır koymaktır.<br />
Çocuğun sınırları öğrenebilmesi için kurallar koyulmalı ve bunları çocuğun anlayabileceği şekilde ona anlatılmalıdır. Burada önemli olan ebeveynlerin çocuğa karşı net bir tavır çizmesidir. Çocuk, sınırları ihlal ettiğinde ebeveynlerinin göstereceği tepkiyi ve hangi yaptırımları uygulayacağını bilmesi gerekir.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bağırmadan annelik çok mu zor? Burada anahtar davranış ne?</strong><br />
Her ebeveyn çocuğunun nelere öfkelendiğini az çok bilir. Çocuk öfke belirtileri verdiğinde (yüzü kızarıp nefes alış verişi değiştiğinde, mızmızlanmaya başladığında) ebeveyn olarak yapılması gereken diğer bir yöntem ise çocuğun ilgisini dağıtacak hoşlandığı başka bir alana yönlendirme yapılmasıdır. (Bisiklete binelim mi? Dışarıda çok güzel bir köpekçik var haydi onunla oynayalım vb.) Çocuk her öfkelendiğinde onu sakinleştirmek için uzun süre ısrar edilmemeli. Bazı öfke krizlerinde çocuğu bir süreliğine kendi haline bırakmak iyi gelebilir. Önemli olan çocuğun yaşadığı duygunun farkına varması ve bu duyguyu sağlıklı ifade edebilmeyi öğrenmesi için ona rehberlik edilmesidir. Bu süreçte en önemli şey, yukarıda bahsettiğimiz üzere sabır ve sakin kalabilmektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16509" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog_begum-kodalak.jpg" alt="" width="278" height="417" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog_begum-kodalak.jpg 526w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/psikolog_begum-kodalak-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 278px) 100vw, 278px" /></p>
<p><strong> Uzm. Klinik Psikolog Begüm Kodalak Bilik</strong><strong><br />
</strong><strong>Öfkeli ebeveynlerin çocukları nasıl bireyler olarak karşımıza çıkıyor? </strong><br />
Eğer bir çocuğun anne ve babası ona sürekli öfkeli davranıyor ise o zaman bu durum çocukların hem duygusal gelişimlerini hem de bilişsel gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Anne ve babalar da ara sıra öfkelenebilirler fakat bu durumun sürekli olması çocuklar için ciddi sorunlara sebep olur. Öfkeli ve sürekli bağıran anne babaların çocukları yoğun suçluluk duygusu içinde olabilirler, güvensizlik ve özgüven problemleri yaşayabilirler. Kendilerini yalnız hissedebilir ve sosyal ilişki kurmakta zorlanabilirler. Aynı zamanda öfkeli anne babasını rol model alabilir ve onlar da zorbalık gösteren çocuklara ve hatta yetişkinlere dönüşebilirler. Bunun yanı sıra öfkeli anne ve babaya sahip olan çocuklar sürekli stres hormonu salgıladıkları için fizyolojik gelişimleri de bu durumdan olumsuz etkilenir. Bu çocukların disipline edilmeleri de diğer çocuklara göre daha zor. Okulda disiplin ile ilgili zorluklar yaşamaları da olası. Bu tarz çocukların ileriki dönemlerde kendilerine ve çevrelerine zarar verme eğilimlerinin fazla olduğunu, kendilerini değersiz ve yetersiz hissettiklerini bununla birlikte yoğun suçluluk duyguları yaşadıklarını gözlemliyoruz. Bu çocuklar yetişkin olduklarında çok sessiz, içe kapanık ve sürekli kendilerini suçlayan kişiler olarak karşımıza çıkabildikleri gibi öfkesini kontrol edemeyen ve kendi çocuklarına, eşlerine ve arkadaşlarına öfke ile yaklaşan yetişkinler olarak da karşımıza çıkabiliyorlar…</p>
<p><strong> </strong><strong>Ebeveyn olarak öfkemizi nasıl kontrol edebiliriz?</strong><br />
Öfke de diğer duygular gibi doğal bir duygudur fakat kontrol edilmediğinde yıkıcı davranışlara sebebiyet verebilir. Anne babaların ilk yapması gereken kendi öfkelerinin farkına varmak ve sebeplerini araştırmak olmalıdır. Anne ve babaların kendi ebeveynleri ile olan ilişkilerine bakmaları bu açıdan çok faydalı olabilir. Çeşitli egzersizler yapmak örneğin; derin nefes alma, ortam değiştirme, meditasyon gibi çalışmalar da öfkenin kontrol edilmesi konusunda ebeveynlere yardımcı olabilir. Anne ve babalık rolleri de kolay olmayan ve yardıma ihtiyaç duyulan rollerdir bazen yalnızlık da öfke duygusunu tetikleyebilir. Bu dönemde anne ve babalar zorlandıklarında destek istemeli ve duygularını ifade etmelidir. Kendine ve birbirine vakit ayıramayan anne ve babaların da öfke duygularının arttığını gözlemleyebiliyoruz. Unutmayın ki uçaklarda yapılan anonslarda bile maskeyi önce kendinize sonra çocuğunuza takın denir, yani siz iyi olmaz ve kendinizi iyi hissetmezseniz çocuğunuza da sabırlı davranmanız zorlaşabilir ve daha çabuk öfkelenebilirsiniz. Kendi çaresizlik ve yetersizlik duygularınızın tetiklenmesi de öfke kontrolünü zorlaştıran bir durumdur. Anne ve babaların öfkenin altında yatan karşılanmamış ihtiyaçlarına yoğunlaşmalarını ve öfke dışında diğer duygularını da ifade etmelerini öneriyorum. Bu konuda çok zorlanan anne ve babaların ise bir uzman desteği alması hem kendileri hem çocukları hem de gelecek nesiller için çok faydalı olacaktır.</p>
<p><strong> </strong><strong>Burada sık yapılan hatalar neler?<br />
</strong>Burada anne ve babaların en sık yaptığı hatalardan birisi başka durumlara ve kişilere öfkelenip bu öfkelerini çocuklarına yansıtmalarıdır. Çocuk bu durumu anlayamaz ve kendisini suçlu, değersiz ve yetersiz hisseder. Bir diğer hata ise anne ve babaların kendi çocukluklarında ebeveynleri tarafından karşılanmayan ihtiyaçlarının çocukları olduğunda karşılarına çıkması ve kendi ebeveynlerine olan öfkelerini de çocuklarına yansıtmalarıdır. Ebeveynlerin yapmış olduğu bir diğer hata ise duyguları ile temas edememektir bu nedenle öfke duygusuna sığınırlar ve kendilerini öfke duygusu ile ifade ederler. Kendini ve duygularını ifade etme becerisini geliştirmek ebeveynlerin çocukları ile daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Uzmanlar konuyu anlattı ama bakalım annelerimizin deneyimleri neler?</em> </strong></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16510" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/cansu-efe.jpeg" alt="" width="399" height="266" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/cansu-efe.jpeg 470w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/cansu-efe-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 399px) 100vw, 399px" /></strong></p>
<p><strong>Öfke nöbetleri ile ilk ne zaman karşılaştın, sana tavırları nasıldı?<br />
</strong><strong><em>Cansu Efe, Elif ve Ege’nin annesi (@cansuefe)</em></strong><strong><em><br />
</em></strong>Annem hep &#8220;Öfkeli çocuk ya açtır ya uykusuzdur!&#8221; der. Bence buna birde &#8220;Ya da mevcut alışık olduğu düzen bozulmuştur.&#8221; eklenmelidir&#8230; Oğlum Ege&#8217;nin ilk &#8220;Öfke Nöbetini&#8221; Bir buçuk yaşında sabah uyanır uyanmaz içtiği bir biberon sütü biraz geç kalınca yaşadık&#8230;(Oğlum biraz boğazına düşkündür de) Alıştığı düzen ve saati aksayınca, basit gündelik bir alışkanlık olarak görülen 1 biberon süt o krizi yaşamamıza sebep oldu. Bu süreç kendini ifade etmeye başladığı dönemde azaldı. Genel olarak çok sakin ve huzurlu olan oğlum bazen istediği olmadığı zaman da elindekini fırlatabiliyor ya da ağlayarak kendini kusturmaya çalışabiliyor. Böyle durumlarda olabildiğince sakin davranıp en önemlisi de ne kadar sinirlenirsem sinirleneyim onun öfkesine öfke ile karşılık vermeden dikkatini başka yöne çekmeye çalışarak anlık öfkesinin üstesinden gelmeye çalışıyorum. Çünkü çocuklar o kadar akıllı varlıklar ki; bu öfke nöbetleri neticesinde ebeveynlerine istediklerini yaptırabileceklerini keşfettikleri anda öfkeyi bağımlılığa dönüştürebilme yetenekleri oldukça güçlü. İki çocuk annesi olarak diyebilirim ki; bu tarz durumlar yaşamamak için ben onu anlamanın yollarını arayıp buluyorum ve bu durum bizim oğlumla olan iletişimimizi de güçlendiriyor.</p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16511" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Elif-Hande-Ayranci-bademlebulduk.jpg" alt="" width="264" height="311" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Elif-Hande-Ayranci-bademlebulduk.jpg 264w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/Elif-Hande-Ayranci-bademlebulduk-255x300.jpg 255w" sizes="auto, (max-width: 264px) 100vw, 264px" /></strong></p>
<p><strong>Öfkelendiğinde nasıl bir iletişim yolu seçiyorsun?</strong><br />
<strong><em>Elif Hande Ayrancı</em></strong><strong><em>, Bade ve Berke’nin annesi (</em></strong><strong><em>@bademlebulduk)</em></strong><em><br />
</em>Çocukların öfke nöbetine girdiği zamanlar elbette oluyor. Bununla baş etmeyi öğrendim tabi ama ikisi aynı anda öfke halinde olduğunda zorlanıyorum hala<strong>&#8230;  </strong>Çocuklar yoğun öfke nöbeti halindeyken onları azarlamak ya da kızmak ters tepki veriyor ve bulunduğumuz durumu daha da çıkmaza sokuyor kesinlikle. Böyle zamanlarda sakin kalmaya çalışarak sarılmayı ve şefkat göstermeyi deniyorum. Eğer ben de sakin olamıyorsam bana iyi gelecek bir şeyler yapmaya ve kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. Mesela mutfağa geçip kendime bir kahve hazırlıyorum, yüzümü yıkıyorum, saçlarımı topluyorum&#8230; Hiçbir şey yapamıyorsam ortamdan uzaklaşıyorum ya da çocukları farklı odalara ayırıyorum. Kaos ortamı geçtikten sonra ise mutlaka ona ya da onlara öfke ortamını yaratan sebepler ve davranışları hakkında konuşuyoruz. Nasıl davranması gerektiğini anlatıyorum ve sonucunda her zaman sarılıyoruz. Azarlamak ve kızmak hele de olay anında durumu daha kötüye dönüştürüyor; bu yüzden bizim yöntemlerimiz sarıl, rahatla, sakinleş, konuş, sarıl şeklinde&#8230;</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16512" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/dicle-seckin.jpg" alt="" width="304" height="404" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/dicle-seckin.jpg 612w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/dicle-seckin-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></strong></p>
<p><strong>Kızın öfkelendiğinde sen de öfkelenen bir anne misin?</strong><strong><br />
Dicle Seçkin, Mila’nın annesi (@dicleseckin)</strong><br />
2-3 yaşlarında her çocuk gibi öfke nöbetlerini biz de yaşadık kızımla. Ben, Mila öfke nöbeti geçirdiğinde onunla ilgilenmeyip, kendi haline bırakmayı tercih ettim. Böyle yaparak kısa sürede öfke nöbetinin ortadan kalktığını tecrübe ettim. Üstüne düşüp uyardığımda olay daha da uzuyordu ama görmezden gelme yöntemiyle kısa sürede bu durumu atlattık. Büyüdükçe farklı şekillerde zaman zaman itiraz ve isyanları oluyor ve görmezden gelmek biraz zorlaşıyor. Girdiği öfke nöbeti kendine zarar verecek boyuttaysa ister istemez bende öfkelenebiliyorum.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16513" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/emel-kaplandar-1024x683.jpg" alt="" width="478" height="319" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/emel-kaplandar.jpg 1024w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/emel-kaplandar-300x200.jpg 300w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/emel-kaplandar-768x512.jpg 768w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/emel-kaplandar-900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 478px) 100vw, 478px" /><br />
Anne olmak öfkelenmeyi törpüleyen bir şey mi?</strong><br />
<strong><em> Emel Kaplandar, İpek ve Aras’ın annesi (@emelkaplandar)</em></strong><em><br />
</em>Çocuklarım olduktan sonra öğrendim ki annelik 4 harfe sığdırılmış dünyaymış. Çok mucizevi bir sıfat olsa da inanılmaz sınır zorlayan bir vasıf. Her anne başka her çocuk başka. Herkes çocuk yetiştirirken değişik sorunlarla karşılaşıyor. Ben annem gibi bir anne olmadım, çocuklarımı geleneksel anne anlayışıyla büyütmüyor modern usullerle yetiştirmeye çalışıyorum ama inanılmaz zorlanıyorum. Kızım 2 yaşındayken oğlum doğdu ve çok zor bir süreç atlattık. Kızım 2 yaş sendromunu doruklarında yaşadı, kardeş kıskançlığı da ekstra devreye girdiği için gün içinde yemek, uyku, oyun vs tüm olaylarda öfke kontrolümü sağladım. O bağırdıkça ben kendimi sakinleştirdim. Ama sürekli bir sendrom yaşadıkları için bir süre sonra bağırmayan anne olamaz görüşüne katıldım. Gördüm ki çocuklar sınırları, kuralları sever dolayısıyla anne daha az öfke patlaması yaşar. Çocuklar ne görüyorsa onları uyguluyor. Örneğim kızımın benim gibi sinirlendiğini gördüğüm günden beri sabırlı olmaya daha özen gösterdim.</p>
<p><strong><br />
Kızına öfkelendiğinde ona bunu nasıl ifade ediyorsun?</strong><br />
<strong>Gamze Yetişkin, Mayıs’ın annesi @gamzeninkadrajı</strong><br />
Genel olarak çok sabırlı bir anne olduğumu söyleyebilirim. Kızım Mayıs 2 yaşında ve algıları çok açık, hızlı gelişip çabuk kavrayan bir çocuk. Tabi bu durum onunla tam zamanlı vakit geçiren beni zaman zaman zorluyor, çünkü ona yetecek enerjiyi zaman zaman kendimde bulamıyorum. Aslında genel olarak baktığımda Mayıs öfkelenecek hiçbir şey yapmıyor sadece hayatı, sınırlarını keşfediyor, öğreniyor ama tabii bunu bilmem benim zaman zaman öfkelenmemi engellemiyor. Öfkelendiğim durumlarda bunu Mayıs&#8217;a tek tek beni öfkelendiren şeyleri açıklamaya çalışarak çözmeye çalışıyorum. Çok basit bir şey masadan yere sürekli bir şeyler atması var mesela ya da kalem ile boyama yaparken koltukları boyaması bir de gidip sürekli televizyona vurması var ki en tehlikelisi bu maalesef. &#8220;Mayıs, annecim televizyona vurmaman lazım. Vurursan televizyon düşebilir, kırılabilir, sana zarar verebilir, lütfen annecim televizyona vurma.&#8221; Bunu en ciddi halimle ama ses tonumda yükseklik ya da sertlik olmadan söylemeye gayret ediyorum ya da &#8220;Mayıs, daha önce ne konuşmuştuk? Hani kalemle sadece defterlerimizi boyayacaktık? Koltuğu boyamamamız gerekiyordu sana söylemiştim hatırlıyor musun? Koltuğu boyayacaksan boyama kalemlerini elinden almam lazım.&#8221; şeklinde ifade etmeye çalışıyorum. Ama tuvalete ya da odama gidip bi iki dakika sakinleşmeyi beklediğim zamanlar oluyor. &#8220;Tamam Gamze sakin ol o daha çocuk henüz bilmiyor hadi bir kez daha ona açıkla…&#8221; Sonra daha sakince yanına gidip onunla konuşuyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-16517" src="https://www.parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/nihan-aygen-2.jpg" alt="" width="329" height="414" srcset="https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/nihan-aygen-2.jpg 483w, https://parentsdergisi.com/wp-content/uploads/2019/10/nihan-aygen-2-238x300.jpg 238w" sizes="auto, (max-width: 329px) 100vw, 329px" /><br />
<strong>Neden öfkeleniyor? Sence haklı mı?</strong><br />
<strong><em>Nihan Aslı Aygen, Nil’in annesi</em></strong><em>(<strong>@nihanaygen)</strong><strong><br />
</strong></em>Çocuklar ne hissediyorlarsa o doğallıkla yansıtıyorlar. Ve hissettikleri duygu her ne olursa olsun çocuklar haklıdır. Kendini en rahat, en güvende hissettiği çekirdek aile içinde kendini ifade edecek bir yol arıyor ve bulamıyorsa, içgüdüsel olarak öfkelenir. Çocuğun yaşadığı süreci biz ebeveynler olarak doğru yönetememişizdir. Kendimizi sorgulamalıyız. Çocuklarımız bizim yansımalarımızdır. Çocuğumuza ulaşacak bir yol mutlaka vardır.</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
